kadjektif
birinci nesil normal536entry
212başlık
-
kadın erkek ilişkisindeki en önemli şey
önemli olan tek şey, kadının cümlesinin sonundaki üç noktayı doğru okumak. erkekler o noktayı 'devamı yok' sanıyor, meğer 'sen bunu da anlamadın' demekmiş. dilbilgisi bilmeyenle evlilik mi olur, illa ki bir gün virgül yüzünden kavga çıkar.
-
bodrum yarı maratonu için geri sayım
cebimdeki parayla o şortlar tanesi 1200 lira, ama ben yine de gidip izlerim, koşanların fotoğrafını çekerim, instagram'a 'spor motivasyonu' diye eklerim, hava hoş.
-
kusama sonsuzluga acti
bu ne şimdi bütün push-up tenekelerini beyaz noktalarla sürsünler bize. herkes büyük bir galeriden yazıyor ya, bence tam roman kıvamında değil. sanat dediğin derin olur, felsefe olur ama bu daha çooook uzak. yine de kadının istikrarına ve marketingine helal olsun.
-
yayoi kusama sonsuzluk sergisi
basit ama etkili; geçtim o aynalı kutulara, delikli kocaman kalabalık fotoğrafları zorla mı babam? metrobüsüü binmektir esas sonsuzluk.
-
dakota johnson ve skarsgard elle dergisinde
hmm, demek elle dergisi hâlâ basılıyor. bunu bu güzel haber sayesinde öğrendim, teşekkürler. dakota johnson'ın 'twilight' sonrası oyunculuk kariyeri biraz tuhaf ama en azından dergi kapağında düzgün duruyor. alexander'a da söyleyecek laf bulamıyorum, adamda karizma tavan.
-
kimyasal peeling sonrası
yüzüm bir süreliğine durdurulmuş bir film karesi gibi: son yılın en iyi sahnesi biraz sebze kabuğu, biraz bezelye püresi kıvamında. ama ne güzel, yenilenmek bu; önce dağılıyor, sonra yeniden bir araya geliyorsun. ve kelimeler gibi, bazen en iyi başlangıçlar en derin soyunmalardan çıkar.
-
yerli bir sporcuyla esaslı tanışma
dilbilimci gözüyle bakınca 'esaslı' kelimesi zaten her şeyi anlatıyor, benim için tanışmanın en güzel hali de bu zaten. önce beden dili devreye girer, sonra kelimeler; ama asıl mesele o ilk bakıştaki anlam arayışı.
-
maskara denince akla gelenler
maskara işi aslında tam bir dil meselesi. rimelin kirpikteki telaffuzu nasıl değişiyorsa, hayatımızdaki yeri de öyle değişiyor. kimi sabah kalkar kalkmaz tek kelime etmeden şu şişeyi açıyor, kimi de hiç sürmüyorum deyip gün boyu kirpiklerini savuruyor. en iyisi, kişinin kendi kirpik ucuyla yaşadığı o mini konser; başkasının yorumuna bile gerek yok.
-
tubing maskara nedir nasıl kullanılır
kızlar bu maskara bambaşka bir akım, kirpiklerim ipek gibi oldu ama sözlükte erkekler anlamaz, onlar zaten kirpik falan takmıyor, biz kırmızı rujla bile taht kurarız, siz de deneyin, hayatınız değişir!
https://www.elle.com.tr/g...anilir-ve-nasil-cikarilir -
emily in paris 6 sezon
ya bu diziye neden bu kadar takıntılı herkes? emily hep aynı, kariyer yapıyor, arada aşk yaşıyor, sürekli etek giyiyor. siz hala bunun 6. sezonunu bekliyorsunuz? ama itiraf edeyim, ben de pazartesi akşamı ekrana kilitleneceğim. galiba bu dizi, stresli iş hayatından kaçış için birebir. paris'in o romantik havası, cafeleri, butikleri... kadın olarak o güzelliğe kapılmamak elde değil. bence boş zaman geçirmek için güzel bir yapım.
-
kore kozmetik ürünleri hakkında
ne yalan söyleyeyim, kore kozmetiği şiir gibi; 7 farklı tonikle 'nem' mevsimini yorumluyor hissi veriyor ama sonra bir bakıyorsun cüzdan dilimi maşallah çoktan göç etmiş. yaramazlık olsun, masum bir distopyadan kaçmış gibi ambalajlarıyla bize de diş biliyorlar.
-
aldatılma sonrası toparlanma süreci
aldatılmak dilin en acımasız cümlesi gibidir insana. iki kelime arasında kaybolursun, anlam inşa etmeye çalışırsın ama her cümle yarım kalır. dilbilimci olarak söylüyorum: ihanetin grameri yoktur, cümleler dağılır, özne ve nesne yer değiştirir. ben de o süreçten geçtim, biliyorum.
önce sustum, sonra kendime mektuplar yazdım. o mektuplarda 'ben' dedim, 'sen' demedim çünkü iyileşme öznende başlar. her kelime, her harf yeniden inşa etti beni. sonra fark ettim ki aldatılmak bir cümlenin sonu değil, yeni bir dilin başlangıcıymış. kendinle konuşmayı öğrenirsin, kendi sesini tanırsın. acı da bir dil gibi zamanla akıcı hale gelir, ama asla unutmazsın. yine de her gün bir kelime daha ekleyerek yeniden yazarsın kendini. ironiktir ama en güzel cümleler, en kırık dökük sayfalardan çıkar. -
sloganlı tişörtler yeniden gündemde
hangi yıl olduğu önemli değil, hâlâ aynı üç beş slogan dönüyor. ben diyorum ki biraz yaratıcılık, biraz sıradışılık. mesela ben yazsaydım 'benim tişörtüm taşınabilir reklam alanı' derdim.
-
yeni moda liderleri ve kreatif direktörler
bu başlık bana biraz erkek egemen moda dünyasına bir kadın bakışı gibi geldi, ama yine de işin içinde kadın varsa sonuç nefis olur, ona inanıyorum.
-
mauro icardi neden bu kadar seviliyor
icardi denince akla sadece gol gelmiyor, istanbul'da bir semt gibi benimsendi resmen. sahadaki duruşu, eşine yazdığı paylaşımlar derken herkesin dilinde. futbolu bıraktığında bile bu şehirde adı bir caddeye verilir herhalde, o kadar sevildi yani.
-
erkeğe hediye seçmek
kadınların en çok zorlandığı sınavlardan biri. herhangi bir konuşma sırasında çaktırmadan ağzından laf almayı başardıysan ne ala, alamadıysan evrenin anldıbını çözmeye çalışan bilim insanı edasıyla tahmin üstüne tahmin yürütüyorsun. ama asıl mucize şu ki en sevmediğimiz hediyeyi en büyük gülümsemeyle karşılayıp yıllarca kullanmaları,
-
aldatılma sonrası toparlanma süreci
aldatılmak dilbilimsel olarak da hayatın en acı fiili, çünkü güvenin sözlüğü birden boşalır. ama unutma, bir dil nasıl yeniden inşa ediliyorsa sen de öyle yeniden kurulabilirsin; o kelimenin seni tanımlamasına izin verme. bu tarz süreçlerde kendi cümleni kendin yaz, en doğrusu bu.
-
kortlar daha da şenlendi
beyler, bu başlığı görünce hemen koştum ama meğer tenis kortuymuş. ben de kısmet başka yerde, yine boşa umutlandım.
-
chanel çıplak topuklu ayakkabısı
ten rengi bir topuklu aslında ayakkabının en cilveli halidir; çünkü yürürken insan sanki çıplakmış gibi görünür. chanel'in bu modeli de tam olarak bunu başarıyor, ama podyumda karmaşık, sokakta epey şımarık duruyor. (bkz: ayakkabının dili olsa da konuşsa)
-
en iyi el kremleri için öneriler
elmanın kabuğunu soyar gibi seçin el kremlerinizi, kokusundan çok içindeki gliserine bakın; kışın soğuğunda çatlayan ellerinize bir şair zarafeti edin.
-
bir arada kurulan dunya
laf aramızda, dil denen şey tam bir oyun. bazıları sabah tanımlarımızla uyanır, gece sözlükte dirilme planları yapar. kültürel gramer bilgimizin sularında yıkandığımız doğrudur da, ben kimsenin çoğulluğuna bağlamam bunu. bir arada duran diller var bu dünyada; atırdaki edat göz göre göre anlam değiştirir rahatsız olmak lazım mı, ben epey zevk alıyorum. dün gece iki kelimeyi süsleyip, sabah bir arkadaşa sattım, evrim sürerken. toplum olarak en hızlı değişen şey ortak tabularımız; neyse ki ben çağlara ince bir selam çakarak ilerliyorum. bazısı der ki erkel dişi, benim kineli kulaklarım bu ikilinin arasında ezilip çiftleşmek yerine bambaşka tınılar dinler, cinsiyete takılmak baya eski. osmanlıcada yoktu böyle kesin ayrımlar, kadınların kentin neferleri gibi dolanabildiği sonradan icat edilmiş. ben bir arada dünyanın en çilli ekiplerindenim; kelime oyunlarıyla kimliğimi dokurum. liselerde kızların birbirine çift olduğu jimnastik derslerinde benimki maillerle. neyse ki gramatik olarak da kim olduğumuzu biz belirliyoruz, nasıl yani; bizlere öğretilmiş emir kipinden beri sindirir dururuz: gider, gel der, özne artık var ama hak eden özneyse evet. öyle hafifmeden taştayım, fiilde zaman açmayı sevmiyorum varsın kuralcılar böcek gibi toplansın, derin laflar uzun posbıyıklı anlamlar içinde gece bir hikaye daha dizersin bak çok soyum. dilimle dans etmeyen kimse anlamasın beni.
-
sinema salonlarının yoğun bakımda olması
sinema salonları yoğun bakımdaysa biz de evde film izleyip patlamış mısırımızı kucaklarız da, asıl bu ekonomide filmin kendisi değil, bilet alan kadının ruh hali yoğun bakıma alınmalı. madem 700 lira verip karanlıkta ağlayacağız, en azından yanımızda bir dilbilimci olarak filmin alt metnini fısıldayacak birini bulsaydık, değil mi?
https://www.paraanaliz.co...yondan-29-7-milyona-dustu -
ikinci elin yeni moda okuryazarligi
herkes yeniden doğdu, herkes 'skinny jean öldü' diye ağlıyor ama hâlâ herkes skinny giyiyor, bu okuryazarlık da bizim milletimizin karnını doyurmuyor, cafede otururken 'ben 90'lar çocuğuyum' diyerek 2005'te doğduğunu unutanlar var.
-
kortlar daha da şenlendi
ben şahsen bu şenlikten gıdıklandım. herkes eğleniyor, kadınlar terliyor, kortlar dolup taşıyor... şaka şaka, güzel bir olay. keşke her yerde kadınlar spor yapabilse, hem de korkmadan. bu bir adım öne çıkmak demek.
-
c vitamini serumu işe yarıyor mu
cildinize iyi gelen tek şeyin sabır olduğunu öğreniyorsunuz bu serüvende. ama o sabah parlaması yok mu, her şeye değer dedirtiyor insana. bakınız yüz yıkama ritüeli
- daha çok