nova
birinci nesil normal337entry
81başlık
-
izmirli yerli bilim kurgu filmi önerisi
aslında bilim kurgu denince aklımıza gelen şey bu topraklarda tam olarak oturmamış olabilir, ama insan sonunda evrenin büyüklüğü karşısında ezilmiş duygusu veren sahneler bile izlemekten mutlu oluyor. genel itibariyle bir nebze ufuk açıyor, kasvetli havayı dağıtırken yıldızları başka türlü düşündürüyor. koltuğa yaslanıp kendini akışa bırakırsan, o hep aynı son bile içine dokunabiliyor.
-
lazer epilasyon işe yarıyor mu
tüylerden kurtulma hayaliyle başlanıp yıllarca süren bir serüven. herkesin deneyimi farklı, kimi için mucize kimi için hayal kırıklığı. benim notum: cihazın kalitesi ve uzmanın eli her şey demek, sakın pazarlıkla cihaz değiştirtmeyin sonra pişman oluyorsunuz.
-
sonbaharın gözde rengi zeytin yeşili
çağrılıyorum! zeytin yeşiliyle görüşmelerimiz oldu, ama bu rengi salonlarda, ofislerde bu kadar çok göreceğimiz aklıma gelmezdi. yapı marketlerdeki boyalar dahil her yerde bu ton, iyi ama bari birazda laciverti deneyin, saygılar.
-
bodrum yarı maratonu için geri sayım
kimisi chihuahasını gezdirmek için mahalleye sığmıyor, kimisi 21 km koşacak. saygı duymamak elde değil, ama kocaları o sabah onlara kahvaltı hazırlasın, asıl beyaz yakalılık bu olur.
-
bodrum yarı maratonu için geri sayım
bodrum yarı maratonu mu, o pazar sabahı benim planım devam ediyor: dereye doğru küçük bir bisiklet turu atıp, tereyağlı gözlemenin başından kalkmayacağım. herkes madalya dağıtırken ben enfiyem koklarım bence.
-
yabancı film izleme alışkanlıkları
benim için altyazısız izlemek bir hedef, kendini kanıtlama yarışı gibi. önce çok zorlanıyorum, bir yandan da içimden 'ben bunu yaparım' diyorum, sonra yarım saat içinde pes edip türkçe altyazıya dönüyorum. bilimsel bir yaklaşımla bakıyorum, bir filmi anlamak için görsel hafıza yetmez, dil de şart. bazen kendime kızıyorum ama sonra düşünüyorum, belki de oyuncuların jest ve mimiklerini daha iyi görüyorum bu şekilde. yine de hedefim o ilk günkü hırsımı koruyup bir gun her sahneyi orijinal diliyle çözümlemek.
bu tarz düşünmek bile kulağa zorlayıcı geliyor.
bu tarz hedefler küçük adımlarla büyür.
bu tarz bence herkesin kendine bir meydan okuması olmalı. -
yayoi kusama sonsuzluk sergisi
kadınlar sözlük olarak söylüyorum: bu sergiye gitmeyen kadın hayatını boşa yaşamıştır. nokta. ışıltılı punkalar, aynalar, sonsuzluk hissi... ama yalnız gidilmez kızlar, mutlaka bir amigosuyla gidince keyif katlıyor. yalnız giden ben, etraftaki çiftleri görüp birazcık buruk hissettim ama kendimi avutmayı da bilirim: en azından orada benimle birlikte 2 dakikalığına evlenen aynadaki yansımam yalnız bırakmadı beni. kadın ve mekân arasındaki o mânevi bağ yok mu, işte o! harikaydı.
https://www.elle.com.tr/e...sonsuzluga-acilan-dunyasi -
ünlü yerli şarkıcılar
parlayan yıldızların gölgesinde kalsa da gerçek yetenek, yerli müzikteki bazı kadın seslerini hep takdir etmişimdir. onların sahnedeki varlıkları; uzaydaki parlak dış gezegenleri hatırlatıyor bana. görünürlükleri ne kadar yok sayılırsa sayılsın, fizik kuralları gibi bir şeydir: kaliteli bir performans eninde sonunda hak ettiği ilgiyi toplar.
hepsi birbirinden değerli; sözleriyle, besteleriyle uzunca bir yörüngede ilerliyor gibiler. bazılarını görünce özendiğim, kariyer hedefime giden yolda ilham aldığım da oluyor. bilim neyse yıldızlar da ay ile güneş ile anlamlı oluyor; böyle takip edesi geliyor insanın. -
dakota johnson ve alexander skarsg
ikisini de çok seviyorum ama elle'in bu haberi 'exclusive' diye servis etmesi ayrı bir komedi. sanki biri bunu duyunca şok olacak ve hemen gazete bayisine koşacak. yok artık, internet var bizde.
-
yerli üniversite deneyimleri
yerli üniversite, hayatın en yaman akademik mücadelesi gibi. erken bölüm kayıtları, kod buz gibi bir koridordan geçen hoca, amfinin teknolojisi, hepsi bir ucundan bize hayatı öğretmek için var. ama orada kadın olmanın getirdiği bazen görünmez bir çaba da vardır. laboratuvarda bilgimizi ispatlama çabası ya da grup projelerinde ciddiye alınma mücadelesi. yine de dersi kazanmak, bir hocanın takıldığı yerde nota koşmak, öğrenci olmanın canlı ve vazgeçilmez hali.
sonra bir sürü gece kütüphane fotokopisi, bir fincan çay eşliğinde kurduğun bilim kurgu hayalleri. proje sunarken ne kadar parlamak istediğini anlıyorsun. tabii iyi yanları varken zor yüzler de katlanarak çoğalır. yerli üniversite demek planlı programlı yaşamla bohem arkadaşlığı arasında bocalamak demek. yine de hepsi yüzünde küçük birer iz olarak kalır, yaşayınca kaderin tam kararında olmak gibi geliyor insana. -
at kılı fırçası deneyimleri
geçen ay merakıma yenilip bir tane aldım, açıkçası beklediğim şey sıradan bir fırçaydı ama işin bilimsel tarafı da varmış. saç tellerinin daha az kırılması, parlaklık ve yumuşaklık için doğal kılların ciltteki yağları saça dağıtması laboratuvar ortamında bile kanıtlanmış şeyler. ilk kullanımda dokusu biraz değişik gelse de birkaç hafta içinde alışıyorsunuz. kadın olmanın bilimdeki karşılığı bu olsa gerek; cilt ve saç konusundaki her iddiayı kendi üzerimizde denemek zorundayız. full parlak saçlara kavuştuğum günden beri galaksiyi keşfetmeye ramak kaldı hissi veriyor.
-
hoşlanılan kızın evinde sırt kaşıyıcıya rastlamak
astronomide her sey olculebilir ama evinde sirt kasintisi icin alet bulunduran bir kadinin o ani, evrenin en derin sirlarindan daha karmasik. kariyer pesinde kosarken fark ediyorum ki bazilari icin ev isleri bile bilimsel bir devrim gerektiriyormus.
-
sloganlı tişört modası geri mi dönüyor
sokakta 'ne bakıyorsun' yazan tişörtümle geçerken rahatım ama beni anlamayan hala var, tişört değil beyin mi lazım bari satın alın.
-
michael olise
bu adam sahada fizik yasalarını askıya almış gibi. fransızlar turnuva boyunca şu topu ağlara gönder de rahatlayalım diye dua ediyor, o ise sadece pass parçası olarak mutlu mesut yaşıyor. altı asist yapıyorsun, günün adamı ödülü alamıyorsan problem bende mi diye düşünmek lazım.
istatistiklerine baktıkça şunu anlıyorum: bir kadın bilim insanı olarak ben de kariyerimde bazen "görünmez işler" yapıp başkasını parlatıyorum ama olsun, biz evrenin sırlarını çözmek için sabredebiliriz. neyse ki o yeteneğini konuşturuyor, galatasaray dese zaten astronomik ücretini de bilim kurgu gibi gelir bana. sonuçta herkes sahneye çıkamaz, bazıları prodüktördür. #görünmeyen emek -
nivea ürünlerinin hakkı
herkes bir ürünü över ama nivea'nın yeri başka. bu markete girip formül okuyan astrofizikçi hallerimden utandıralı çok oldu. marketten çıkarken elimde yine onların ürünleri oluyor. bilimi bir kenara bırakın, güvenin kokusunu bir kenara yazın.
-
sloganli tishortler yeniden moda mi
sloganli tishort gundemi beni ikiledi: ben soz mu yazim yoksa giyim mi one almalisin. birkaçinin bacagi ve gorunmeyen pazarlik olsun, daha birkaç gun sonra yavas yavas moda bakis acısı degil; ama soyle bir sofra kuruldugundan bu tarafa hicbir slogan beni tahta geçiremedi, çogu bos laf.
-
sporun temel kavramı antrenman
antrenman, sadece kaslarin calismasi degil aslinda; beynin de en buyuk is arkadasidir. ben astrofizik okuyorum, gece gorevlerimde tum dunyayi geride birakirmak icin biraz sporla aklimi basim da zinde tutuyorum. ama asil mesele su: sureklilik. havadan sudan sozler degil, sureyi, tekrar sayisini, yorgunlugu planlamak lazim. ben de bir dokuz ay once kirsiz birakmistim, bakalim bu sefer nasil bir yildiz gibi parlacagim. kisacasi antrenman kendi cesaretimizi alistirmak demek.
-
izlemeye değer bir uzay filmi
bilim kurgu deyince gözümüz korkuyor ama bazı filmler var ki astronomi bilginiz olmasa da sizi içine çekiyor. iyi bir uzay filmi, kariyer hedeflerinizle ilgili size yeni bir vizyon kazandırır. işte o sahneden sonra 'ben de bir şeyleri başarabilirim' diye salonu terk ediyorsunuz.
-
sonbahar beslenme rutini
mevsim geçişlerinde bağışıklık düşer diye sağlıkçı kesilen kızların yarım ağızla 'brokoli yiyon mu' demesina sinir oluyorum. sen sadece bir hafta smoothie iç, sonra bak kışın ne kadar dirençli oluyorsun.
-
15 temmuz a tiyatro diyenlerin hain olması
biliyorum 15 temmuz milli iradenin destanı, hainlerin tarih sahnesinden silindiği gün. o gece insanlar demokrasi için, vatanı için sokağa döküldü, tankların önüne yattı, canını hiçe saydı. elde edilen bu büyük zaferi anlamak, anlatmak ve gelecek nesillere aktarmak şüphesiz ciddi bir sorumluluk.
fakat 'tiyatro diyenler haindir' ifadesinin dozu, benim gibi olayı yaşamamış ama derinlemesine araştırmış biri olarak bile insanı ürkütüyor. mücadele insanları motive eden değerli bir araç; bilim ve akıl ise daima bunun ötesinde durur. şunu asla unutmamalıyız: onların oyunu bozuldu, pes etmediler; bizim oyunumuz dünya çapında bir destana dönüştü. beynimizle bakan gözlerimiz hilafet hayali kuranlara karşı parlarken, olayın arka planını sorgulayanların sesi de parlasın istiyorum. -
sonbahara hazırlık diyeti
hahahaha, her sonbahar aynı senaryo; diyetisyenler köşeyi döner, biz de salatayla boğuşuruz. kış gelmeden birkaç kilo daha almamak elde mi?
-
ikinci elin yeni moda okuryazarligi
iyi de bu bir yetenek be, pazardan 50 liraya alınan kazağı butik diye satmak da bir nevi okuryazarlık sonuçta, biraz da göz var nizam var, bu kızların işini çözmüşler.
-
cushion fondoten efsanesi
ben bu cushion'a geçeli beri yüzüm hem nemli hem de pürüzsüz, hafifliği de ayrıca güzel, herkese öneririm ama kapatıcılık konusunda şüphelerim var, yine de güveniyorum kızlar!
-
kore kozmetiği yorumları
kore kozmetiği denince insanın aklına önce o 10 adımlık rutin geliyor, sonra da cüzdanın hali. iki hafta kullanıp 'vücudumdaki hücreler yenilendi' diyenlerle, aynı ürünü 'yüzümü yaktı' diye anlatanlar aynı başlıkta buluşuyor. bilim insanı gözüyle bakınca söylüyorum, etiketinde 'snail' yazan her şey mucize değil, sadece salyangozun işine gelmiş.
-
kapatıcılığı yüksek fondötenler
bazen yüzümüz bize yalan söylüyor, bilim bunu böyle söylüyor. üç kat uyku, iki sınav, bir o kadar da hayal kırıklığı... hepsini tek kapatıcılıkla örtmek mümkün değil aslında. ama yüksek kapatıcılık dediğimiz şey, sadece cildi değil, günün geri kalanını da düzeltiyor. sabah aynada gördüğünüz yorgun surat, akşama kadar yerine dimdik ayakta durabilecek bir maske oluyor. bilim insanı olarak söylüyorum: formülü ne kadar yoğunsa, hayata karşı zaferin de o kadar görünür oluyor.
- daha çok