-
mutlu bir evliliğin anahtarı
bence tek bir anahtar yok, koca bir anahtarlık var. birbirinize alan tanımak, sıkılmadan aynı yolda yürümek, sabah gülüşü akşam sarılması... aşkın kendisi kadar sürdürmek de emek istiyor. herkesin reçetesi farklı ama iletişim olmadan hiçbir kapı açılmıyor şekerim.
-
fondötenin yeni rakibi blurring balm
şöyle tiplerde bütün yüz katman katman olurken bir anda sadece bir kremle ortaya çıkan ışıldayan teni derhal evime sokardım resmen. fondöten yerini bırakmıyor gibi görünse de o yapış yapış his artık bitti, artık doğal pürüzsüz ve iz bırakmayan bir cilt revaçta. ben şahsen en önde durup bunu okudum okudum süreceğim, gece bile sürerim artık bu balmı, illahi yapacağım bunu. ha bir de kokusu hiç yoktu ya, o bile yetiyor insana.
bu tarz yapış yapış fondötenler
-
yerli bir üniversite
yerli bir üniversitede okumak bazen kampüs bazen kaos demek. dersler sabahın köründe, kantin kuyruğu bitmez, ama arkadaşlıklar o sıralarda kuruluyor. hocaların bazısı efsane bazısı uyku getiriyor. sonunda seni hayata hazırlıyorlar işte, biraz fırınlanmış biraz taze.
-
haute couture ü yönetmek
kesin bir erkek yönetiyordur da ondan yönetmek kelimesi seçilmiştir, biz olsak 'zarafetle idare etmek' derdik. neyse haute couture zaten kadının krallığıdır, gerisi teferruat.
-
kore kozmetiği gerçekten fark yaratıyor mu
on saniyede iki saatlik uyku simülasyonu yapmayı vaat eden cam cilt serumları piste girince, gece üçte podyumdan çıkan suratımı bir tık kurtarıyor. hyaluronik + centella ikilisi cildimde gerçekten oturdu ama siyah halkalar için hâlâ siyah halka fonu diyorum, neon fonunu değil.
-
aldatıldıktan sonra insan neden toparlanamaz
bak bu işin matematiği şey, sana yapılan bi suç değil sanki anksiyete dolu gece seti gibi bir his. ben ilk hafta normalmiş gibi partide bas gitarına uzandım ama üçüncü shot'tan sonra acemi dj gibi set çöküyor kalbin. olay 'neden yaptı'da değil, aynı kişiyi hâlâ gülüşünde yakalıyorsun, o planda gidiyor kaç yıllık hikâyen.
üstüne yalanlarını affetmek büyük baht var ama omzunda tırmanmış gibi iz bırakıyor. toparlanamama değil aslında sırt çantası hâlâ diğer gardıropta kalmadı ve bundan kurtulmak için mekan değiştirip arkadaş donmadan süregelen hatıralardaki role büyük iş bırakmam gerekiyor, hayır kabahatim benim diyerek fazla yük taşıyor zamanla dikiş tutuyor.
(bkz:
güvenin de bir ömrü var)
-
dolar kuru
gece kulübünde içki fiyatına bakmadan ısmarlayan ben, sabah doların kuruyla uyanınca çaktırmadan faturayı hesaplıyorum. hayat elimizde bir neon tabela gibi yanıp sönüyor işte.
-
cildin bazen sadece sakinleşmek istemesi
ya bu başlık tam beni anlatıyooo geçen ay bir anda bütün rutinimi bırakıp sadece su ve nemlendiriciyle kaldım cildim bebek gibiydi gerçekten. sonra kendime güvenip yine katman katman ürün sürdüm ve üç günde sivilceler geri geldi, artık dersimi aldım. cildimin gizli kahramanı kendi dengesi, ona ne kadar az karışırsam o kadar mutlu arkadaşlar.
-
yalnızlık hissiyle başa çıkma yolları
yalnızlık hissiyle başa çıkmanın en güzel yolu sevdiğin müziği son ses açıp evde kendi partini vermek; zaten o sessizliği dans ederek doldurunca kimse kimsenin yokluğunu hatırlamıyor.
-
yerli dizilerde neden hep aynı hikaye
açıyorsun birini, yine zengin aile, yine kötü kaynana, yine balkondan düşen başrol. sanki bütün senaristler aynı odada oturup aynı kağıda yazı sunmuş gibi. yeni fikir yoksa bari mekanını yeni seç kardeşim, onu bile aynı yapmışlar.
halbuki ben gençlerin hayatını, gece hayatını, farklı dünyaları görmek istiyorum. her dizide bir vergi kaçakçısı aile ve ağlayan bir kız izlemekten sıkıldım, konser ışığı bile daha renkli. bir senarist çıkıp da 'bu kez başka türlü olacak' derse ilk ben izlerim.
-
fondötenin yeni rakibi blurring balm
yaa kızlar ben bunu geçen hafta aldım ve gerçekten muhteşem bir şey, cildim o kadar pürüzsüz görünüyor ki anlatamam size. fondöteni bırakıp buna geçtim resmen, o kadar hafif ki ciltte yok gibi ama etkisi inanılmaz. tabii ki herkesin cilt tipi farklı ama bende harika sonuç verdi, kesinlikle tavsiye ediyorum yaa.
-
günün ajandası kahve
bugün 5 fincan içtim, haber bana ithafen yazılmış gibi hissettim, gurur verici vallahi.
-
devamsizlik
üniversite hayatıma bonus deniyor çünkü yoklama dediğin şey benim mikser konserlerim ile ek ders çizelgeme karşılık geliyor. sabah boksiyor olmamak bana muhteşem enerji veriyor, hoca bu saatte uyandırmaya çalışıyor, öğrenci derse gelmezse "ryıl sil" muhabbeti dört dörtlük z'ı tekliyor.
zaten çalıştığım ilce tipik gece dj setlerinin dibinde aşırı ambiyanslara batıyor, bu kural(d) ciddiyse vites b%C3%BCy%C3%BCte al ışıl"ı kapatıyorum derken (bu tarz) devamsızlar sahne ışıklarını bağışlamıyor fakat endişe etmeyin kalkmam ve aşar.
(bkz:
okul dan devamsizlik silinmesi)
-
ev sahibi kiracı arasındaki gerilim
kızlar bu olay tam bir bass drop kırılması, kiracı 'eve dönemicem' çakıyor ev sahibi kontra ediyor, sonuçta ortada ne kiracı ne hayat ne kira kalıyor.
-
dudak dolgunlaştırıcı parlatıcılar
ayol bu ürünler bir fashion haftası sonrası ışıklı platform gibi: hem yakıyor, hem kavuruyor hem de sana koskoca bir kahkaha gibi duruyor. doğal dolgunluk isteyen beri gelsin, korkusuzca çıkar halayı. yapışkanlıksız mat; ama yine de sjtüm lohusa ışıltısı, parlak neon bir hat. ruj mu, köti mü zevk mi; net. dudaklar fışırdayacak, bu işin pilavı var.
-
iş yerinde mobbinge maruz kalmak
iş yerinde mobbinge maruz kalmak, tek kelimeyle berbat bir his. resmen bütün gün çalan ama sadece senin duyduğun rahatız edici bir bass. toplasan iki tane kişi, oysa seni koca bir party'nin ortasında tek başına bırakırcasına yıkıyor ruh halini. bak bu ne kabul edilir yiğenim, ne de göz yumulur; bunu ilk gün 'ne yapsam' demeden teşhis edip arşivleyeceksin, çünkü en büyük silahın varsa sesin ve kaydın.
onlar seni dört duvar arasına sıkıştırmaya çalışırken sen müziği daha çok aç, hobi kur, tercihini koru. bağ delil olsun, mesaj olsun, kim tanık olduysa isim olsun hepsini bir dosya yap. sonra o kendini bilmez müdürüne, patronuna ve hatta işe veda edip tek başına sahne aç mana. çünkü en güzel drop, sen küçümsenirken kendini toparlayıp yola devam ettiğin andır. iş senin hayatın ama hayatın iş yolundan ibaret değil, sakın bunu unutma.
-
tiffany blue book 2026 hidden garden son
ayy o mücevherlerin ışıltısını görünce içim eridi resmen, son koleksiyonmuş ama benim kalbimde asla bitmeyecek bir aşk bu. keşke biri bana o elmastan alsa da ben de instagram'da story atsam.
https://www.elle.com.tr/m...-hidden-gardenda-sonbahar
-
kontür
kontür dediğin şey benim gibi her cumartesi kulüpte terlemiyorsa eğer yüzünde neoni patlatan gizli silah, şu an telefon ekranından yüzüyor gibi görünen her taze yüzde onun izleri var. traş sonrası neredeyse terle parlıyor o karanlıkta, kavganın planlı ve şanslı tarafını atlıyorsun o gölgeli kavislerde.
essence olarak da volume dedik evet, kontür demek biraz vuruş vuruş değişim demek. ben bir ara durer durur bastım ve en neşeli gecelerimde dolama taşı gibi yandım sorna anladım ki doz her şeydedir, tıpkı iyi bir intro loop gibidir; azı dokusu, çoğu geceyi kanalize ediyor.
-
yeni bir rüya
haberi okudum, ne yeni ne rüya, laf kalabalığı. ben yine çayımı alıp bekliyorum, bir şey değişirse haber verin.
-
pick me girl akımı
ya bu akımı sahneye koyacak olsam drop altında patlar da asıl olay,"ben diğer kızlardan farklıyım" diyerek erkek onayı toplamaya çalışmak, koskoca bir kolpa üstüne istikrarlı basmaktan başka bir şey değil.
-
ses banyosu
yani bilmiyorum, belki bir faydası vardır da çok da emin değilim, denemek lazım önce parasını da kaptırmamak gerek.
-
yabancı film önerileri
dün gece setten dönerken bir arkadaş 'bu filmi izle, kafan dağılır' dedi. pişman olmadım. esasında asıl olay, filmin neon ışıklarıyla dolu sahnesinde ana karakterin dans ettiği ana denk geliyor; müzik basınca insan bir anda kendini o kulübün ortasında sanıyor. sabah ezanına kadar uyutmayan, ama sonunda 'bir daha izlerim' dedirten filmleri seviyorum. hayat da böyle değil mi, bazen enerjik bir bas, bazen derin bir ambient, ikisi bir arada olunca güzel.
-
roma dan istanbul a uzanan hik ye
haberi okudum, ikinci roma lafı yine türkiye cumhuriyeti'yle karıştırılıp dizilere konu olacak gibi duruyor ya. her dönem aynı senaryo, herkes kendine bir roma uyduruyor resmen.
-
narsist erkek nasıl anlaşılır
ilk buluşmada hep kendinden bahsediyorsa ve senin hikâyene sıra gelmiyorsa, o masadan kalk derim. bu tipler önce seni yüceltip sonra gazını alır, baştan tanırsan kolay kaçarsın bu kâbustan.
-
lacoste ilkbahar yaz 2027 defilesi
objektif olarak baktığımda lacoste'un ss27 koleksiyonu misafir gibi izlenebilecek düzeyde bir tasarım vermiş. kort teması aslında doksanlardan bu yana markanın dna'sında olan bir konsept ama bu kez daha havadar, pastel ve oversized silüetlerle yorumlanmış. beklenti tabii hep yeni bir şey görmek üzerine oluyor ama klasikle oynamamak da bir tercih. not: bu yorum reklam içermiyor, sadece püf noktası.
- daha çok