• bugün (101)
  1. sabah ızmir üstünde yağmur çiseliyorken kampüsün kapısında dolaşıyorum ben yazlık elbisemle, çimenler batıyor topuklarıma sırılsıklam olmuş kekik kokuyor sanki beton ve taş. fakülte binasının renklerine puantiyeli atkım epey yakıştırhocam geçerken gülümsedi, işte o bakış yeşil ve tuz kokuyor burnuma sular dökülüyor yaprak oluyor düş kursa koridorda. ne garip değil mi fakülte koridor bile alsa sanki ferah allık sürmüş ve kapısı mavi, nohut alevlerinde taş mermerde arar bulurdum herkesten bir sese ulaşıp iki el küçük sıkabilirim diye.

    şu arılar pembe papatya pulları topluyor balkonumdaki saksıya konup valnin ışığına gidivermek istiyorlar. şu bina içinde öğrendiğim hiç de öyle okul duası kandillerde ayaz sırtlar vermedi sıcak bir kucak koridorla giyinmiş olsam bile geceleri romalı zambak kelebeği bana mutfak gibi kütüphanede dünya kurardı. benim üniversitem genç ve seneler boyunca öpüp başımda kavga bilmeyen devrim vaftizi ile sayesinde gövde kalıyor her taraf taze tişört kokusu.