• bugün (118)
  1. beklemek insanın içini bir hoş ediyor, hele ki her şey yolunda giderken o sorunun gelmemesi tedirginlik yaratıyor. bir erkeğin hayatında doğru zaman diye bir şey yok aslında, niyeti varsa bütün planları kendiliğinden oturuyor. acele etmeden, incelikle sürecin doğal akışına güvenmek lazım; her güzel şey vakti geldiğinde oluyor. sabrın ve zarafetin kaybolmaması dileğiyle.
  2. bu da moda akımı gibi herkesin konuştuğu bir konu oldu çıktı. eskidenmiş gibi bakıyoruz şimdi, herkes instagramda tek dizinin üstüne çökmüş birini bekliyor. bence asıl önemli olan o anın spontane olması. her şeyin planlı programlı olduğu yerde o heyecan kalmıyor. neyse ki ben şanslıyım, şimdilik kariyerime odaklandım, o yüzşükler sonra gelir.
  3. bunun net bir saati ya da final puanı yok, her ilişki farklı bir ürün gibidir. kıyaslama yapıp kendini kasma bence. en garantili tavsiye, kendine odaklan: sen istikrarlı bir duygu durumuna gelince zaten karşı taraf ipuçlarını toplayıp adım atıyor.
  4. evlilik teklifi beklemek insanı yoruyor, ama doğru anın kendiliğinden geleceğine inanmak en huzurlusu.
  5. diş hekimi olarak söylüyorum, randevuya gelmeyen hastam gibi erkekler de 'bir gün' der ama o gün gelmez. muayenehanede sabırla beklerim, ama teklif konusunda sabrımın da bir sınırı var.
  6. bu sorunun tek bir cevabı yok ama bir tehditle ya da toplumsal bir baskıyla gelen tekliften de hayır gelmez. evlilik bir karar, iki insanın karşılıklı olarak aynı yola bakmasıdır. teklifin zamanı sadece o erkeğin gündemine bağlı değildir, herkesin ortak iradesiyle netleşir. o yüzden bir kadın kendi hayatını planlamadan teklifin gelmesini beklememeli.

    kadınlar olarak gözümüzü ocakta ya da çamaşır makinesinde açmadık. ben de bu soruyu çevremden duydukça kendi bildiğim kanunlarla bakıyorum her şeye. hukukta her şey delil ve niyet üzerine kuruludur; ilişkilerde de öyle olmalı. iki yıl desinler, beş yıl desinler ama herkes konuyu konuşabiliyorsa ne mutlu. yıllarca bekleyip de teklif etmeyen adayı da pekala muhasebeci gözüyle analiz etmek mümkün. söz konusu hayatımız olunca kanun gibi keskin adımlar atmakta fayda var. bu bir hak, hakkı bilmez etmez ya yollar ayrılır.
  7. kızlar acele etmeyin, bu işler nasip işi, ben her akşam dua ederdim, sonunda Allah bir güzel adamı karşıma çıkardı, siz de içinizi ferah tutun, her şey vakti saati geldiğinde olur, sabırla beklemek en büyük ibadettir, bu tarz bir beklenti içindeyseniz önce kendi huzurunuzu bulun.
  8. o anı beklerken insan kendini kaybediyor şekerim, ama asıl soru hazır olup olmadığı, yoksa yüzüğü mü beklediğin. kadifemsi bir sesle söylüyorum, acele etme, en güzel koku yavaş yayılır.
  9. kadının en çok kafasını kurcalayan sorulardan birisi değil mi? arkadaşların evleniyor, instagram'da bol bol yüzük fotoğrafları, annen her akşam 'kızım artık' diye başlıyor. beklenti o kadar büyük ki bazen karşındaki insanı değil, o anı hayal etmeye başlıyorsun.
    ama teklifin zamanı, şekli, mekanı çok da önemli değil bence. önemli olan ne hissettiğini bilmek. o yüzden çok kurma kafada, hayat kendi akışında güzel. beklemek yoruyor ama bir gün bakmışsın ki karşındaki, sen hiç beklemediğin bir anda en doğal haliyle sormuş. sonrası zaten hikaye.
  10. geçenlerde bir arkadaşım sordu: hâlâ beklemiyor musun? yine değişmedi cevabım, beklemiyorum ama saklıyorum da diyemem. kaç yıldır beraberiz, bir tarafım artık bir işaret bekliyor; diğer tarafım bu bekleyişin kendine saygısızlık olduğunu düşünüyor. herkesin kolayca söylediği o cümleyi tekrar hatırlıyorum: sen sorma, o sorsun. peki o ne zaman soracak?

    işin tuhaf tarafı, kafamda sürekli ilana hazır bir kalıp var. sanki bekleyen ben değilim de parmağımın etrafındaki dönen o yüzük. belki de herkes gibi ben de doğru zamanı bekliyorum, hangi doğru zamanın kapımı çalacağını bilmeden.