flörtle konuşacak konu bulamıyorum diyenler daha çok kendisini anlatma derdine düşmüş olanlardır. oysa iş, karşındakine gerçekten kulak vermekle başlıyor. en sevdiği çizgi film karakteri, küçükken sakladığı en saçma eşya, sabah alarmını kaç kez erteleyip kalkamadığı gibi sorular hem tatlı hem de insanı bir anda içine çeken cinsten.
sonra yavaşça hayallere, yolculuklara, çocukluğun gizli kalmış lezzetlerine geçersin; işte orada samimiyet kuruluyor. tabii bir de en sevdiği rengin ne anlama geldiğini sormak kadar basit ve eğlenceli bir yol varken, konuşacak konu bulamayan insana şaşırmamak elde değil. hayat bu kadar renkliyken neden hâlâ hava durumunda takılı kalıyoruz anlamıyorum.
sevdiğim bi filmden bahsetmeyi o kadar çok istiyorum ki açılış cümlesi olarak bunun şart olduğunu düşündüm, ama karşı taraf önce ne kadar içe kapanık olduğumu anlıyor sanırım. küçük yerden gelmekte sıkıntı bende; sevdiğim şeyleri paylaşmayı özlüyorum ama bir türlü hadtan aşma gibi bi konu bulamıyorum, sohbet canım hiç konuşmak istemiyor gibi kurulunca ben de zaten susuyorum.