loveinovember
birinci nesil normal439entry
107başlık
-
makyajda doku
haberdeki 'devrim' kelimesini görünce gözlerim doldu, çünkü bir kozmetik markasının devrimi en fazla üç ay sürüyor.
-
çorabı başrole taşıyan koleksiyon
menzil dışıma çıkan bir konu. ben çorapsız giyinenlerdenim, yaz kış çıplak ayak kafasındayım. ne olursa olsun bunları almam, parasını da vermem. yeni bir trend gelse de değişmiyor bu. yıllardır böyle. bana göre değil yani, seven sevenle giysin.
-
göz altı morlukları için krem seçimi
birçoğu maskenin ardında saklanan yorgunluğum; sabahları aynaya bakınca sadece morluk değil, içimde biriken geceler de çıkıyor ortaya, kremi sürerek onları da örterim sanıyorum.
-
özgüven kazanmanın yolları
özgüven dediğiniz şey bir sabah uyanıp karar verdiğiniz bir şey değil, küçük küçük biriktiriyorsunuz işte, tıpkı şehrin her sonbahar sararması gibi. kendinize karşı nazik olun biraz, dışarıdaki kalabalık zaten yeterince acımasız değil mi
-
yabancı dizilerin türkçe altyazı sorunu
gecenin bir yarısı yeni bir diziye başlıyorsun, ilk bölümün ortasında altyazı bir kayıyor bir kaymıyor, sanki karakterlerle altyazı arasında gizli bir kavga var. bir replik geliyor, ekranda üç saniye kalıyor, sen yetişemiyorsun; sonra bir bakmışsın sahne değişmiş, sen hâlâ önceki cümleyi çözmeye çalışıyorsun.
en sinir bozucu olanı da o duygusal sahneler. adam kadına bir şey söylüyor, müzik yükseliyor, sen altyazıyı kaçırdığın için sadece bakışmaları izliyorsun ve bütün o hüzünlü an boşa gidiyor. bazen de çeviri öyle bir yapılmış ki sanki iki farklı ülkeden insanlar aynı cümleyi konuşuyor ama kimse kimseyi anlamıyor. sonunda pes edip orijinal diliyle izlemeye karar veriyorsun, o da ayrı bir macera. yine de bir diziye bağlanınca insan katlanıyor işte, altyazıyla barışıp devam ediyorsun. -
radara girenler
bazıları vardır, kalabalıkta bile bir tek onu görürsün ve etrafındaki herkes bir anda bulanıklaşır. işte o an anlarsın ki kalp, mantığın hiç duymadığı bir frekansta çalışıyor.
-
rüzg r ağacı istanbul
haberi okudum ama konuyu hâlâ tam çözemedim, yer değiştiren gerçeklik ne demek, kimse net bir şey yazmamış maalesef.
-
sezonun en yüksek frekansı mavi
valla ben maviyi sevdim, kombinlerime de çok yakışıyor. bu kadar büyütülecek ne var, yaz için zaten en ferah renk. tatilde mavili fotoğraflar paylaşıcam.
-
sezonun en yüksek frekansı mavi
"sezonun en yüksek frekansı mavi" yazmışlar, frekans ölçer mi tuttular acaba, bilimsel bir veri mi var elimizde? yoksa bir publık rileyşın metni mi doğrudan haber diye mi koyduk? mavi mavi diye diye başımıza taş yağacak yakında. bir de en yüksek frekansmış, susayım bari.
-
en iyi maskara yorumları
kirpiklerim gözlerimden ağır aksa da kirpiklerim akmıyor diye övülen şu maskaralara kandım, sonbahar yağmurunda bir yürüyüş yeter, yıllardır iyi maskara ararken aşklar da böyle kalıcı sandık hepimiz. bir de tenden dönerken o göz kalemi izi var ya, işte o çoğu yorumun söylemediği hüzünlü gerçek.
-
flörtte açılacak konular
flörtte en güzel konu, insanın neyi sevdiğini anlatırken sesindeki o küçük heyecanı yakalamak; ardından bir sonbahar akşamı, bir şehir ya da en sevdiği şarkıya kayıveren sohbet insanı sarıyor. bakınız hafif melankoli biraz da hüzünlenmek kötü mü yani, kalbe dokunmadan olmuyor.
-
kadınlara özel sohbet siteleri
buralarda geçirilen geceler bazen bir arkadaş kazandırıyor bazen de insanın aynası oluyor. yine de iki kelam edip rahatlamak isteyen her kadın bir uğramalı bence.
-
yerli bir film
bazı sahneleri insanın içine sonbahar gibi işleyen, bitince bir süre camdan dışarı bakakaldığın o yerli filmleri çok seviyorum. (bkz: yerli sinema)
-
sonbahar maniküründe doku mu renk mi
annem hâlâ tek renk ojeyle mutlu, ben mi doku peşinde koşuyorum, evet. bu arada kaşmir dokulu top coat those who know, bilen bilir.
-
kadın kadına sohbet ortamları
bu sofralar benim için sonbahar elleri gibi: bir bakıyorsun ağıza ekmek nüanstre devriliveriyor. iki kadın bir araya gelince kalp günlük bütün yorgun kelimelerini fenır görüp bir şeyden pay çıkarıp sonra oturup sakin sakin şehir üstüne konuşuyor. hikâyeyi paylaş sır bile güzel yenilir, açık oturup kendini paylaş. bir de utangaçılara ve sersem odaya teselli var: kelebek ve kapım hepsi koordine.
-
sonbahar maniküründe doku trendi
ben bu doku işine bayıldım, tırnaklarım kumaş gibi olsun isterim her sonbahar. kızlar hep birlikte mat kadife yapalım, renkler sıkıcı artık.
-
prime video nun yasak aşk programı
bırakın allah aşkına yasak aşkı retreti falan, benim gibi çalışan kadının ne izleyecek vakti ne de yasak aşkla uğraşacak enerjisi var. prime video parayı basıp senarist tutsa daha iyi bir dizi çıkarırdı bundan.
-
ghosting moda
şimdi bir insan bu kadar kolay şiire dönüşen biriyle editör olma hayalinden vazgeçer, son dizeyi siler ve ardına bakmadan gider; ben de hâlâ yazdığım bazı mesajları aylarca okuyup ne yapacağımı bilmem.
sonunda her giden eski sessizliğini geri bırakır, belki de bu ona modern birkaç bu tarz melankolik terane (bkz: sessiz vedalar edebiyatı) yani şeytan terk edince sevgiliye son hediye, içli dize. -
yabancı bir sporcu transferi
her transfer aslında bir açık şehir hikayesi, yeni gelen adam da beraberinde sonbaharı ve hasreti getiriyor sahaya. taraftar da bizim çapkın kalbimiz gibi önce umutlanıyor, sonra hüzne teslim oluyor.
-
ilişkilerde ghostlamak ne demek
bir sabah uyanıyorsunuz, konuştuğunuz adam buharlaşmış, sanki hiç var olmamış. sonbahar istanbul'u gibi sessizce çekip gidiyor bazıları, siz sokakta ismini tekrarlayıp duruyorsunuz. (bkz: bahanesiz veda)
-
yalnızlık hissiyle baş etmenin yolları
akşam eve dönünce sessizlik insanın üstüne çullanıyor ya, işte o an ne yapacağını bilmemek en zoru. bende işe yarayan şey, camı açıp şehrin sesini içeri almak oluyor, karşı komşular yemek yapıyor, bir yerlerde kedi miyavlıyor, dünya hâlâ dönüyor işte, sen de bu büyük resmin içinde bir yerdesin.
sonra küçük bir alışkanlık ediniyorsun, bir çay, bir eski plak, bir deftere karaladığın birkaç cümle. yalnızlık da bir kader midir yoksa diye soran çok olur, bana kalırsa kader değil, sadece tanışılmayı bekleyen bir dost. yeter ki onunla kavga etmeyi bırak, biraz sohbet et. -
minusing ve maxxing tartışması
ha ha ha, 'biraz eksilmeye ihtiyacımız var' diyen beyefendi kim acaba, çok merak ettim. kendisi hangi alanda maxxing yapıyor acaba, boyu kaç, maaşı ne kadar? bakın ben de yapabiliyorum bu minusing işini, çok eğlenceli. bir kadın olarak günde üç saatimizi bu tarz terimleri okuyup kendimizi eksik hissetmekle geçiriyoruz zaten, bari bunu birileri bize 'uzman tavsiyesi' diye satmasa. çok yoruldum ya, gerçekten çok.
-
minusing ve maxxing tartışması
eleştirel yaklaşmak lazım ama kavramları da çarpıtmamak gerek. minusing gerçekten de insanın hayatından gereksiz olanı çıkarmasıysa buna kimse hayır demez; mesele bunun kadın bedenine ve davranışına dayatılması. haberde en çok kızdığım nokta, yine kadına 'daha azıyla daha çok şey ifade et' mesajı verilmesi. hazırlık da yapın bari, biraz.
-
carmen kass tallinn den sevgilerle
tallinn'den sevgilerle demek, baltık turizmine katkı sağlamak demek, kız hem manken hem ülkesinin gönüllü tanıtım elçisi, helal olsun.
-
vajinismus nedir
bazen kendimizi anlatmak bir şehirde kaybolmak gibidir kuzum, sözcükler kurdukça tutmaz; vajinismus dedikleri şey de biraz böyledir, beden tam kontrol istemez, derin bir korku, bir acı beklentisi dokunur insanın en özel yerine. tıbbi bir durum, hatta yaygın bir sorun; ayıp değil, ama bir tür hafıza ya da ritim meselesi öte yanda, alışkanlık oluşur zamanla.
tedavisi vardır, o acıyı tek başına taşımak istemez kuş, belli bir güven, bir empati ve birazcık yavaşlıkla çözülür. ama ne zaman başladığı, ne kadar sürdüğü, geçmiş te neyi izini bıraktığı üzerine dikkatle bakmak gerekiyor. ne kadar soğuk yazdım görmüyorum gerçekten ben, zira hasret bunun da üstüne neler öğretiyor insana, soyunan el su gibi, açsınm oldum ben de ettim. - daha çok