• bugün (103)
  1. geleneksel toplum, içinde yaşadığımız dünyanın en bilinen ama en az sorgulanan kelimelerinden biri. bir yandan geçmişin elleriyle ördüğü anlamlar zinciri, öte yandan bireyin içindeki sesi bastıran bir kalıp. tanımı elbette sosyolojide var; akrabalığın, dinin, töreli düzenin, mevsimlik döngünün etrafına kurulmuş bir hayat biçimi.

    fakat kelimeyi telaffuz ederken hep aynı hüznü duyuyorum, nice uygarlığın türküsü gibi bir başlangıcı, sonra bir susuşu... ne zaman tam oturtmaya kalksak, îcadına muhtaç olduğumuz gölgeler uzanıyor önümüze; bunlarla didişmekten aslolanı çıkaramıyoruz. tanım yeri geldiğinde pekişiyor, yeri geldiğinde altüst oluyor; sanki toplum kendini anlatırken nehre karışıp bulanıyor.
  2. geleneksel toplum, işin kısacası "biz böyle gördük" diyen her şeyin toplamı aslında. kadının-kızın nasıl giyineceğinden, komşuya ne zaman gidileceğine, kimin kiminle evleneceğine kadar her şeye karışılır. adana'da büyüdüm, iyi bilirim, mahallede bir kişi ne yaparsa diğerinin kulağına iki dakikada gider.

    ama şunu da söyleyeyim, bu düzen bazen tutunma biçimi de oluyor; zor günde komşu kapıyı çalar, kimse kimseyi bırakmaz. yani geleneksel toplum bir yandan boğucu bir battaniye, bir yandan da sıcak bir ocak. mesele o ocakta boğulmadan ısınmayı bilmek.