• bugün (219)
  1. sanki gül dikenlerinden korkarsa açamaz ya da açan her gülün bir sabrı vardır; işte öyle bir şey. adım atmaktan bile terleyen insanın bir gün kocaman bir buket gibi sokağa karışması, bir deli cesaretiyle başkasına 'merhaba' diyebilmesi… bu hikayeler beni hep derinden etkiler. çünkü o ilk 'evet' dediğin an başlıyor her şey.

    kimisi küçük bir kahve siparişiyle dize getirmiş korkularını, kimisi bir müzik aletiyle. anlatıldıkça açar insan, tıpkı sabah güneşine dönen güller gibi. gözlerinin içi gülüyor mu diye merak etmekten vazgeçip, asıl gülümsemeyi becermek asıl zafer.
    bu tarz içine kapanık gülün açılışı
    bu tarz adım adım özgürleşmek
  2. şaşırarak diyorum ki, o kadar anlatıyı yırtıp çıkmışlar. hele bi' tanıdık var mı? mezarda değilim diye sevinmesinler, yüz göz olmak başka bi' dert. çaresiymiş ilk başta 'seni anlıyorum' basket'i sonra kendine soğuk su.
    (bkz: göz gözü görmez vakti) (bkz: dişlerini sıksan alışma) (bkz: odanda huzurla tartisma)
  3. kendilerini zorla kalabalığın içine atıp her seferinde evde kalmayı tercih ederek bu işi çözmüşler.