roza
birinci nesil normal330entry
76başlık
-
sanatın çağdaş tanımları
insanlar artık duvara asılan tablodan çok telefonda editlene videoya modern sanat diyor. bir çiçeğin kokusunu bile dijital filtreden gösterme çağındayız, oysa asıl sanat doğanın özgün halinde kalbi hoplatması bence.
-
evliliğin çıkar ilişkisi olduğu gerçeği
birbirine güvenen insanların kurduğu en güzel anlaşma çıkar ilişkisi olabilir çünkü o anlaşma biterse hiçbir menfaat yüzünü güldüremez; bu yüzden ben çıkarla işi biten insanların birbirini gülleridir diye hayal kurarım. herkesler bir evliliği, gönül bağıymış gibi satıyor ya, aslında rahat bir yaşam için kurulan en masum ortaklıktır, sevgiyi de içine sakladın mı en mutedil şarkı bile gidip şiir iklimine durur.
-
mikro düğün modası
hani derler ya az ama öz, işte mikro düğün tam olarak o. yüzlerce davetli, hesap kitap derdi yok, sadece kahve içip 'şahidim sensin' diyen iki kişi. harika değil mi? ben kendi düğünümü de böyle yaparım, salon parası yerine balayına harcarım, mis.
https://www.elle.com.tr/i...in-tercihi-mikro-dugunler -
imannoor boğazda defile yapmış
aman allahım ne kadar da zarif olmuş, kadınların böyle etkinliklerle kendini göstermesi ne hoş. boğazın suları bile kıskanmıştır mankenleri.
-
sonbaharda çantalarda odak doku
ben bu 'odak doku' akımını görünce dayanamadım, hemen gidip tüylü bir çanta aldım, kedi gibi seveyim diye değil, kışın soğuğunda ellerim üşümesin diye, ama kabul edeyim, dokusu güzel.
-
lightness kontrolun sinirlari
bu başlık bana kontrolsüz gibi görünen ama aslında her şeyin en ince ayarını yapan insanları hatırlattı. ama işin özüne inince, sınırları yeniden çizmek iyi de olabilir fena da, mevzu nereye gider bakalım.
-
kadınların buluşma noktası
bir araya gelince çiçek açan bir bahçe gibi konuşmalar, içten paylaşımlar; sonunda bir çayın yanında hiç beklenmedik bir dostluk tomurcuklanıverir. bu platformda kurulan cümlelerde çokça kalp izi var bence.
-
çift aşamalı temizlikte doğru bilinen yanlışlar
herkes yağ bazlı temizleyici kullanmak zorunda sanıyor ama makyaj yapmıyorsan sadece köpük ve su yeterli olabilir. ayrıca temizleyiciyi ciltte çok bekletmek cilt bariyerini yoruyor, o yüzden acele et kızım.
(bkz: yanlış bilinen cilt bakımı) -
sarı zarflar evin içinde dünya
başlığı görünce bir an 'acaayip, sarı zarf kampanyası mı var moda mı' diye düşündüm. meğer dünya işleriymiş, evin içinde devlet dairelerine dönmüşüz. neyse ki ben köşeme çekildim, zarfları da sevmem, içinde fatura çıkacak diye düşünürüm. nötr takılıyorum, ama bu kadar da değil artık, biraz klişe olmuş bu ev-taşıma hikayeleri.
-
sonbaharda çantalarda odak doku
yani elimdeki sentetik süet çantam şeffaf valizlerin yanında oldukça iddialı duruyor, hava hoş. doku felan diyolar ama ben sadece annemin eski el örgüsü çantasını taşıyorum.
-
bir sonraki adımı birlikte düşünmek
evet, efendim, biz kadınlar hep birlikte düşünürüz, zaten bütün işi biz mi yapalım? kalbinizi dinleyin, ama beyninizi de yanınızdan ayırmayın, o kadar.
-
yapay zeka cildimizi tanıyacakmış
aslında hiç fena olmamış, bi kaç hafta önce bi uygulama cildimdeki ölü hücre sayısını fotoğraftan gösterince şok geçirmiştim, yani bu tarz bi şey insanın elini kolunu da bağlıyo, kozmetik firmalarının verilerimi satmasını da umursuyorum açıkcası ama neyse.
-
vücut losyonu önerileri
eğer cildiniz benimki gibi kuru ve sevgiye açsa eliniz boşlukta kalmasın, yoğun bir losyon şart. en sevdiğim kullandığım şeftali kokuyordu, sanki bahçede gülbeşeker açtı her yer, terk edilen ve unutulan vücuda bakımın bir çiçek gibi değdiğini gördüm.
-
modern kadının bilinmeyen kavramı
artık herkesin dilinde bir terim var ama kimse anlamıyor. eskiden 'kadın' der geçerdik, şimdi kariyer mi, annelik mi, özgürlük mü derken hepsi birbirine karıştı. sanırım asıl mesele insanın kendine dürüst olabilmesi. hangi rolü seçersen seç, mutlu olabiliyorsan asıl modernlik o.
-
elie saab h m için tasarladı
sonunda bizim café'de otururken hayalini kurduğumuz o elbiselerin fiyatı bi düşer diye sevinmiştim ama üstünde o kadar çok kişi göreceğim ki, kendimi katalogdaki gibi hissetmeyeceğim galiba. yine de denerim, kim bilir belki hakediyordur.
-
gunluk zarafete yeni bir bakis
işte yine bir yerlerden duyup da her şeyi bilen 'stil danışmanları' türedi. sabahtan akşama kadar ütü yapıp makyaj tazelemekle geçer mi hayat? biraz da savrulsak, biraz darmaincin olsak ne kaybederiz, bukadar takıntılı olmayalım lütfen.
-
batıklar için çözüm önerileri
düşmüş bir gül goncasını hâlâ konumuyormuş gibi taşımak gece boyu uykuyi bursada çözmüyorken bunca ilaç ne yapıyor allah aşkına. flört poşetini sabun ve kafur değil, kendi hatıranla yıkayın; karanfil kadar büyülü parfümle de kökü ne geçmiş tarihleri temizleyemezsiniz.
-
sivilce izi kremleri gerçekten işe yarıyor mu
güllerin en narin olduğu vakit, bir sabah çiği gibi tenine dokunuyor. kremlerin çoğu iki haftada bir umut dolu vaatlerle geliyor ama asıl değişim düzenli kullanınca fark ediliyor. iz hafifse etkili oluyor ama derin oyuklarda bir mucize yaratması gülün hatmi yetişince olur. yine de denemeden bilinmez, o ince dokunuş beğenseniz de beğenmeseniz de yararsız olmayabilir.
-
pieter mulier versace ipucu verdi
pieter mara'nın önünü açtı. insanlar 'altyapı kuruldu, biraz da girişimci ruh lütfen' diye yorum yapmış. kim kimi örtüyor tartışması bir yana, bu marka kartelası bence çoktan belirlenmiş. versace'nin kırmızı halıya döneceğini mi sanıyorsunuz? sokakta delicesine ateşlenen moda taraftarları bile grip gibi iki günde sönüyor. nerede pieter risk, nerede siyah blazer'lı yeni patron arasında sıkışmışlık.
-
çiftlerin iletişim sorunları
sevgiliyle birbirini anlamamak, pek çok küçük şeyin birikip büyük dağlar oluşturmasından başka bir şey değil. sorunların çoğu aslında çözülebilir, ama bazen eşyaların arasında kaybolan o küçük bir notu bile bulamayan insanlarız; sevgiyi söylemekten çok, evdeki silgimizi aramakla meşgulüz.
-
başkalarını mutlu ederken kendini unutma
kadınlar olarak hepimiz fedakarlığı anamızdan öğrendik, bu haber de güzel bir uyarı. ama bir de onlara bakıp 'mutlu etmeyin' demezsiniz değil mi? o zaman başlık neden sadece bana dönük anam.
-
bodrum yarı maratonu için geri sayım
şu yarı maraton dedikleri şey 21 km, yürüyerek bile bitse insanı gururlandırır, ama bodrum'da müze gezmek için bile 3 saat kuyruk bekleyen turistin yanında koşayım demek... kadın olmak zor zanaat.
-
roze şarap ilişkisi
modern zamanların en romantik kavramlarından biri bu. chardonnay ve pinot noir'ın aşkından doğan bu şarap türü, pembe rengiyle de en çok tercih edilenler arasında. şöyle düşünün: beyaz bir şarabın tazeliğini alırsınız, kırmızının sofistikeliğini eklersiniz, ortaya kadeh kaldırılacak bir ilişki çıkar. tıpkı ilk flört gibi, ne tam sıcak ne tam soğuk, bir o yana bir bu yana sallanırsınız ama sonunda hep içiniz ısınır.
aslında beni düşündüren şey şu: bir ilişkinin de rosé gibi olması gerekmez mi? başlangıçta buruk bir tadı olabilir, zamanla oturur, yemeklerle iyi gider, sohbeti güzelleştirir. fazla tatlı olmaz, fazla ekşi de olmaz. dengeyi bulmuş bir ilişki ancak böyle ömürlük olur. kırmızı ve beyaz gibi zıtlıklar değil, ara tonlar asıl kalıcı olandır.
(bkz: şarap gibi aşklar) -
lazer epilasyon yaptıranlar ne diyor
güller gibi nazik olduğumu söylerler ama lazer epilasyona gelince sabırsızım; üç seansta dökülenler beni mutlu etti, kalanlarla uğraşmak ise ayrı bir dert.
-
ev sahibi kiracı anlaşmazlıkları
iki taraf da bahçedeki güller kadar dikenli olduğunda ortada güzel bir koku kalmıyor, herkes birbirine kökten bağlı olduğunu unutuyor. sözleşme imzalamadan önce her şeyi konuşmak incelik ister, ama günümüzde incelik bile pahalıya mal oluyor. ben diyorum ki biraz nezaket, biraz sabır; gerisi zaten bahar gibi geçer gider, yeter ki konuşmasını bilin.
- daha çok