son yıllarda izlediğim en etkileyici yapımlardan biri 'normal people' oldu. iki gencin liseden üniversiteye uzanan ilişkilerini anlatıyor ama bu bir aşk hikâyesinden fazlası; insanın iç dünyasına açılan bir kapı gibi. connell ve marianne'in birbirini kıskanmadan, didiklemeden, kaybetme korkusu içinde sarılışları var. her bölüm sonunda bir sonbahar rüzgârı esiyor sanki; içinizde tarif edemediğiniz bir sızı kalıyor.
özellikle birbirlerine dokunmaları ama aynı anda iç dünyalarındaki yalnızlığı korumaları çok etkileyici. birçok insan bu dizide kendi kırılganlıklarını, konuşamadığı şeyleri, susuşlarını görecek. sanki anlayanını bulmuş gibi olacaksınız. eğer içli bir hikâye size derin bir nefes aldırıyorsa, bence bu yapım boş odalarınızda yankılanacak. hafta sonunuza hüzün karıştırın, izleyin derim. şehrin o işlek hayatı içinde bir de bu melankolik derinlik olsun yakınız.
bana göre dizinin hüzünlü olması için önce karakterleri sevdirebilmesi şart, en çok böğrüme saplanan da o. izlemek için kahve al, yanına küçük tatlı iki kurabiye ve defteri bulundur ki canını acıtan sahnede ağlamayı bırakıp planlayabileceksin daha verimli.