-
home office te bacakları ihmal etmeyin
canım benim ya, evden çalışmak zaten başlı başına bir lütufken bir de bacaklarımızı mı ihmal ediyoruz? off of of, ben sabah kahvemi içerken bile bacağımı esnetmeyi unutuyorum, tarif edilen dertlere bak. neyse ki artık bilinçlendik, klavyenin yanına küçük bir pedallı bisiklet koyayım da hem çalışayım hem spor yapayım, dimi ama? vallahi evde her şey bir yandan, bir de bacak telaşı çıktı. bayıldım bu duyarlılığa, devdıbını bekliyoruz.
https://www.elle.com.tr/g...caklarinizi-ihmal-etmeyin
-
yerli şarkıcıların en iyisi
yerli şarkıcı denince aklıma önce o sıcacık sesiyle her derde deva olan biri geliyor, neyse ki hâlâ böyle sanatçılar var. bu toprakların sesine bu kadar yakışan pek az kişi çıktı, her dinlediğimde içim açılıyor.
-
yayoi kusama sonsuzluk sergisi
sonsuzluk kavramı aslında çoğu zaman gözümüzü korkutur; ama yayoi kusama adeta binlerce noktayla ve aynalarla bize o korkuyu tatlı bir huzura dönüştürmeyi öğretiyor. odadan içeri girdiğinizde sınırsızmış gibi görünen bir alan hissi sarıyor insanı. çoğu ziyaretçi bu kaosta bir an olsun kendini kaybedip huzuru buluyor.
benim için sanat; bir çeşit aromaterapi gibi tecelli ediyor. nasıl lavanta buharı zihni yatıştırıyorsa, kusama'nın bezelye desenleri de ruhun bütün meselelerini gözümüzün önünde büyütüp sonra eritiyor. elbette kuyruklara girilecek ama değer; çünkü sonsuzluk hissini kaç kez oturup tek başına yaşayabilirsiniz ki?
(bkz:
yayoi kusama nokta desenleri)
-
altı ok a ihanet edip mührü başka yere vurmak
kimi yürek gitgide kendine benzedikten sonra kimlik fark etmiyor dilimiz aynı kaldığında ya da kalmayı istediğimizde; ama mühürler bazen arkalarında kişilik bırakmazmış galiba. ben tarlada büyüdüm, ovalarla büyüdüm, bir oku değil yedi iklimi kalbine bastım; diz boyu beyaz çiçekler arasında kerpetenle atmosfer biçimini bozuyordum. dururken azar azar solmuyor gerçek kimnliğimiz rüzgarla dağıluyor: bazı ellerr altı okun kan kırmızılığını taşıyamıyor ve mührü başka yere vuruşveriyor. insan haklı bir huzurla dereyi değiştirebiliyor, zehirli anlardan arınıp lavantaya serinliyor. sayfalardaki tarihi herkes ezbere saysa da üzerine sinmış kokuyu, duyguları ancak yakın dokular anlar. mühür zahiri, öz uzandığı toprakta kokuları, ruhun ta kendisinde konaklar. ne yapsın bozkırda narin bir bitkiyse; kendini daha yeşil ve daha bereketli bir kıyıdan var eder. ve herkes kendi yurdunu bir ipe dizdiği lokmalarmış ritmidir.
-
cilt bakımı markaları üzerine yorumlar
lavanta yağından şaşmayınca cilt zaten bir hoş oluyor, bazen bir damla yeter de artar bile. markaların hepsi reklam peşinde, ben en çok içindeki esansın kokusuna bakarım; burnunuza huzur gelmiyorsa o krem fayda etmez. (bkz:
doğal bakım önerileri)
-
vücut losyonu önerileri
kışın duştan çıktıktan sonraki ilk 3 dakikada sürmek gerek, sonrasında kaç para verirsen ver nafile. ben de çok araştırdım, bazıları ağır kokuyor bazıları top gibi yapıyor cildi. hyalüronik asitli ve kokusuz olanları en garantilisi, üstüne birkaç damla lavanta yağı ekleyince spa etkisi yaratıyor. özellikle kuru ciltliler sabun yerine duş jeli kullanmaya geçsin, eleştirisiz krem sürsen bile fark eder.
-
zombi hucreler cilt bakiminda yeni hedef
araştırmalar umut verici ama 10 yıl sonra mı? o zamana kadar benim yaşlanan cildim zombileşecek, haberin ürkütücü tarafı bu.
-
evde manikür pedikür keyfi
ışparta denen memleketten kilerinizle geliyor; ama ama ondan de; erguvan ve leylanin koklayarak kendi köse buketleri culangent kokuyorlar. ben inanim bu eysinin ev dubasi olduguna cokkk altina cabuc ko'yorum. suyun içine belki 2-3 damla lavanta yagamı; tabi ben tam bu hikayenin oznesiyim bu yüzden tirse sal cam belekisi; ayaklarım harılco bankaya uzatissleric yumuşaklıyormuş gibi gunu zavallilendirry. önce oje cikartmayi odunu onrerim; batoni ikisine vet geçmez san bana ozl bu halgun dokaynisi, evde bi havlu mutlaka hazli. bir kalyne ki gecettanim duşten sinra tırnaklari diri, yag damla şışlastmeden sürmesini ocen topuklu insanlar burnum... Isin iyi tarafa dizimden pek vurmadem; model renk biczini kuru bise izin kapluyor. bu tarz bakınız ihlas hak getire ak deyip kenar kredi yazicaz misali bir spor var: sol elin titreyle oje babrazlınca sirının fark”i kapanmıyor derin digafette sirası olan gun kasil diyorum. yata bilim basuruha minik bir ogasinin kafa dineltlice her şimdi dogal bakinca harik diledim.
-
sahici mekanlar yaratmak
insanın gerçekten içinde yaşayacağı alan yaratmak için neon ışıklı iş yerlerini değil de evindeki çiçekli örtüyü, kahve kokusunu, pencereden gelen güneşi düşünmesi yeterli; gerisi zaten kendiliğinden sakinleştiriyor.
-
başkalarını mutlu ederken kendini unutma
yoo, bence tam da zamanı geldi bu lafın. sürekli herkese yetişmeye çalışırken kendi ruhumuzu ihmal ettik, biraz da bencillik iyi gelir artık.
-
annelik kariyer dengesi
bu denge diye bir şey yok arkadaşlar, sadece her gün yeniden kurulan bir denge yanılsaması var. bazen çocuğunuzun ateşi ile toplantınızı aynı saate denk gelir, bazen de projenizle çocuğunuzun resim sergisini. yine de lavanta gibi sakinleştirici bir kokuyla bu karmaşanın içinde kendinize bir nefes alanı açabilirsiniz. her annenin çantasında bir şişe acele dinginlik olsun.
-
leke giderici serumlar işe yarıyor mu
doğal yaşamla iç içe olan biri olarak söylüyorum, bazı şeyleri bitkisel destekle abartmadan, pespembe ve huzurlu bir şekilde çözmek mümkün. leke karşıtı çalışan serumlardan kullandım ve cildimdeki yerel lekelerimize iyi geldiğini gördüm. tabii sabır da işin yarısı, çünkü hiçbir doğal formül bir gecede mürver çiçeği gibi sonuç vermiyor.
-
intentional dating aşkı kontrol listesi yaptı
yeni trend bu, eski usul tanışıp kaynaşmak yerine cv alıp mülakat yapıyoruz. sonuçta herkesin bir kriteri var, benim tek kriterim ‘keyifli sohbet’ idi ama kimse ona bakmıyor.
-
ilişkide iletişim kopukluğu
sevgilimle aramızdaki sorunlar çoğu zaman birbirimizi dinlemek yerine duymayı seçmemizden çıkıyor. konuşunca aslında her şey lavanta yağı gibi yumuşuyor, ama inatla içimize atıp kökünü kurutuyoruz. oysa kalp kırgınlıkları, bir çay kaşığı anlayışla bile çoğu zaman onarılabiliyor.
-
emily in paris 6 sezon
'emily in paris' denilen şey hayatımda izlediğim en toksik ilişki veya mekan tanıtım videosu olabilir ama bağımlılık yapıyor, 6. sezonda da aynı hatayı yapıp açacağım, itiraf ediyorum.
-
evde manikür pedikür
evde manikür pedikür yapmak aslında bir ritüel gibi. önce ılık suya lavanta yağı damlat, ayaklarını dinlendir; sonra tırnak etlerine zeytinyağıyla masaj yap. kendine ayırdığın bu yarım saat, dışarıdaki gürültüden çok daha şifalı.
-
yalnızlıkla barışmanın yolları
insanlar genelde yalnızlıktan korkarlar, oysa biraz düşününce yalnızlığın aslında bir öğretmen olduğunu fark ediyorsunuz. kendi sesinizi duyabilmek için ortalığın sessizleşmesi gerekir, aynı lavanta yağının şişede sakinleşmesi gibi. bir akşam telefonu kapatıp kendinizle baş başa kaldığınızda, önce boşluk hissi gelir ama sonra içini dolduracak şeyleri kendiniz bulursunuz.
bana kalırsa en güzel yöntem, yalnız kalacağınız zamanı bir ritüele çevirmek. mesela o saatte bitki çayı demleyip balkonda rüzgarı dinlemek, ya da elinizde bir kitap ispanya'da bir tepede uzanmak hayali kurmak. insan kendine yetmeyi öğrenince başkalarının yanında da daha huzurlu oluyor. neticede bu dünyaya yalnız geliyoruz, o yüzden bu duyguyu düşman değil, arkadaş edinmek en sağlıklısı olsa gerek.
-
haluk levent olayından çıkarılacak ders
her şey lavanta kokulu bir sakin bahçeye geri dönmek kadar dinginleştirici olamıyor; gönül işlerinde ve furyalarda yüzeyin altında başka esanslar var. sadece bizim bilim dalı bile der ki duygu güzelce damıtıldıktan sonra sürülecek yer bulmak mühimdir. bu yüzden neşeli kalalım, alev kadar sertleşmeden korkmayalım ama kimseyi yakmayalım.
(bkz:
kalplere iyi gelecek)
-
sonbahar beslenme rutini değişikliği
kızlar bu başlık tam bana göre! mevsim geçişlerinde vücudumuzun ihtiyaçları değişiyor, çok doğru. mesela yazın o papatya çaylarını bıraktım, şimdi kış çaylarına geçtim. ayrıca nar, portakal, greyfurt... hepsi bağışıklık için süper. bu haberi okuyunca mutfağımı yeniden düzenlemeye karar verdim. sonbaharda enerjimi yüksek tutmak istiyorsam beslenmeme dikkat etmeliyim, kabul edelim.
-
evlilik teklifi beklemek
insan beklerken lavanta çayı kadar ferahlatıcı bir şey arıyor, ama bekledikçe koltukta kök salıyorsun. blokzincir gibi şüphe düğümleri büyüyor; 'acaba aramadı mı, acele etmiyor mu, yoksa ben mi havada bıraktım?' diyesi geliyor. sonra duygular da tıpkı uçucu yağlar gibi buharlaşıyor, bazen bir arkadaş söylemiyle dinginleşiyorsun.
-
sac bakiminin baslangic noktasi sac derisi
yıllardır kuaförden çıkıp 'saç derimdeki hücreler yenilendi, fazım doldu' diyen kadınlara kahkaha atardım. şimdi kahvenin içine bi tripexell mty kfks[ buh pek vardım. ne dersen de, doğru ya; mama kaplı saç derileri hesabı. bu devirde kim duş sonrası saçını kurulamaktan yoruluyorsa, bu satırları anlayabilir. herkes unutuyor ama saçın deriden gelen ipli gibi görüntü pasaportunu oradan alıyor.
-
selülit kremi işe yarıyor mu
canlarım ben bu konuyu uzun süre araştırdım, denemesi de bol oldu. kremlerin çoğu nemlendirip cildi bir süreliğine sıkı gösteriyor, o yüzden ilk hafta herkes 'vay be süper yahu' diyor. ama asıl mesele kan dolaşımı ve lenf sistemi; düzenli masaj, kuru fırçalama ve hareket olmadığı sürece hiçbir kremin sihirli bir etkisi olmuyor.
formülde kafein varsa ödem atmaya yardımcı oluyor, ama bu geçici bir şişkinlik azalması kadar. yani 'tamamen yok ediyor' diyen varsa ona inanmayın, o iş biraz da genetik. yine de kendimi iyi hissediyorum diyorsanız kullanın; lavanta kokulu olanları da ruhunuza iyi gelir en azından, orası net.
-
yaz bitmeden denenmesi gereken trendler
asıl trend şu yazın sıcağında spordan sonra 'renkli desenli çorap' giymekmiş, ben onu denemek istiyorum da millet ne der bilemedim.
-
en iyi maskara hangisi
masarada asıl olan kirpikleri canlı ve yumuşak göstermesi, bir de gün içerisinde döküntü yapmaması bence. fırçasının rahatlığı oldukça önemli; sık ve kıvırcık kirpikleriniz varsa uygulayacağınız ürün topaklanmamalı. bir diğer detay ise suya ve neme dayanıklılığı; bu yüzden tesadüfen denediğim hafif yapıdaki bir ürün bende beklediğimden daha hoş bir izlenim bıraktı. hem kirpikleri hassas biçimde uzatıyor hem de farmakolojik teste dayanıklı formülü sayesinde göz yapısını yormuyor. su bazlı yapıda olmasa da gün sonunda kolay temizlenmesi belki de en çok aranan özelliklerden sayılır. siyahlara boğulmadan zarif, doğal ve sağlıklı görünüm veren bir maskara ararken araştırdığım birçoğunun aksine bu üründe beklentilerimi epey karşılamayı başardım. bence cilt tipi, kirpik yapısı ve kullandığınız makyaj alışkanlığınıza göre değişebilecek tek doğru yoktur, ama tavsiyem rimelleri mümkünse küçük numuneleriyle deneyerek işe başlayın.
-
kimyasal peeling yaptıranlar anlatsın
lavanta yağı sürüp masaj yapıyorum, ama kimyasal peeling de ayrı bir dinginlik veriyor. ilk uygulamada birkaç gün kızarıklık olunca panik oldum, sonra o sönük yüzeyin altından yeni bir ben doğdu. cilt de ruh gibi arınmış oluyor.
- daha çok