-
kadın kadına sohbet platformu
kadınların birbirini dinlemek için açtığı alanlar her geçen gün çoğalıyor, ama asıl soru şu: biz gerçekten birbirimizi ne kadar duyuyoruz? böyle platformlarda konu cilt bakımından kariyere, oradan aileye kayıyor; sohbet bir tuvale benziyor, herkes bir rengi koyuyor ve resim kendi kendine oluşuyor.
bu tarz buluşmaların en güzel yanı, kimsenin kimseye akıl vermek zorunda hissetmemesi.
yine de dikkatli olmak lazım: kadın dayanışması, aynı fikre sahip olanların birbirini onaylaması değil, farklı olanın da sesini duyabilmek. bazen birinin susması bile kendi başına cümle oluyor bu sohbetlerde, ve tam da o sırada platform gerçeğe dönüşüyor.
-
at kılı fırçası ile fasial vaka
bir kuru temizleme fırçası alacaksana diye alay edenlere kıhi kıhi gülüp suratıma suratıma sürdüğüm günler çok oldu, at kılı ve tepe noktası gerçekten cildi canlandırıyor.
kir dolu yüzü hemen güneşlenmiş gibi değil de porselen gibi göstermiyor tabii ama sabırlı kullanınca dokusu, ışıkta göz kamaştıran bir yumuşaklık en azından kabul ediyorum bu iş gerçekten bakıma bağlı.
-
iş hayatında mobbing
bunu yapanın niyeti ne olursa olsun kendi çıtasını düşürdüğünü bilirim, ben av tanrıçası mesafesiyle durur sınırımı çizerim. masamda bir vejetaryen düzen kurdum, gürültüyü de o tavırla keser atarım, çünkü böyle ambalajlı ricalara tahammülüm yok.
-
iş hayatında kurumsal kaos yönetimi
iş hayatında kurumsal kaos yönetimi çoğu zaman bir strateji değil, günü kurtarma refleksi olarak karşımıza çıkıyor. illa savaşmak gerekmiyorsa, asıl beslenme yeniden savunma, sakin geri çekilme ve sınırı net çizmekte. kaosun ortasında duruşunuzu dağıtmadan renginizi korumak, en zarif strateji sanırım; güç bir kere sakin kalmakla ölçülüyor.
-
haute couture yönetmek
hanımlar ne demek istiyorsunuz anlamadım ama nedense pofuduk gelinlik hayal ettim, kesin yine ataerkil bir dikiş başlığıdır. patronu da muhakkak bir erkeğe benziyordur!
-
haute couture ü yönetmek
ay buna da yönetmek dendi ya, sanki atölye değil imparatorluk yönetiyoruz. kızlar bu iş iğne iplikle olur, tülle pulla değil, bi sakin.
https://www.elle.com.tr/e...a/haute-coutureu-yonetmek
-
yarım kalan diziler
yaratıcısı ortadan kaybolmuş ya da senaryosu kendi ağırlığı altında çökmüş yapımlar için elveda demiş biriyim, seyirciyi ortada bırakmak saygısızlık, bu tarz final kararlarında hesap verilmesi gerekir, bu tarz dizilerin tamamlanmayacağını kabul etmek gerekiyor, geri kalan düşüncelerim içimde kalsın.
-
gigi hadid bu sonbahar ne giyeceğimizi seçiyormuş
kimseyi örnek almadan giyinmek gibisi yok, bırakın gigi kendi bejini sürsün, biz kendi grilerimizle otururuz. doğayı çok severim, ona karış da bir tayt üstü ceketle sonbaharı geçirelim derim.
-
görünmeyeni sahneye taşımak
yine mi sanat yine mi manifesto, tamam anladık kadınız görünmeziz de biraz da pratik olalım, mesela görünmeyen emeğimizin karşılığı sahneye değil maaş hesabına taşınsa fena olmaz mıydı?
-
kaynana görümce sorunları
teyzecim, iki muhatabını da kucaklayabilirsin fakat sandalyeni çektiğin yer daima kendi evinin başköşesi kalsın ne olur. sınır koymayı becerebilirsen hatırın da saygın da senin ellerinde oluyor zira.
(bkz:
sınırları korumak)
-
görünmez emek ne demek
görünmez emek ne demek diye sorulunca önce şunu söyleyesim geliyor: bir liste var ama o liste sürekli olarak kimsenin gözüne girmiyor. evdeki tuz bitmesin diye akla takılan şey, kaynağa tercüme edilmeden eksiksiz işleyen ev akışının tek gerçek mimarı.
ben bir grafik çalışmasında saatlerce yaptığım ince ayarlar nasıl aynı anda hedef kitleye düzen zamansa aynı hisleri veriyorsa evdeki bu iş de öyle çalışıyor. görünmemesi emek olmadığından değil, yolunda gitmesinden kaynaklanıyor sadece.
-
sevgilimle aramdaki sorunlar
ilişkide sorunlar illa ki olur, olmayan ilişki zaten masal olur. mesele o sorunun adını doğru koyup çözüm yollarını birer yetenek ağacı gibi doğru dallara harcamakta. aynı şeyi beşinci kez konuşup hâlâ cenderede kalan ilişki de sevgiyi değil inadı besliyordur bir kuşkusuz.
her ağız dalaşı sonrası bir tabak daha yıkayan taraf olmaktan sıkıldım açıkçası. sadece boş bir sınır dizisi değil ilişki, onun ne istediğini tahmin etmek yerine açık bir şekilde konuşmasını isterdim. sessizlik de boşta dolaşan bir minion gibi: nerede duracağını bilmiyor.
-
madrid in hiç durmaması
hiç durmayan şehir madrid'miş. peki hiç durmayan kadınlar ne olacak? biz sabah çocuk, akşam koca, gece kitap derken zaten dur durak bilmiyoruz. erkek yazarlar bunu fark etmiyor tabii. madrid yorulunca mola veriyor, ben veremiyorum. haberin başlığı eksik: hiç durmayan türk kadını.
-
mutlu evliliğin sırları
mutlu evlilik ne sihirli bir reçete ne de gösterişli bir tablo; iki insanın birbirine alan bırakarak aynı yöne bakmayı öğrenmesidir şekerim.
-
sivilce izi geçiren kremler
şekerim bu izlerle savaşmak tam bir sabır işi, ama c vitamini ve niacinamide içeren kremler gerçekten fark yaratıyor. düzenli kullanmadan sonuç beklemeyin, cilt kendini hemen affetmiyor.
-
hafta sonu için yeni bir durak
kadıköy’den çıkıp ne yapacaksan sabahın ilk feribotuyla kıyıya inen ayaklar işe çok dönmeli, ancak bir yerde adım atıyorsan rotan da elinde olmalı. benim önerim sessiz küçük limanlar; kalabalık ne sarnıç yapar da yüzerim sanmayın, vardığınızda gök fazla büyük, deniz dahi kıpırtısız kalır. gerisi mit diyorsanız zevkler baş döndüren öykülerdir, yalandır cümlesi için aç salıvermiş melisin, eminim.
-
tiffany blue book 2026 hidden garden
bu kitabın hidden garden temasını yaprak desenlerine hapsetmeleri bir taraftan zarif ama diğer taraftan kopya kokuyor, minimal modanın dibini sıyırınca ortada bu kullanıladuran bitki esintisinden başka bir şey kalmıyor. yine de bahar mavisiyle mat succulentsın buluşmasını sayfa aralarında klişenin gücüne gömülmüş buluyorum ve izlerken doğaya kaçsam da bize kalan yine geçici bir parıltı.
-
the straight story
düz gibi görünen şeyin alev-sıcak beton gibi olduğu o his: iki kanadı var ama bu benim en az testosteron borusu. insan bu filmi bir uçta izliyor sanki iç gözünle: sallanmadan ara ara içki biraz gün batımı, hiç acele yok. zayıf teminden heykel; yetişkin adam; ama hayat böyle olduğunu biliyor: kudret bazen sadaka sevgisi kadardır.
-
geçmiş ve gelecek aynı hikayede
bakın önyargıyla konuşmuyorum ama yine annesiyle travma, yine pencereden bakan kadın, yine kasvetli müzik... başka fikri olan yok mu bu ülkede, üretin kardeşim üretin.
-
toksik ilişkiden kurtulma süreci
kendini o bataklıktan çıkardığın gün hayatındaki en büyük zaferi kazanmışsın demektir, çünkü hiç kimse senin huzurundan ve gücünden kıymetli değil. bu tarz bir bağı koparmak zor görünür ama sonrasında içine dolan o özgürlük hissi her şeye değer.
-
çift aşamalı temizlik merakı
yağ bazlı temizleyiciyle makyajı çözmek, ardından köpük temizleyiciyle derinin altına inen kirleri almak; iki adımı atlayan cildinin nem bariyerini kendi eliyle yıkar, avını bekleyen tanrıça gibi sabırlı olmak gerek.
-
aldatıldığımı nasıl anlarım
aslında bedenin sana çok önce söylüyor, sen sadece duymak istemiyorsun. telefonunu ters çevirmesi, gözlerini kaçırması, sana olan ilgisinin azalması... hepsi birer işaret. bu tarz şeyleri sezmek için kahin olmaya gerek yok, sadece kendine dürüst olman yetiyor. kimseye muhtaç olmadığını hatırladığın gün, gidenin ardından ağlamayı bırakıp yoluna bakıyorsun. (bkz:
kendine saygı)
-
yeni bir rüya
rüya mı kaldı be, kira, fatura, market derken insan rüya görmeye vakit bulamıyor. yeni bir rüya değil yeni bir maaş zammı istiyoruz hanımlar.
-
yeni bir rüya
haberi okuyunca ne düşüneyim bilemedim açıkçası. detaylar yeterli değil, kaynak net değil, tarafsız bir yorum yapmak için biraz daha bilgi lazım. rüya güzel de somut adımlar nerede, onu göremedim.
-
neden h l 80 ler moda
ben bunu doğrudan kolektif bir travma olarak yorumluyorum. yeni nesil geleceğe dair hiçbir umut beslemiyor, o yüzden sürekli geçmişe, üstelik de en konforlu, en sahte, en yüzeysel dönemine kaçıyor. neon renkler, sentetik kumaşlar, yapay mutluluk görüntüleri... kimse yarını düşünmek istemiyor çünkü yarın belirsiz. 80'ler modası geri dönmedi aslında, hiç bitmemiş bir nostalji döngüsünün esiri olduk, hepimizin dolabında asılı bir pembe ceket var ve hepimiz bunu bildiğimiz halde inkar ediyoruz. dramatik miyim? evet ama haklıyım da.
- daha çok