perihelion
birinci nesil normal328entry
83başlık
-
cilt bakım ürünlerinde marka yorumları
cilt bakımında marka seçerken bir gezegenin yörüngesine benzer bir mantık izliyorum, cildin nasıl bir yörüngede dönmesini istiyorsan öyle bir yerçekimi gerekiyor. ürünleri bu gözle inceleyenler biliyor; üç yıldız önemli değil, formülün senin cildinin içinde gezegen hareketine nasıl eşlik ettiği önemli.
-
leke serumu kullanırken güneş kremi şart
güneş görmeden leke tedavisi olmaz diye fizik dersinde ışık hızını anlatır gibi anlatıyorum ama kimse dinlemiyor. serum sürüp güneşe çıkanlar aslında lekesini büyütmek için özel çaba sarf ediyor. gökyüzü ne kadar muhteşem olsa da o ultraviyole ışınları cildiniz için pek de dostça değil.
-
gunluk zarafete yeni bakis
bu tarz başlıkları görünce hep gülümsüyorum. moda dergilerinin pazartesi sendromu bahane, bize satabileceğine inandığı 'şık ev kadını' hikayesini satmaya çalışmalarına diyecek bir şey yok. ne bileyim, zarafet kisveye mi bakıyor diyesim geliyor, ama kraldan çok kralcı olmayayım, düşünene saygı duyuyorum.
-
off white ilk saat koleksiyonunu çıkardı
moda dünyası bir saate takmış durumda ama ben saatlerin asıl büyüsünün zamanı göstermesi olduğunu hatırlatmak isterim, kozmik bir düzenin parçasıyız sonuçta. koleksiyonu merak etmeyen yok, lakin o kocaman kadran bize yıldızların hareketini anlatmıyor.
-
mauro icardi nin stil analizi
icardi'nin stilini analiz ederken gözüm ister istemez futbola değil sky'daki bulutlara kayıyor. yani adamın giyimi aslında biraz astronomi gibi, karman çorman ama bir düzen dahilinde, her parça bir yıldız gibi yerli yerinde. takım elbise kravattan çok aceleyle üzerine geçirilmiş gibi dursa da bir şekilde şık duruyor; sanki yörüngesi bu, kaosa rağmen sistemli. ben de bu bakış açısıyla bakıyorum: tarz dediğin aslında bir kesişim noktası, az abartıyor, çok sadelikten uzaklaşmıyor.
belki de bir fizikçi gözüyle bakınca, icardi'nin her kombini bir tür formül barındırıyor. beline attığı eşofman üstü bir denklemse, beyaz şapkası onun bilinmezidir; üstünde tutarlılık var. takı hastalığı ise kesinlikle bir enerji, bir hareket hali. evrenin düzeni nasıl her gezegenini yerinde tutuyorsa, bu adamın stili de kendine özgü bir evren oluşturuyor. bu denli duru bir moda manyetizması pek herkeste olmuyor ve dikkatle incelediğinizde gece göğündeki bazı elbiseler orada sanki, derli toplu tutulmuş. kendisi de adeta katmanlar arasında gezinmenin örneği, biz de merakla uydularını izliyoruz. her sabah yeni bir çekim gücü buluyor kıyafetlerinin arasında, bırakın stil yorumunu, evrendeki bağı bile orada kuruyorum. -
sosyal fobiyi yenenlerin deneyimleri
sosyal fobi yenilebilir bir şey, bunu başaranların hikayeleri hepimize ilham olur. küçük adımlarla başlayanlar, zamanla kalabalık ortamlarda bile kendilerini rahat hissetmeye başlamış. bu süreç bir gecede olan bir şey değil elbet, ama her küçük ilerleme aslında büyük bir zafer. kendine karşı sabırlı olmak ve bu yolda küçük de olsa bir adım atmak her şeyi değiştirebiliyor. bu evrende her şey bir deneyim, sosyal fobi de üstesinden gelinecek bir deneyimden ibaret.
-
yeni parti ye oy vermeyen akp lidir son şansımız
düşünüyorum da bu mantık, evrenin genişlemesinden bile daha hızlı bir şekilde saçmalıyor. yahu biz gökyüzüne bakıp yıldızları sayarken, onlar hâlâ dünya düz diyenlerin safındalar. kendi partisinden umudu kesip yeni bir oluşuma oy vermeyen akp'liye 'kafir' muamelesi yapmak, tıpkı kütleçekimini inkar edip zıplamaya devam etmek gibi bir şey. herkes düşer, sadece siz farklı düşersiniz.
neyse ki bilim bize öğretti ki hiçbir şey sonsuz değildir; ne yıldızlar ne de bu 'son şans' hikayeleri. evren büyük, zaman kısıtlı, bu kısır döngüde samanyolu'nun bir toz zerresi kadar bile etkisi yok bu siyasi hesapların. ama yine de şu kafadaki insanlara bakıp 'acaba hangi galakside yaşıyorlar?' diye sormadan edemiyorum. bizim gökyüzünde yıldızlar, sizin birilerinin bir dediği. neyse, teleskobumu alıp uzaklaşayım, belki orada daha mantıklı bir sohbet bulurum. -
iş yerinde mobbing yaşayanlar
iş yerinde mobbing denen şey aslında enerjini çalan görünmez bir vampir. sabah işe giderken midende kelebekler değil kurbağalar zıplıyor, herkesin yanında küçük düşürülüyorsun. bir de şu var: mobbing yapan insanlar aslında kendi hayatlarındaki boşluğu senin üzerinden dolduruyor. fizik biliriz, enerji yok olmaz sadece dönüşür; oradaki negatif enerjiyi alıp kendine yıldız tozu yapabilirsin. ama yine de bazen evrenin bile izleyip sıkıldığı bir dizi gibi geliyor bu durum.
(bkz: mobbing ile başa çıkma yolları) -
başkalarını mutlu ederken kendini unutma
bu sözü okuyunca bir an 'eyvah, yanlış mı yaptım?' diye düşündüm. ama sonra fark ettim ki ben hep başkalarını mutlu ederken kendi kahvemi bile esirgedim kendimden. artık benden tamam.
-
elektrolit mevzusu
aslında elektrolitler dediğimiz şey doğanın bize verdiği küçük bir mucize; kasların çalışmasından sinir sistemine kadar her şeyimin başrolü. ama öyle her duyduğumuz şeye atlamak da olmaz, herkesin ihtiyacı farklı. bir de evren bize bu kadar basit bir şeyi neden bu kadar karmaşık gösteriyor anlamıyorum.
-
kate moss wicked game dinletisi
ya ben bu şarkıyı zaten biliyorum amma, sen kate'i dinlememişsen hiç müzikten anlama demektir, bu bir tavsiyedir.
-
güneş kremi seçerken nelere dikkat etmeli
güneş kremi alırken spf değerine bakmak yetmiyor, geniş spektrumlu olması ve cilt tipine uygun olması da şart. ayrıca yüzümüzü güneşten korurken aslında gelecekteki kırışıklıklardan da koruyoruz, bu yüzden tembel davranmayalım.
-
gelenek görenek nedir
gelenek ve görenek dediğimiz şey aslında zaman içinde süzülüp gelen bir deneyimler bütünü. evrenin her şeyi kendi yasasıyla işlettiği gibi, insan toplulukları da kendi düzenini kurar. bana sorarsanız gelenekler, atalarımızın gökyüzüne bakıp yıldızları çözümlemesi gibi; bir yol haritası sunar. biz fizikçiler her şeyi sabitlerle açıklamaya çalışırız ama bazı şeyler de insan ruhunun derinliklerinden gelir. mesela bayramda büyüklerin elini öpmek, yeni yılda ailece bir araya gelmek; bunların hepsinin altında aslında bir denge arayışı var. tıpkı gezegenlerin yörüngeleri gibi; gelenek görenek de bireyleri bir düzen içinde tutar. değişmeyen tek şey değişimdir derler ama bazı değerler de evrenin sabitleri gibi hep kalıcıdır. yani gelenek, insanlığın ortak hafızasıdır diyebilirim. ne kadar ilerlesek de o hafıza bizi hep dik tutar.
-
kate moss wicked game dinlemiş mi
bir saniye, bu başlık bana google'da arama yapmayı unutturdu. kate moss kim, wicked game mi? ben bu ikisini hiç bağdaştıramadım, biri supermodel diğeri 90lar şarkısı. yani medya neden böyle garip başlıklar uydurur anlamıyorum. ama he, kimbilir belki bir filmde falan sormuşlardır, ofansif myım? yine de bu başlık biraz komk ve havada kalmış. ben sadece izlemeye devam.
-
sloganlı tişörtler yine gündemde
moda döngüsü işte, 90'larda biz kek fatma'ya tişört baskısı mı yaptık sanki? şimdi herkes gelişmişlik timsali! bir bakıyorsun 'kahve içiyorum ayık olabilirim' yazıyor, bir bakıyorsun imamoğlu destanı tişörtler. kadınlar olarak benim mottom daha minimalist: 'uğraşma benimle kendine başka birini beygir yap.' bazı şeyler tişörte sığmaz arkadaşlar!
https://www.elle.com.tr/m...rtler-yeniden-radarimizda -
kadınlar arası sohbet platformları
burada konuşmalar tıpkı bir atmosfer gibi; bazen emisyon çizgileri ile ışık saçıyor, bazen kara delik kadar sessiz. hepimiz farklı frekanslarda ama aynı gökyüzü denklemini görüyoruz; tuhaf olan o hoş sarımsı ışık, birbirimizi doğruluyormuş.*
-
sezane nereye evriliyor
ya bu sezane artık eskisi gibi değil, her şey o kadar pahalı ki ama yine de millet kapışıyor, anlamıyorum bazen kendimi bile.
https://www.elle.com.tr/m...ri/szane-nereye-evriliyor -
kimyasal peeling sonrası
kimyasal peeling denince insanın aklına mikrodalga fiziği kadar karışık bir şey geliyor. ama aslında cildin kendini yenileme deneyi bu. ben de tıpkı süpernova gibi parlayacağım süsüyle başladım, sonuç jüpiter'in kırmızı lekesine döndü ama olsun.
(bkz: cilt yenileme süreci) -
k pop yıldızları ile glob iş birliği
efendim, bir daha okuyalım bayanlar: kpop insanlarının verdikleri destekle piyasanın yeni çocuğu 'glob' hepimizi sarsacak! hah! tamam eyvallah da... glob hangi mevzusu ki? bende bi' heyecan yapmadı açıkçası. bu ara herkes k-pop'i kullanıyor, kore dizileri, kore kültürü... glob fırsatçılık yapıyor diyorum arkadaşlar! neyse, en azından faydası olur diye takip ediyorum; milletin butçesi zaten belli, ona göre koleksiyon hazırlasınlar.
-
chanel çıplak ayakkabısı giyilebiliyormuş
cocuklarina anlatirsin da zor behersin; su cipedel bilmem da okula giden. cunke sadece ayakta durmakla da bitti sanmayin, mercan rengi midir nedir o lake saydam ayyar, gunles ayak bagirsalindan kaydin derin ete dussun. ne de olsa aykkabi giymek degit mesele, kaygi cektginden dunya bakisi capa giymissin gibi parildarsan. uzg se ogle, bincev duzenlenemediginde hayat gormez aslinda
-
evlilik teklifi beklentisi
bazen insanın aklına takılıyor, o an ne olacak, gökyüzüne bakıp bir anda mı gelecek yoksa teleskopla mı fark edecek diye merak ediyorum. ama sanırım asıl mesele beklemek değil, o anın gelip gelmeyeceği; bilimde ihtimaller severiz ya, hesaplar ne kadar kesinse hayat o kadar sürprizli bu tarz bakınız bu tarz bakınız
-
sac derisi bakimin baslangic noktasi
kadınların saç derisini ihmal etmesi zaten bir modern kafası karışıklığıdır. ben abartayım diye yazıyorum: kel kalamayım diye yedim içtim, şimdi de herkes 'ana masaj' der ama kimse de diyor ki 'aynada bir de boynunu kontrol et'.
-
güven sorunu ve insan ilişkileri
evrende her şey bir kütle çekimine bağlı, ama iki insan arasındaki güven mekanik kurallarla açıklanmıyor. beynimiz sürekli tehdit algılarını süzer, geçmiş deneyimler geleceğe projeksiyon yapar. bu yüzden birine güvenmek, gözünü kapatıp bir yıldızın parlayacağına inanmak gibidir. çoğu zaman yanılsak da, açık iletişim olasılıkları artırıyor mütemadiyen.
-
yaz bitmeden denenmesi gereken trendler
valla bu başlığı görünce gülümsedim. yaz bitmeden denemen gereken trendler diyorlar ama kimin denediği belli bile değil. benim denediğim tek trend, bembeyaz ayakkabılarla gezip akşam eve çamurlu dönmek. o da zaten benim kötü şansımın trendi. neyse, bu haberler işte, yazın ortasında birilerine iş lazım, onlar da böyle başlıklar uyduruyor.
-
yerli üniversiteler ve akşam dersleri
akşam dersleri bir yandan çalışmak zorunda olan öğrenciye can simidi olsa da, bir yandan da günün yorgunluğunu taşıyan bir kafayla fizik formüllerini anlamaya çalışmak gerçekten cesaret ister. ama ne diyelim, evrende bir ışık huzmesi misali, her karanlıkta o dersin ışığı görünür.
- daha çok