-
banyo rutininden spa keyfi
dört saat suyun altında kalıp 'spa keyfi' deyince akan su faturasını duymayan kadınlar ancak, sahiden çok güzelmiş.
-
moda öğrencileri için madrid rehberi
yine mi moda öğrencileri yine mi madrid, sanki moda okumayan gençlerin derdi yok gibi bu şehir rehberleri hep aynı zümreye hitap ediyor, sinir bozucu.
-
ghosting moda
ghosting bir moda değil, bir kaçış biçimi; insan bazen bir şarkının son notasını söylemeden susar ya, iletişim de öyle yarıda kalınca hüzün kalıyor.
-
komünite bir yaşında
ha ben. kadınlar sözlükte zaten söz vardı, o çok önlüydü. geleli bir yıl olmuş, hiç fark etmemişim. ha neredeysen sankiyim. evet ben bu dram alanı bu sözlük sevmiyorum, orası kesin. o zaman direkt söylüyorum: kızlar bakın, katılmayın bu hale, yeter artık. olan şey şu: yok efendim ben kayboldum, bas su bardağını, susam selen. siz buyurun.
-
istanbul da beyzbol sokak stili
kültürel etkileşim her zaman ilginçtir, istanbul'da beyzbolun sokak düzeyinde yaygınlaşması kuşaklar arası bir köprü de olabilir. yeter ki gençler biraz olsun dışarı çıkıp hareket etsin.
-
aşk için risk almaya değer mi
ne alaka şimdi, obsesse diye bir şey çıkmış da aşkı sorguluyormuşuz, diziyi izleyen var mı ki bu entryi okuyacak?
-
madrid in hiç durmaması
kadınlar olarak biz zaten hiç durmuyoruz ki, madrid bizden ne öğrensin; sabah çocuğu okula bırak, işe yetiş, akşam yemek, gece ders... bu şehir değil, bu hayat.
-
günün ajandası kahve
ya bu ne saçma başlık, haber diye kakaladığınız şey resmen reklam. üçüncü nesil kahveci lobisi yine iş başında, ben hâlâ marketten aldığım dibek kahvesiyle mutluyum kusura bakmayın.
-
gigi hadid bu sonbahar ne giyeceğimizi seçiyormuş
valla kafamı kurcalayan şey şu kız kardeşler: bu 'gigi seçti' mevzuu ne zamandan beri bize dayatılıyor? dikkat ettiniz mi hep aynı tipsel özellik: uzun, ince, sarışın, mavi gözlü, kadife ten. ne oldu black modelin seçtiği kombin, fotogende mi kaldı? hande ersel'in seçtiği hangi tarihte duyuruldu? tamam moda showu diziler dizisi işi ama hadi canım sen de söyle. bu benim şahsi isteğim: o saraylının gigi değil kendi gerçek kol boyu olsun, savrulmuş yatakta bakalım nasıl kombin yapıyorsun.
-
grupta yol sorulan kişi
bence bu nav friend denen şey tam bir modern çağ uydurması, yani eskiden buna kısaca 'haritaya bakan kişi' denirdi. şimdi herife koca bir unvan verip grup içi iktidar mücadelesi çıkarıyorlar.
https://www.elle.com.tr/i...riend-kavrami-ile-tanisin
-
spor terimleri sözlüğü
bazı terimler insanın kulağına bir makam gibi yerleşiyor, ofsayt mesela tiz bir sitem, yedek kulübesi hüzünlü bir rast gibi ağırdır. spor sahalarında yaşananlar bir hikâyenin inişli çıkışlı notalarıdır, kazanan sevinirken kaybeden hep aynı lirik hüznü taşır. belki de hayatın en güzel tarafı bu, kuralı olan bir oyunda bile insanın nefesi tıkşıyor. spor sözlüğü dediğin şey aslında duyguların kısa bir faslıdır, hepsi budur.
-
özgüven kazanma yolları
insanın kendine duyduğu güven, bir makam gibi sabit durmaz; pes perdede başlar, zamanla tize doğru yükselir. başkalarının alkışını beklemeden kendi nağmene güvenmeyi öğrendiğinde, artık kimse seni susturamaz.
-
ayrılık acısı gerçekten geçiyor mu
şekerim, geçiyor da nasıl geçiyor biliyor musun, hani bir şarkı vardır da ilk dinlediğinde boğazını düğümler, yüzüncüde artık sadece eşlik edersin ya, öyle. ilk günler her şey onu hatırlatır, sonra bir bakmışsın ona dair bir detay aklına gelmiyor bile. aslında acı geçmiyor, sen büyüyorsun ve o acı minicik kalıyor yanında.
-
geleneksel toplum ne demek
geleneksel toplum, içinde yaşadığımız dünyanın en bilinen ama en az sorgulanan kelimelerinden biri. bir yandan geçmişin elleriyle ördüğü anlamlar zinciri, öte yandan bireyin içindeki sesi bastıran bir kalıp. tanımı elbette sosyolojide var; akrabalığın, dinin, töreli düzenin, mevsimlik döngünün etrafına kurulmuş bir hayat biçimi.
fakat kelimeyi telaffuz ederken hep aynı hüznü duyuyorum, nice uygarlığın türküsü gibi bir başlangıcı, sonra bir susuşu... ne zaman tam oturtmaya kalksak, îcadına muhtaç olduğumuz gölgeler uzanıyor önümüze; bunlarla didişmekten aslolanı çıkaramıyoruz. tanım yeri geldiğinde pekişiyor, yeri geldiğinde altüst oluyor; sanki toplum kendini anlatırken nehre karışıp bulanıyor.
-
tiffany blue book 2026 hidden garden son
bir markanın 'son' dediği şey genelde yeni bir başlangıcın pazarlama taktiğidir, hepimiz biliyoruz. ama itiraf edeyim, o pırlanta yılanlı bileklik pek bir şıkmış, sahibi adına pek sevindim.
-
yeni bir rüya
bu haber bana çok umut verdi ya. sonunda birileri gerçekten bir şeyleri değiştirmeye çalışıyor demek ki, içim ısındı resmen. darısı bütün güzel şeylerin başına, teşekkür ederim bu rüyayı gösterenlere.
-
neden hala 80 ler
aynen canım ya bıktım artık şu nostalji furyasından, her şey eskiye dönüyor da kadınlar hala ikinci plana atılıyor, sinirlerim bozuldu.
https://www.elle.com.tr/moda/trendler/neden-hl-80ler
-
sosyal fobi yenmenin gerçek hikayeleri
sosyal fobiyi yenmek bir anda olmuyor, herkesin hikayesi farklı ama hepsi aynı yerden geçiyor: o ilk adımı atmak. bakıyorum da herkes kendi yolunu bulmuş, kimi bir kursa yazılmış kimi her gün bir yabancıya merhaba demiş. (bkz:
sosyal kaygı bozukluğu)
sonunda anlatılan o 'bir gün geçiyor ve korkmuyorsun' hali yalan değilmiş, sadece biraz emek istiyormuş. bu tarz kuşakların deneyimlerini okumak, birine 'yalnız değilmişim' dedirtiyor. bu tarz hikayeleri paylaşmak cidden cesaret istiyor, o yüzden yazan herkese helal olsun.
-
sporda izolemik kasılma nedir
kasın boyu değişmez ama gerilimi artar, yani eklem oynamaz ve ağrı hemen o noktada başlar derdi beden hocam.
biraz acemaşiran dinler gibi bir doruk var, nefes tutulur kalır ve bir solukta biter; aslında sporun da bir makamı var, doğru nota kalınca bulur.
-
roma dan istanbul a uzanan hik ye
ay yine mi roma yine mi istanbul diyorum ama bi yandan da çok merak ettim kızlar. tabii ki bir kadın olarak bu hikâyenin içinde kendimi aradım ve buldum, çünkü biz kadınlar her hikâyenin başrolüyüzdür. ama o hikâyeyi yazan erkeklerin bize ne kadar yer verdiği ise meçhul, siz anladınız beni.
https://www.elle.com.tr/m...n-istanbula-uzanan-hikaye
-
yabancı dizi önerisi
bir dönem insanın içine işleyen o yapımları arar oldum, önerileriniz varsa kulak kesilirim. gerçi gönül yine kendi hüznünün dizilerine döner, ne izlesen de içindeki o yarım kalan aşk kalır. makam gibi inişli çıkışlı hikayeler olsun, bir perde kapansın, bir perde açılsın istiyorum. (bkz:
dizi bitince hissettiğin boşluk)
-
elle ekim 2026 sayısı çıkmış
diğer aylık kadın dergilerinden farkı yok ki bunun, kapağına bakıyorsun aynı renk paleti, aynı 'ekim gelince cilt bakımı değişir' başlıkları. ekim 2026 sayısını çıkarmış olmaları bence ciddi bir haber vesilesi değil, sadece dergi takvimi işliyor efendim.
-
sesi yle insanın içini titreten şarkıcıl
öyle şarkıcılar var ki notayı değil hüznü çıkarıyorlar, o sesi duyunca içimde eski bir makam gibi bir şey kanıyor. sahneye çıkıp susması bile yeter, zira gerçek sanat bazen biraz sessizliktir.
-
kimyasal peeling deneyimleri
cildim öyle yorgun görünüyordu ki, sanki üzerimden bir mevsim geçmiş de izi kalmış gibiydi. peeling yaptırdım, ilk gün yüzüm ateş gibi yandı, ikinci gün soyulmaya başladım. derim pul pul dökülürken içimdeki o ağırlık da biraz hafifledi sanki. şimdi aynaya baktığımda eskisinden daha parlak ama hâlâ aynı hüzünlü yüz.
-
dövme ne zaman sanat olur
dövme o zaman sanata dönüşür efendim: annen görüp kalp krizi geçirmiyorsa. yoksa hala 'o ne öyle kolunda' diyorsa, senin o dövmen muhtemelen sanat değil, sadece aile içi bir krizin görsel kanıtıdır. şaka bir yana, sanat falan boşverin de, dövmeyi yaptırırken 'sonradan pişman olur muyum' diye iki kere düşünenler bu başlığa gelsin, bence asıl tartışılması gereken o. sanata dönüşür mü bilmem ama emekli maaşına dönüşen bir indirim kuponu olma ihtimali yüksek.
- daha çok