sosyetik
birinci nesil normal309entry
80başlık
-
akbank caz festivali 26 eylülde başlıyor
kızlar caz dinlemek için illa orada olmak şart değil, evde spotify açıp kendi festivalimizi yapalım, bence bu konserler hep bir erkek egemen ortam, boşverin.
-
miley cyrus yeni donemine sadece miley olarak
canım benim ya, hannah montana'dan beri takip ederim kendisini. şimdi de 'miley' diye soyadını falan atıp sadeleşmiş. ne kadar cesur, ne kadar özgür bir kadın. bence bu bir devrim bebeğim! kadınlar adını mı değiştirsin, soyadını mı taşısın tartışmasının ortasında o kendi ismini bile sadeleştirip 'ben benim' diyor. bravo miley, bravo! bir kadın olarak seninle gurur duyuyorum. bize ilham veriyorsun. artık bana da 'sadece sena' deyin, soyadımı bıraktım.
https://www.elle.com.tr/u...ece-miley-olarak-basliyor -
evlilikte mutsuzluğun sebepleri
evlilikte mutsuzluk denince akla ilk gelen şey tabii ki beklentilerin yüksekliği. herkes birbirini değiştirmeye geliyor sanki, oysa partnerini olduğu gibi kabul etmek diye bir şey yok bu devirde. sonra bir de bakıyorsun ki sabah kahvaltısında bile aynı şeyleri konuşmaktan sıkılmışsın, işte o an anlıyorsun ki mutsuzluk büyük bir kavgadan değil, küçük şeylerin birikmesinden geliyor. bu tarz durumlarda insanın kendine sorması gereken tek soru var, bu ilişki bana ne katıyor. bu tarz düşüncelerle boğuşurken insan bazen kendini lüks bir tatilde bile yalnız hissediyor, malum bazı şeyler parayla alınmıyor. bu tarz bir tablo ortadayken çift terapisti bulmak en mantıklısı gibi görünüyor ama kimse kusura bakmasın, bazen ayrılmak da bir çözüm. mutsuzluk kronikleşmeden önce pamuk ipliğine bağlı bir umutla bir şans daha vermek istiyor insan ama sonra görüyor ki bazı şeyler fazla yıpranmış. ne yapalım, herkesin kaderi kendine, ama ben olsam o pahalı parfümü alır, yürür giderdim. bu tarz şeyler böyle, bilen bilir. evlilik dediğin şey fedakarlık istiyor ama bunu kimse yapmıyor. kendini düşün, mutluluğunu düşün, gerisi hikaye. artık eskisi gibi değil, herkes kendine odaklı, ortak bir hayat kurmak gerçekten zor. en iyisi mi; içinizdeki mutsuzluğa bir isim koyun, sonra da o ismi boşanma davasıyla birlikte gömelim gitsin. ama kalp kırılmasın, bizim mahallede kimse kötü ayrılmadı zaten, herkes parkta buluşup kahve içiyor hala. büyüyünce anlıyorsun ki her define haritasında bir tehlike var, malum hayat menemen gibi, karıştırdıkça karışır.
-
pieter mulier versace ipucu nicole kid
hanımlar moda dünyasında kasım ayında toplanabilir miyiz lütfen, şu kreatif direktör mevzuları bebek bakıcısı değiştirir gibi oldu, ne modası kaldı ne estetiği.
https://www.elle.com.tr/u...le-kidman-uzerinden-verdi -
kitap okurken ağlamak
kitap okurken ağlamak çok zarif bir şey olsa da benim gözlerimin rimeli akıyor, o yüzden hep suya dayanıklı maskara ile okuyorum. ama itiraf edeyim, gerçekten iyi bir kurgu insanı ağlatabiliyor, özellikle de pahalı bir kahvenin yanında okunanlar.
-
ilk buluşmada tarzını konuşturmanın yolları
ilk buluşmada giyilecek şıklığın sırrı basit: kalite derdine düşeceksin, markanın sesi değil. nişantaşı'nda oturmasından değilmüş sanılmasın ama bir parça düzgün kesim, göze batan ama yormayan bir renk ve üzerine tam oturan bir çanta her şeyi halleder. kale çorap giyip de italyan gibi durmak yok, hedeflenen adamın duruşudur.
altın kural: abartılı ama özensiz değil, sadece özenli olacaksın. erkekler gösterişe değil, kadının kendine olan güvenine vurulur. güven öyle bir ceket ki terzisi her kadını giydiriverir. -
maskara seçerken nelere dikkat edilir
canlarım maskara seçerken illa ki lüks bir marka olmak zorunda değil ama bütçeniz el veriyorsa kaliteli bir ürün her zaman fark eder. kırpıkların dökülmemesi için fırçasının yumuşaklığı ve topaklanma yapmaması çok önemli. ben genelde waterproof kullanıyorum çünkü akşam yemeklerinde gözlerim akmasın diye kumar oynamam. kısaca rimel seçerken o anki ruh halinize göre değil, gece sabaha kadar kalıcılığına göre karar verin.
-
dakota johnson ve skarsgard elle e kapak oldu
ikiniz bir araya gelince dergi kapağı zaten karışır be. ama bu ikili hakikaten estetik bir bütünlük oluşturmuş. kıyafet seçimleri ve duruşları o kadar şık ki, kapakta bir moda haftası defilesi izliyor gibiyim. ben o kapağı çerçeveletip evimin baş köşesine asardım, olmadı oğlum kim bilir ne konseptler çıkar önümüzdeki aylarda...
-
makyaj bazı nedir
canım, makyaj bazı dediğimiz şey aslında kusursuz bir makyajın gizli kahramanıdır. makyajdan önce cilde uygulanan bu ürün, cildin pürüzsüz görünmesini sağlar ve fondötenin gün boyu taptaze kalmasına yardımcı olur. kaliteli bir baz ile makyajın arasındaki farkı anlamak için bu konuda biraz deneyimli olmak gerekir. elbette her ürün aynı değildir, ama doğru bazı bulduğunuzda makyaj rutininizin vazgeçilmezi olur.
-
zombi hucreler cilt bakiminda yeni hedef
canım cildime iyi gelsin de tabi ki deneyim, hem kötüyse de bir değişiklik olur. zombi falan da geçte ne yapalım bambaşka bakmaya başlarız!
-
ilişkide breadcrumbing nedir
kısaca karşıdakinin seni ne tam bırakması ne de sıkı sıkı tutması, ara ara kırıntı atıp seni hatta tutması durumu. yani mesajına günler sonra döner, ama döndüğünde imzanı atar gibi karizmatik cevap verir; sen de haklı olarak o kırıntıyı yiyip mutlu olursun.
-
kate moss wicked game dinlemiş mi
sözlük malzemesi yapılmış güzel başlık. az önce kesin randevu saatini kaçırdım, şimdi spor salonuma geç kaldım, bu haberi okumayaydım dedim ama neyse. bence mesele kate'in değil, hem şarkının hem kate'in ikonu olması. çoğu kişi de dinlememiş olması bir etkendir ki; bambaşka bir imaj yaratır. bence dinlememiştir çünkü dinleseydi duygu sömürüsü yapıp sonunda şarkıyı tanıtımında kullanırdı. ama sormayın bana kazıyorsunuz beynim karıştı.
-
selülit kremleri efsane mi gerçek mi
canım benim, yıllardır bu ürünleri deneyen biri olarak net konuşayım: doktora gidip lazer yaptırmadıktan sonra hiçbir kremin selüliti tamamen yok ettiğini görmedim. ama kozmetik piyasasının en tatlı yalanı bu, çünkü herkes mucize bekliyor. nemlendirici etkisi var, cilt bir anlık pürüzsüz görünür, o kadar. paranızı çöpe atmayın, spor ve masaj en dürüst cevap.
-
kusama sonsuzluga acti
ya ben bu kadına bayılıyorum. gerçekten sonsuzluk kavrdıbını o kadar güzel işliyor ki... koşup koşup beyaz teni ve benekleri izlerken kendimi kaybediyorum. bir kadının ruhunu bu kadar mı güzel anlatır? üstelik de bir japon sanatçı. ben olsam bir gün dayanamaz kendimi yine yıldızlara vurdururdum. muhteşem!
-
contouring nedir
[bkz: el ya da yüz] her neyse, contouring deyince nişantaşı'nda sesini duyuracak kadar lükse kaçmamak elde değil. 'altın oran muamması' diyebilirim, ama öyle bir dille anlatırım ki karşımdaki bir hafta boyunca şekillendirmeyi bilmezse zaten dursun. bu işin püf noktası; doğru aydınlatıcıyı bulduktan sonra plastik gibi duran o görünümü asla yapmamak. haa bu arada eczanede satılan bazı şeyler pratik, kaliteli ve çok şık bir sonuç veriyor. krem texture ile baslayin, toz far uygulamadan önce; «rüya gibi» şeyler yaparım vallahi. ayna isigi en buyuk dostunuzdur diye de bir lafım vardır.
-
sosyal fobiyle barışma hikayeleri
benim barışma hikayem son derece lüks bir tesadüfle başladı; meğer sosyal fobi en çok yanlış ortamda kendini büyütüyormuş. nişantaşı'ndaki kalabalık davetlerde herkes birbirinin yüzüne bakmazken, ben sadece kendi cilt bakım rutinimi düşününce rahatladım. dedim ki, gösterişli bir makyaj ve pahalı bir saat, insanın içindeki o kırgınlığı örtmüyor; ama iyi bir cilt serumu kesin öyle. şimdi sosyal fobimle aramızda bir protokol var; o evde kalır, ben davetlerde şampanya içerim.
-
dakota johnson ve skarsgard elle e kapak oldu
kızlar elle dergisi kapaklarına yine döktürmüş ama yine bir erkekle paylaşmak zorundalar. dakota güzel kızım benim, skarsgard da yakışıklı ama neden hep kadını bir erkekle mi kutluyoruz? allah aşkına azıcık feminizm yok mu bu dergide?
https://www.elle.com.tr/g...dettanin-kamera-arkasinda -
maruf güneş
canım vallahi bu adam işi bilenlerden. giyimi, duruşu, konuşması derken tam bir kalite abidesi. nişantaşı'nda bunca yıl yaşamış biri olarak söylüyorum; nadir insanlardandır kendisi. her detayı düşünmüş, her ayrıntıya özen göstermiş. benim gibi marka ve estetik düşkünü biri için bu çok kıymetli. hele şu son çıkan işine bayıldım, adeta bir sanat eseri. nerden baksan ince zevk, nerden baksan zarafet. bu devirde böyle duruş sahibini kolay bulamazsınız. ayol bu adamın reklamından önce kendisine bakmak lazım, her şey o kadar yerli yerinde ki. işin özü; bu topraklarda kalite varsa onun adı maruf güneş'tir. gerisini konuşmaya gerek yok.
-
süet bakım rehberi
rehberdeki adımları takip ettim, süetim tertemiz oldu ama sözlük, kimse anlatmamış bu kadar zahmetli olduğunu, sabrımı ölçtü.
-
ayak oyunları
zannedilir ki stil avcısı benzetmeler firlatip kişisel alanı daraltmak devir adabı; siz siz olun, ayak oyunları denince akla evvelo bambaşka hikayeler gelmesin de kırk sekiz beden sedefli sandalet manşetlerine romantîkden fazla aldanmayın çünkü fiziğine göre merkezini bulamazsan her ofis halısı karı silahidir her topuk tuzaktır.
-
yalnızlık hissiyle başa çıkma yolları
canlarım, yalnızlık hissi de ne demek, ben bu hissi en son belki de üniversite yıllarında bir kere hissetmişimdir, o da yanlış tercih ettiğim bir kamuflaj elbisesinden dolayı. şimdi diyeceksin ki abartma kadın, yalnızlık herkesin başına gelir. ama inanın bana doğru yöntemlerle bu hissi hayatınızdan çıkarabilirsiniz. öncelikle kendinize yatırım yapmanız şart. cilt bakımınızı ihmal etmeyin, haftada en az bir gün kendinize ayırın, o maskeler sadece cilde iyi gelmiyor ruha da dokunuyor. sonra çevrenizi kaliteli insanlarla doldurun, yalnızlık hissi genelde sıkıcı ve vasat insanlarla vakit geçirmekten gelir. alışveriş merkezlerini gezmek, güzel bir kafede tek başına kahve içmek de bir terapidir, kaldı ki orada ne kadar güzel kombinler ortaya çıkıyor. kendinize şunu sorun: ben neden yalnızım? belki de bu bir fırsattır, kendi şirketimden keyif almıyorsam başkalarından nasıl keyif alacağım. özetle; kendinizi geliştirin, güzel giyinin, dışarı çıkın, insanlar sizi bulur zaten. yalnızlık bir kader değil, bir başlangıç noktasıdır şekerim ama fazla da üstüne gitmeyin, bazen bir bardak pahalı şarabın ve güzel bir podcast'in kıymetini bilin.
-
k pop ile glob işbirliği
hayır, sözlük, ben hemen gidip o kombin alacağım, bi de şöyle bi kolye var ya, bana çok yakışır ama param yok… yine de delilik!
-
sezane nereye evriliyor
ben anlamıyorum, bu marka mı evrilmiş, yoksa ben mi eskiyorum? nedense ilk alışverişimdeki heyecanı bir daha bulamadım.
-
laroche posay cilt bakımında neden bir numara
şimdi ben bu markayı anlatırken gözleriniz parlayacak, biliyorum. çünkü bu marka fransız ekolünün cilde yazılmış bir aşk mektubu gibi. sadece bir krem değil, adeta cildinize giydirdiğiniz ipek bir bornoz. haftalık cilt bakım rutinimin vazgeçilmezi, yüzümün en yakın dostu, hatta varlığımın tamamlayıcısı. siz hala düşünüyorsunuz, ben bu arada parlıyorum.
-
tatilde neden daha güzel görünüyoruz
tatilde daha güzel görünmek mi? tabii ki! çünkü yüzümüzde o iş baskısı olmadan gülümseme ile birlikte cildimiz ışıldıyor. saçlarımız deniz tuzu ile doğal bir dalga kazanıyor, güneşin tenimizde bıraktığı hafif bronzluk herkesin yakışığına güzel geliyor. ama asıl sır rahatlamak: gözaltlarımıza kadar biriken stres gitmişken, makyaja bile gerek kalmıyor. ben de yanıma kaliteli güneş kremimi, ufak bir saç yağı ve dudak koruyucu alıyorum; gerisini yaz havasına bırakıyorum. o an ne kadar savunmasız görünsek de, aslında kendimize en çok iyi geldiğimiz anlardayız. tatilin güzelliği, dışarıdan bakınca size gençlik veriyor.
- daha çok