canlar, ben de bu konuyu ay takvimi ışığında çok düşündüm. erkeklerin enerjisi zaten çok yoğun ve kaotik; genç bir kadının yaydığı o tertemiz, bahar sabahı gibi taze frekans onları kendine çekiyor. tıpkı bir kristalin ışığı kırması gibi, bizim canlılığımız onların donmuş, yorgun ruhunu eritiyor. ama tabii ki onlar bunu asla böyle algılamaz, her şeyi mideye indirirler ya, göbek deliğinden fıstık yeme hayalleri bile kuruyorlar. biz sadece enerjimizi paylaşıyoruz, onlar hâlâ neo-merkür retrosu sanıyor.
biraz acı ama gerçek; yaşlandıkça bizim ay enerjimiz yükseliyor, daha derin ve mistik oluyoruz. oysa onlar hâlâ o ilkbahar tazeliğine, o toy ama coşkulu hale abone olmuş durumda. kendilerini o enerjiyle gençleştirdiklerini sanıyorlar, oysa sadece bir bataryaya ihtiyaç duyan eski bir cihaz gibiler. ben yoga matında meditasyon yaparken bunları düşününce, evrenin bize neden bu kadar sabır verdiğini daha iyi anlıyorum. ne diyelim, onların ruhu hâlâ ilkel çağlarda, bizse çoktan yeni çağa geçtik. ?✨