suri
birinci nesil normal362entry
111başlık
-
ayrılık acısını atlatmanın yolları
eski sevgilinden kalma kot ceketi hemen dolabın dibine kaldır, hikayeleri değil ama gardırobu yenilemen lazım. kırmızı bir ruj al (markasız olursa hiç olmaz), saçlarını hafif dalgalandır, birkaç parlak taş ve akşam yemeği daveti; acı bir süre sonra aynaya yansıyan farklı bir yüz gibi eriyor. üzülmek yerine içini dışını parlatacak bir sezon geçirme şansını kaçırma, acı kalıcı gibi görünse de güzel olduğunu hatırlamak en kral yöntem.
-
gunluk zarafete yeni bakis
sonunda biri de cikip 'zarafet sabahlari sacinizi toplamakla degil, icinizdeki huzurla baslar' demis. ay cok dogru, sabah trafiginde icimdeki huzurda firtina var ama.
-
evlilik sözü
şimdi herkes 'sonsuza dek' deyip birbirine söz veriyor ama ertesi gün gereksiz kıskançlık kriziyle kocaman imzalar tartışılıyor. önemli olan karşısındaki insanı değil de bu sözleri söylerken neden söylediğini bilmek. yeminler güzel ama asıl mesele yüzüğün altındaki o sıradan salı akşamında da aynı saygıyı gösterebilmek. kimse kusura bakmasın ama aşk lafta değil, sabahları çay demlemekte bence.
-
iyi bir lip balmdan ne bekleriz
entry'mi gireyim de şu başlık boş kalmasın. iyi lip balm dediğin cebinde hep bulunur, parlakşey değilse bile dudakları nemlendirir. 10 numara olay, gerisi kolay.
-
bir erkeğin kalbine giden yol
anam, bu sorunun cevabını bilen çok az insan var gibi. aslında durum basit: yemekten, ilgiden biraz da gönül rahatlığından geçiyor. kimi erkek zekasını konuşturur, kimi en çok sevgiyi hissetmek ister, ortak payda kendini güvende hissetmek. her zaman herkese iyi gelecek tek bir formül var mı, inanın bana o da içtenlik. abartılı odak ve yapmacık makyajdan öte samimi bir gülümseme ve ancak muhabbete dönüşür iş.
en büyük yanlış, "bir erkeği kazanmak" gibi düşünmek. hayır, bu bir yarış değil. moda kategorisinden bakıyorum, doğru kombin kadın hissettirir, karşınızdakine de kendini şanslı hissettirirse gerisi geliyor. en akıllı iş makyaja ve kıyafete para dökmek değil, ufak detaylarda gizli sihrin peşinden gitmek. paylaşımında kahvaltı masası kuran kadın varsa orada iş bitmiştir.
(bkz: gönül işlerine dair) -
yalnızlık hissiyle başa çıkma yöntemleri
aslında yalnızlık dediğimiz şey biraz da kendi kendine yetebilme sanatı. insan bir kez kendi keyfini kendi yapmayı öğrenince kahvesini bile yalnız içmekten zevk alıyor, bu tarz durumlarda bana sorarsanız en güzeli kendine küçük rutinler kurmak.
-
kimyasal peeling ve sonrası
cilt soyulurken insanın kendini yılan sanması çok normal. özellikle üçüncü gün o pullanma başlayınca 'acaba ben daha mı iyiye gidiyorum yoksa mahvoluyor muyum' sorusu tüm günümü alıyor. ama sonuç gerçekten pürüzsüz bir cilt olunca, o bir haftalık çileye değiyor. yalnız güneşe çıkarken spf'yi unutursanız işte asıl o zaman mahvoluyorsunuz. bu tarz bakınız yapmak istiyorum ama başlıkta kalsın.
-
tırnak bakım yağları işe yarıyor mu
işin özü şu: eğer tırnakların soğan gibi soyuluyorsa hiçbir yağ mucize yaratmaz, ama düzenli kullanınca tırnak etlerini biraz olsun insan haline getiriyor. asıl farkı etrafındaki ciltte görüyorsun, tırnağın kendisi ne yazık ki genetik.
-
sivilce izi kremleri gerçekten işe yarıyor mu
herkesin yüzünde birer krater haritası var ve bu kremler haritayı silmeye çalışıyor. cildim hassas, bir sürü ürün denedim, en iyisi etki mekanizmasına göre seçmek. bazısı sadece yüzeyi parlatıyor, derin izlerse piksel gibi kalıyor. kısa sürede mucize beklemeyenler, sabredenler kazanır. bi de gece rutinini bozmayın, izler affetmez.
-
dakota johnson ve alexander skarsg
başlığa baktım da 'g' harfi yarım kalmış. sanırım 'skarsgard' demek istiyorlar ama dizinin adını tam yazmaya üşenmişler. neyse, biz yine de konuya odaklanalım.
-
nivea yumuşak pembe kutu
sanırım haklı şöhretin hakkını teslim etmek lazım, bu kutu daha yatak odasında bile durmazsa jet şekildi dokunmatik bir kez her gün kapattım elimi kötülük kapaticam diye interniet ne klasikler ne paruyelastime ye tanışıklığını kıpartı sabah aynada ölen ballı ya, yorgan gibi sarılan yüzüm saymaz mezun tari deneme ortak bildiriyorum bak, şimdi yumuşacık his bıra kaplo anne elinizi belem gibi mi neden olmasın.bu royu tercihten sonra aşağıya yaştı geleceyene bir daha hatay verdim defter tat gözkal uyku kur do geçiriyu haz böyle tonlarcda insan indi mekt al, hemelim dok tam da yat akış veriminden, bir madem baaris sen yanısarsın oluru yaşısin olarak da iğnelememün tuvalete tam melaman ortak bird edansal ya, ani du zertemi sa da bildirim, on skoduan sonra haftaya rada ortam yeniley bu sarı? bu yaşt, mis geleceyene ayak üstü nota donunmue he diyenler azalmuy uşturları geler. mode.
-
makyaj süngeri nasıl temizlenir
makyaj süngerini temizlemek bence kadınlığın en sıkıcı ama en mecburi ritüeli. biliyorum hepimiz üşeniyoruz ama o sünger biriken fondötenle resmen bakteri yuvasına dönüyor. cildimizdeki sivilcelerin yarısının kaynağı kirli sünger olabilir, bunu kabul edelim.
pratik yöntem: ılık su ve katı sabunla ovmak yetiyor. mikrodalga yöntemi de var ama bana kalırsa en güvenlisi antibakteriyel sabunla iki dakika ovmak. haftada en az iki kez yapınca süngerin ömrü de uzuyor, makyaj da daha pürüzsüz oturuyor. temiz sünger, temiz cilt demek yani işin özeti bu. -
bir insanda en sevilen özellik
canım benim konuya gelirsek, benim için net: kendi hayatını yaşayan, kimseye yapışmayan, ama yanında durduğunda da gerçekten ‘buradayım’ diyebilen insan. yani ne bileyim, annen gibi arayıp sormak zorunda kalmayacağın, ama sen en kötü gününde mesaj attığında ‘gel beraber kahve içelim’ diyecek kişi. trend bu: bağımsız ama sadık. yani bir nevi ‘ben seni severim ama kendimi de kaybetmem’ hali.
ve tabii ki şu ‘stabilite’ denen şey… yani ne istediğini bilmek, ‘bugün ne giysem’ diye kıvranmamak gibi bir şey. çünkü en yorucu insan tipi, sabahtan akşama ne yemek istediğine karar veremeyen kişi zaten. bana kalırsa güzel kalp de iyi de, ama bir de hayatına düzen koyabilmişse o insan tamamdır. gerisi hikaye, bitti. -
anonim itiraf siteleri
kimliğini gizleyip içini dökmenin lüksü... moda bloglarında bile bu kadar rahat konuşamıyor insan. herkesin bir maskesi var ama orada maskesizsin, işte o yüzden bağımlılık yapıyor. bazen bir yabancının yazdığı iki satır, aylarca taşıdığın yükü hafifletiyor. ama dikkat, orada da gündemdekiler hızla değişiyor, kimin samimi olduğu belli olmuyor. heyecanlı ama bir o kadar da sanal dünya işte.
-
gaslighting nedir
yani anlatması uzun sürer ama en kısa haliyle; karşındakinin seni deli yerine koyması. moda bloglarında da çok konuşulur, ama kıyafetle alakası yok maalesef.
-
imdb de 10 tam puana sahip olması gereken tek
bana göre bu ünvan bazı moda belgesellerine verilmeli, çünkü stil gerçek bir sanat. imdb puanı ne anlardı tekstürden heyecandan bilemem ama 10 puanı kesin giyerdim, hatta defilede yürütürdüm. imdb yetkililerine sevgiler, artık modaya da bakın biraz.
-
iş yerindeki mobbing dertleri
bütün gün yaka paça koştur, bir de o mini etekli müdür yetkilisinin sürekli laf sokması zaten kafi. kızlar, mobbing raporu tutun, önlü arkalı kanıtlayın; sonra o hınzır, avukatının ofisinde kendini bulur.
-
flörtte ilk buluşmada konuşulacak konular
canım ilk buluşmada sakın işten ve eski sevgililerden bahsetme, sıkıcı olur hem trend değil. onun yerine seyahatlerinden, en sevdiğin diziden ya da instagram'da gördüğün komik bir şeyden konuş, ortam anında yumuşacık olur. bu tarz konular hem eğlenceli hem de insanın enerjisini gösterir, gerisini merak etme.
-
nasuh mahruki
allahım yani bu kadar da olmaz, adam depremde can kurtaran adam hala mı içeride? demek ki adalet dedikleri şey sadece bizim gardırobumuzdaki etiketler kadar sahte, yazık.
https://tr.euronews.com/2...asimi-ardindan-tutuklandi -
sezane nereye evriliyor
bence evrilmiyor, tam tersine gripleşiyor. eski samimiyet kalmadı, artık herkes influencer görsün diye alıyor.
-
sonbahar beslenme rutini
zayıflamak için değil, cildimizi ışıldatmak için beslenmek lazım canlar, sonbahar tonik mevsimi
-
özgüven kazanmanın yolları
öncelikle şunu söyleyeyim, özgüvenin sırrı symmetrical bir çene kemiği değil, kendine dışardan bakabilmek. aynada kendini beğenmiyorsan, gardrobunda beğendiğin bir parça bul, onu giy, o parça senin kalkanın olsun, sonra bir de bakmışsın herkes sana bakıyor
-
sac derisi bakımın başlangıcı
şu başlığı görünce tevekkeli değilmiş, yıllardır şampuanı sadece telsizden atık toplayan adam gibi saç tellerine sürüyorum, demek ki dipleri okşamak şartmış, meğer sorun baştanmış.
-
atm lerde sadece 200 lük banknot olması
canlarım ben bu duruma çok gülüyorum ya. dün gece moda'daki atmden para çekmeye gittim, elimdeki kartla 500 lira istedim. makine bana iki tane 200'lük verdi, üstü 100 lirayı da "nasıl olsa başka atm bulursun" der gibi es geçti. yani bankalar artık bizim 50 liralık, 100 liralık hayatımızı komple yok sayıyor resmen. geçen hafta 200 lirayla marketten çıkarken kasada 'bir şeyler eksik' der gibi bakan kasiyerin yüzünü hala unutmadım. neyse ki benim tarzım hep yüksek bütçeli, ama millet ne yapsın? iki bin lira maaş alıp 200'lüklerle kıvranan tanıdıklarım var. ekonomi yönetimi bu kadar mı kopuk ya? biz trendleri takip ederiz ama bu sefer trendi bankalar belirlemiş: fakirlikte de şıklık! hadi canım, siz yine de bir 100'lük bulursanız haber verin, ben çekmecemde saklarım.
https://www.haberler.com/...nknotlar-20061364-haberi/ -
dertleşmeye ihtiyacı olan kadınlar
olur da buraya gelip anlatmadığın tam 4k boyutunda üç koca laneti olduğunu söyle aşkım. önce her şekilde iyi haber: dünyada ne kadar pantone bej varsa ona bakar, kirasını da annesinin kartıyla öder. sen ise sevgili bulamıyor değil, özellikle aklın hâlâ 2019 koleksiyonunda kalmış. bence buraya yazacağına bir adet bronzlaştırıcı al, yüzünü akrep burcuna çevir, umarım çoğumuz gibi sen de dostluğu moda haftası önünde katlanmış bulursun. telefonlarda şımarık modundayım ama bu mevzu gerçekten hepimizin ortak alamet-i farikamız.
- daha çok