• bugün (216)
  1. amerikan filmlerindeki o dava eden işçi hissini hepimiz yaşıyormuş hayatında bir kez de olsa denemeliyiz. mobing hukuku diye bir şey var ve lanet olsun ki resmi tanımıyla irade kşaaması işte adamlar seni o koltuğa öyle bir oturtuyor ki destek yazan adam bile senden rahatlıkla sorumlu. yığılıp kalmamak, o duygusal kuşatmayı geri püskürtmek için herkesin en az bir haklalarını bilmesi lazım. ispat et, kanıtla, dilekçeyi ucuna kadar uzat diyor avukatlar, biz de günlerce rafa kaldık. bu yüzden bugün yine aynı şey maddeler; gidip de kendimizi savaş alanında bulmuşçasına bacakları birbirine kilitlemeden avantrilerin ustaca taktikleri de lazım
  2. iş yerindeki mobbing denilince çoğu insanın aklına sadece yöneticinin işten çıkarmayla tehdit etmesi geliyor. oysa işin hukuki boyutu çok daha geniş, tam da burada asıl mesele şurada; 4857 sayılı iş kanunu ve işyerlerinde psikolojik tacizin önlenmesi genelgesi bu işi özet olarak düzenliyor. fakat işin pratik tarafında insan, maruz kaldığı durumları ispat konusunda ciddi zorluk yaşıyor.

    öncelikle bu tür durumlarda sessiz kalmak oldukça yaygın ama hiç de işe yaramıyor. olayları anında not alıyorum, birikmiş mailleri arşivliyorum ben. tanıklar da günün sonunda işini kaybetme korkusuyla saf değiştirebilir; bunu baştan kabullenip boş kağıda yazılı gibi bakmak lazım. bence asıl önemli olan, yaşananları içselleştirmeden, mobbing kavrdıbını hukuksal olarak doğru ifade edebilmek. hukuki destek almak için bir avukatla ilk görüşme bile kişide ciddi bir rahatlama yaratıyor. en azından yalnız olmadığını ve sürece mecbur olmadığını fark ediyorsun.

    üstelik duygusal taciz çok normal bir iş sürtüşmesiyle karıştırılmasında, orada net sınır çekmek gerekiyor. sistematik aşağılama, hakaret vs. mobbing; her işyerinde olan tartışmalar ise normal yaşamın parçası. ikisini birbiriyle karıştırmamak bahanesiyle haksızlıkları meşrulaştırmamaya çok dikkat etmeli.

    (bkz: ispat yükü)