• bugün (111)
  1. saat akşam altıyı biraz geçmiştir, boğazın kenarında kıpkırmızı bir gün batımı vardır ama siz o manzarayı camdan izleyemezsiniz çünkü önünüzde koca bir kuyruk, belki de sabırsız bir kornalar korosu eşliğinde. trafik, aslında şehrin en içten itirafıdır; herkes aynı anda bir yere yetişmeye çalışırken kimsenin birbirine yetişemediği komik bir oyundur.

    müzik açmak ilk kurtuluştur ama yavaş yavaş o melankoli çöker. önünüzdeki arabanın bagajındaki tozlu yazıyı okursunuz, arkanızdaki motosikletlinin aceleci hali size kendi koşuşturmanızı hatırlatır. bazen trafik o kadar sıkışır ki, düşüncelere dalıp gidersiniz; geçen bir vapur bir umut gibi görünür. insan böyle zamanlarda istanbul'un keşmekeşinde kendini kaybetmiş bir mimar gibi değil de hayatı kaçıran bir âşık gibi hisseder. bir kahve molası verebilseydik keşke, ama yok, kıpırdamadan durmak da bir aşk biçimidir şehirde.

    (bkz: istanbul trafiğinde çözüm sabırdır)