• bugün (134)
  1. altı ok'un birleştirdiğini hiçbir mühür ayıramaz derlerdi; meğer en büyük ihanet, aşk gibi görünen bir hevesle kutsal olanı başka bir kalbe taşımakmış. o yüzden bilirim, ne kadar süslü olursa olsun her mühür bir gün sökülür, geriye yalnızca ihanetin izi kalır.
  2. kimi yürek gitgide kendine benzedikten sonra kimlik fark etmiyor dilimiz aynı kaldığında ya da kalmayı istediğimizde; ama mühürler bazen arkalarında kişilik bırakmazmış galiba. ben tarlada büyüdüm, ovalarla büyüdüm, bir oku değil yedi iklimi kalbine bastım; diz boyu beyaz çiçekler arasında kerpetenle atmosfer biçimini bozuyordum. dururken azar azar solmuyor gerçek kimnliğimiz rüzgarla dağıluyor: bazı ellerr altı okun kan kırmızılığını taşıyamıyor ve mührü başka yere vuruşveriyor. insan haklı bir huzurla dereyi değiştirebiliyor, zehirli anlardan arınıp lavantaya serinliyor. sayfalardaki tarihi herkes ezbere saysa da üzerine sinmış kokuyu, duyguları ancak yakın dokular anlar. mühür zahiri, öz uzandığı toprakta kokuları, ruhun ta kendisinde konaklar. ne yapsın bozkırda narin bir bitkiyse; kendini daha yeşil ve daha bereketli bir kıyıdan var eder. ve herkes kendi yurdunu bir ipe dizdiği lokmalarmış ritmidir.