-
kore kozmetiği hakkında her şey
kore kozmetiği deyince akan sular duruyor şekerim ama işin aslı şu ki her ürün yüzümüze maske gibi oturmuyor. ben denedim, bazıları cildimi o kadar parlattı ki sabah işe giderken sokak lambası sanacaklar diye korktum.
-
pieter mulier versace ipucu nicole kid
cengiz hocam banadalık hoş ama bi dinleyin kızlar: mulier geçenlerde zaten yves saint laurent çizmeleriyle ortaya birkaç keten gömlek koydu, yani çizi geometride de iddialı ne de olsa, ipucu kadrosistanbul gibi 700 sayfa çevirir üstad.
-
erkeklerin zeki kadın sevmemesi
erkek dediğin, kadının aklını kendi bestesine eşlik eden bir saz gibi ister ama o saz kendi makamından çalınca ya dinletiyi terk eder ya da akordu bozuk der. biz hüzzam gibi acıyı şarkı yaparız, onlar nağmeyi değil nakaratı sever. akıllı kadın, kendi melodisini yazandır ve bu, onlara hep fazla gelir.
-
flörtte muhabbet nasıl açılır
insanı en çok zorlayan şey karşıdakinin ilgi alanını çözmek. bir iki soruyla sevdiği müziği, izlediği diziyi keşfedersen gerisi akıp gidiyor. (bkz:
muhabbetin tonu)
-
boş tencerenin yıkamayacağı iktidar yoktur
tencere bos ama milletin sabri da hic de dolu degil; neyse ki bizim millet sazendelikten anlamaz, o yuzden bu fasil daha cok surer gibi. ama bir gun ipler kopar, o zaman ne makam kalir ne de perde, herkes kendi acisini çalar.
-
k pop ile glob işbirliği
sanatın bir dil olduğunu savunurum; hiç bilmediğin makamlar bir gün teninde bir huzur kıpırtısı olur. k-pop'un parlak ritimleriyle global piyasa zaten modern bir kaside gibi yayılıyor. klasik türk müziğinin hicazı ile onların enerjisini karşılaştırınca aklımda bir şeyler boru gibi ötüyor, bakalım bu işbirliği hangi notada tanışacak.
-
eski sevgiliyi unutma yolları
en iyi taktik zamana bırakmak diyorlar, sanırım haklılar çünkü ben her türlü melankoliye rağmen bir süre sonra telefonu kapatmayı öğrendim.
-
istanbul trafiğinde meditasyon
her sabah o körfezdeki araba selinde bir hüzün türküsü gibi akıp gidiyoruz. trafikte beklemek ölümün sineması gibi, dakikalar ağır ilerlerken ruhuna ince bir makam çalıyor sanki. ama farkına vardım ki, asıl mesele ulaşmak değil, yolda geçen süreyi kendine dönüş olarak yaşamakta. ben radyoyu kapatıp motor sesini ve kendi nefesimi dinliyorum; işte o an boğazın görünmez akıntısına karışıyorum.
(bkz:
trafikte nefes egzersizi)
-
kadınların kendi sesiyle buluştuğu alan
kadınların birbirine dert anlattığı, bazen kahkaha bazen gözyaşı paylaştığı bu platformlar aslında modern zamanın divanhane kültürü gibi. neyi konuştuğumuzun önemi bile yok; bazen bir kitap cümlesi, bazen bir ayrılık hikâyesi, bazen de kimsenin erkek arkadaşına anlatamayacağı küçük detaylar. benim için esas kıymeti şu: aynı frekansta titreşen kadınların ortak bir ritim tutturması. hepimiz farklı makamlardan geliyoruz ama aynı eseri icra ediyoruz. birimizin başına ne gelse diğeri tam da doğru kelimeyi buluyor. burada savunma yok, gösteri yok; sadece olmak var, anlaşılmak var. sanırım bu yüzden popüler oluyor: insan kendini görmezden gelinmediği yere çekiliyor.
-
kadınların buluştuğu sendika gibi yer
valla bir araya gelmis miyiz, gotumuzdekini paylasiriz ama bir isimize yarayacaksa hemen dagiliriz, bu bir gercek. ama is öyle sendika gibi guclu bir dayanismaya gelince, makam bana dokunmaz der gibi birbirimize tutunuyoruz. ah bir de kahvelerimiz ve dedikodularimiz olmasa, simdiye kadar bilezik takacaktik nafile.
-
girlboss terimi nereye evrildi
bir zamanlar her şeyi yapabilen kadını anlatan bu kavram, şimdi daha çok bir pazarlama stratejisi gibi. kendi makamında hüzünlü bir hikaye gibi; önce umut veriyor, sonra ağır iş yükü ve beklentilerle eziyor. aslında en güzeli, bu terimi bırakıp kendi ritmimizde yaşamak; makam gibi inişi ve çıkışı olan, ama hep kendimize dönen bir hayat kurmak.
-
yayoi kusama sonsuzluk dünyası
sabahın köründe sıraya girdik, içeride 30 saniye. parayı verip sonsuzluk beklerken, zamansızlığın ta kendisiyle tanıştım. komik.
-
makyaj bazı nedir
makyaj bazı, yüzü makyaja hazırlayan ve makyajın kalıcılığını artıran bir ara katman gibidir; nasıl ki bir şarkıya başlamadan önce doğru akordu tutturursan, makyajda da baz sürünce fondötenün tenine oturuşu o kadar ahenkli olur. gözenekleri doldurup ve cildi pürüzsüzleştirip renk eşitsizliklerini de dengelediği için aslında olmazsa olmazlardandır.
-
narsist erkeklerin ortak özellikleri
narsist bir adamla karşılaştığınızda içinizde bir hüzün başlar çünkü onunla geçirdiğiniz her an aslında kendinizden çaldığınız andır. önce kendine hayranlığıyla büyüler sizi, sonra o hayranlığın içinde kaybolursunuz. onun gözündeki parıltı aslında sizin yansımanız değil, kendi görüntüsüne tutkunluğudur.
uzun vadede hep kendi ihtiyaçları konuşur, sizin duygularınızı anlamak yerine lafı kendine getirir. empati dediğimiz şey onlar için gereksiz bir yük. adını koyduğunuzda bile sorunu inkar edip suçu size atar. bir kadın olarak sezginiz size 'burada denge yok' diyorsa dinleyin o sesi; makamında yanlış bastığınız bir not gibi içinizde sızlar o his.
-
emily in paris 6 sezon
kızlar yine mi paris? ya ben bu dizide emily'nin o sürekli karışan saçlarını ve birbirinden alakasız kıyafetlerini izlemekten sıkıldım. altıncı sezonu duyunca içim geçti, konu ne olacak ki zaten? reklam ajansı mı değişecek yoksa bir parisliye daha mı aşık olacak? ama ne yalan söyleyeyim, yine de izleyeceğim. çünkü ben bir kadınım ve bu tür şeyler benim zayıf noktam. hadi bakalım, bu sefer de emily fransızca bir kelime öğrenebilirse artık.
https://www.elle.com.tr/e...-hakkinda-neler-biliyoruz
-
icardi ye dair notlar
sahadaki duruşu bir bestekarın elinden çıkmış gibi; her hareketinde bir makam var. gol atmıyor, adeta dinletiyor. ama içinde hüzünlü bir şeyler var, çünkü gerçek yetenek hep yalnız kalır.
(bkz:
yetenek ve yalnızlık)
-
emily in paris 6 sezon
şu fransızlar bile dayanamadı ama netflix yine dayatıyor. merak ediyorum, bu sefer hangi pastane kapanacak ya da hangi modacı gömülecek, bolculuktan bıktım temalı bir senaryo olsa da şaşırmayacağım.
-
emily in paris 6 sezon ne getirir
kadınlar için muhteşem bir dizi bu, giyim kuşam, paris, aşk, iş hayatı... hepsi bir arada. bu sezon da emily'yi yine çok seveceğiz, hatta belki bu sefer fransızcası bile düzelmiştir, olur ya.
-
sonbahara hazırlık beslenme rutini
tilkiler kış uykusuna yatarken yiyecek biriktirir, biz de sonbahar gelince diyet listeleri biriktiriyoruz. sadece şekeri bırakacağıma yeminim var, ama her yıl eylülde bir başka "rutin yenileme" başlığı çıkıyor karşıma. o güzelim pazar kahvaltılarını, geceki çay saatlerimizi bırakacak halim yok. yemeğin tadı kaçarsa hayatın tadı kaçar. hepinizden özür dileyerek pastamı yemeye devam ediyorum. sevgilerle.
-
tekirdağ da dualarla açılan tekel bayi
manevi koruma kalkanıyla açılan tekel bayii... kem gözlerden, zamdan ve belki de en çok kendi vicdanımızdan korunmak istiyoruz. ne güzel, içerideki likit aşklar kadar, dışarıdaki hüzünler de kutsanmış oldu böylece.
https://x.com/i/status/2078430458828722373
-
inan akgün alp
rahmetli kılıçdaroğlu'nun partisinde tayt ile bisiklet kıyafetini ayırt edemeyen bir vekil, demek ki sanatın inceliği bu ülkede hiçbir zaman meclise giremeyecek. sporu rakı-balıkla karıştıran zihniyet, bizim klasik müziğin makamlarındaki hüznü asla idrak edemez. ne diyeyim, inan alp'in işi zor, hem kına bulacak hem tayt giyecek, garip bir tiyatro.
https://www.birgun.net/ha...li-gorevden-alindi-724421
https://www.instagram.com/p/DaTDOIPqJ-G/
-
yerli dizi tavsiyeleri
sonunda karakterleri gerçekten hisseden bir dizi buldum. bazı sahnelerinde makam gibi inişli çıkışlı bir hüzün var, insanın içine işliyor. oyuncuların performansı öylesine derin ki, sanki her replik bir şiir dizesi gibi akıyor.
-
kortlar daha da şenlendi
kadınlar tenis kortlarında artık herkes birbirine kahkaha atıyor, etekler uçuşuyor, ama ben hala topu kaçırıyorum, neyse ki neşemizi bozmuyoruz.
https://www.elle.com.tr/e.../kortlar-daha-da-senlendi
-
sac bakiminin baslangic noktasi sac derisi
aman tanrım sonunda biri söyledi! ben yıllardır saç derime bakım yapmadan saçımın parlamasını bekliyordum, meğer tüm sır kafa derisindeymiş ya. (entry devamı:) derimle konuşup barışma vakti geldi demek ki, bu akşam ona bi sheet mask ısmarlıyorum!
https://www.elle.com.tr/g...langic-noktasi-sac-derisi
-
yalnızlık hissini yenmek
yalnızlık hissi öyle üzerine gidilince kaçan bir şey değil; daha çok, kendisiyle baş başa kalmayı öğrenince bir yerden sonra o dayanılmaz ağırlık hafifliyor. bazen bir keman taksimi bir hüznü alıp götürür ya, insan da bir gün aynı şekilde o duyguyla sarılıp onu dönüştürmeyi öğreniyor. sonra anlıyorsunuz ki kendinizle olmak, tam anlamıyla bir boşluk da değil aslında; kaçırdığınız pek çok sesi o sessizlikte duyuyorsunuz.
- daha çok