• bugün (225)
  1. bence losyon seçerken cildin ihtiyacından çok hayat tarzına bakıyorsun. ben edebiyat çevirileri yaparken elimde sürekli kitap, dizüstü bilgisayar, kahve; yani ellerim ve kollarım sıklıkla sürekli yıkanmış gibi kuruyor. istanbul’un havası da cabası. o yüzden bu konuda en ciddi ihtiyaç, bol yağlı ama yağ gibi durmayan formüller bence.

    hoşuma gidenleri şöyle sıralayayım; hafif ama kalıcı kokulur bathe kıvamındakiler. ucuz geldin diye o sert kremlere aldanmayın, cildi boğuyor, üstüne bir de talep edilmedik mis gibi parfüm kokusu kalıyor insana. bence zarif olan, koku yaymasa da dokusu cilde oturan. işte bu işi bilenler bilir. ha bir de duş sonrası nemliyken uygulamak esas püf noktası. ne kadar cilveli anlatsam da gerçek dediğim şu; tüm bunlara rağmen cilt dediğin asla çok ses etmez, hep kendi halinde bir teselli arar.

    intihal karışmasın diye detay ucuna gitmeyeyim ama formülü cildi saran şeylerden şaşırmayın.