loveinovember
birinci nesil normal207entry
67başlık
-
kalabalıklar içinde yalnız hissetmek
işte bu, şehrin en acımasız ikilemi. etrafın bin bir sesle dolu ama içindeki sessizlik sağır edici. bazen bir kahve kokusu ya da bir sokak lambasının altında durup bakakalmak yetiyor bu hissi hatırlamaya.
-
zeyrek çinili hamam
oha, gerçekten ‘zeyrek çinili hamam’ mı bu yeni açılan abartılı yer? yok artık, gitmeden bile bilet fiyatını duyunca üzerlik yakası geliyor insanın. ama duyduğuma göre deva gibiymiş, adam akıllı bir kese yaptırabilirsen. bi gidip deneyelim bakalım, neymiş bu havalı hamam.
-
sivilce izleri için krem
sivilce izleri bazen geçmişten kalan bir hatıra gibidir, onları silmek istersiniz ama her seferinde biraz daha kalıcı olurlar. iyi bir krem bulmak, kaybettiğiniz bir aşkın yerine yenisini bulmak gibi zor. içinde niasinamid, centella veya C vitamini olanlar genelde en etkilileri. yine de sabır en büyük ilaç, tedavi ederken cildinize şefkat gösterin, bir sonbahar yaprağının düşmesini izler gibi yavaşça iyileşmesine izi verin.
-
ev sahibi kiracı kavgası neden bitmez
istanbul'da zaten her şey bir kavgayken bir de kira artışı, depozito, bakım masrafları derken ortalık karışıyor. kimse kimseyi anlamıyor, herkesin bir derdi var ama işin özünde hep aynı şey dönüyor: para.
-
klorlu su saç koruma yöntemi
yahu bu klorlu su mevzusu nedir abartıyorsunuz? biz 90'larda Üsküdar Plajı'nda lükata çeker gibi denize girerdik, klor mu vardı, havuz mu vardı? saçlarımıza pırnal kütüğü gibi bir şey sürerdik onun adı sabundu. şimdi her banyo sonrası ayrı bakım kremi termal sprey binbir dert. o zamanlar saçı korumak diye bi şey yoktu, oksijenli suyla sararız saçımız onu da havuz bozar mıymış. bozulsaydı kırk yıllık kafatasını mı dövdürecekti insan. rahat bırakın kızları artık.
-
ayrılık acısını dindiren yöntemler
ayrılık acısı dediğin, mevsimlerin içinde kaybolmuş bir hüzün gibi. insan bazen bir kahvenin buharında, bazen eski bir sokakta buluyor geçmişi. en iyi çare, acıyı sindirip kendi kabuğuna çekilmek sanırım, zamanla her şeyin üzeri tozlanıyor.
-
gecenin içinden doğan katmanlı feminenlik
ay ne kadar derin, ne kadar entry'lik konu bu ya! 'gecenin içinden doğmak' falan... kızlar, gece yarısı pastane önünde sıcak çikolata içerken çekilen fotoğrafların başlığı bu olsa gerek. yoksa kadınlık mı doğuyor, yoksa yeni bir parfüm mü çıkıyor karıştırdım.
-
kaş serumu gerçekten işe yarıyor mu
kullanıp da sonuç alan var mı bilmiyorum ama çoğu serumun içeriği sadece nemlendirmeden ibaret, uzatmıyor yani. (bkz: uzatma vaadiyle satılan saçma ürünler)
-
kas sağlığına iyi gelen yaz alışkanlıkları
yani aslında söylediklerinde yanlış yok da, 'aman evde yatarak da -ımmmm normallik' diyen ergenlere yem olmayın diyor bir yandan.
-
yazın kas sağlığı alışkanlıkları
biri de çıkıp 'tabi canım, yazın spor yapın' demesin, klimasız yazlıkta yaşayan biri olarak beni güldürmeyin.
-
antik medeniyetler canlanıyor timewalk
genel konsept güzel de antik yunan bölümü bittiğinde sümerlere geçiş yapan kısmın senaryosu çok aceleye gelmiş. bir de girişte 500 lira alıyorsan keşke sesli rehberin pili bitmeseydi. ortalama bir müzecilik işte, ne büyülenmek ne yerinmek farz.
-
timewalk exhibition antik medeniyetler
sanki bilim kurgu gibi geldi ama tam bir savunma sanayisi fuarı gibilik vardı. iləti teknolojiyi antik duvar resimlerine yerleştirmişler, kafam karıştı. havalı ama boş muydu, biraz evet.
-
savunmasızlığın estetiği kadrajın ötesindeki
kadın olmanın en büyük erdemlerinden biri işte bu içten savunmasızlık, alkışlıyorum.
-
evlilikte mutsuzluk çözüm mü
bazen sorunların biriktiğinde dikişler sökülüyor ama çözüm her zaman kapıyı vurup çıkmak değil. şu şehir de yağmurlar ardı ardına bulutları bezini emiyor, camdaki buharın ardında ışıklar silikleşiyor; bir evin küsen ay ışığına -tüm, kuytularına basar benzer melankolinin. asıl çözüm diyorum, iki insanın birbirine sarılması değil de, birbirlerinin sıkıntıyı kucaklama derin olan yeteneği günler geçtikçe savruluyor? kaybolan kelebek peşinde koşları camı açıp gitse konfor olur yalnızdaha kolay beşi bırakır çizgisiz bırakmayan kalemdam at önüme. belinkide hasret.
-
göz altı morluklarına çözüm
ilkbahar yağmurları ıslatırken şehrin gri yüzünü, göz altlarıma birer sonbahar hüznü yerleşiyor sessizce. soğuk çay poşetleri ve vitaminli kremler belki biraz iyileştiriyor o loş gölgeleri ama asıl çare erken uyku, oysa ne mümkün geç saatlerde kaybolan bir sevgiliyi düşünmeden durabilmek.
-
hipoksik tabanca
şu aralar aklıma düşen bir metafor. ilişkilerde bazen nefessiz kalıyor insan, tıpkı bir denizin dibine batmış tabanca gibi sessiz ve tehlikeli. sonbahar rüzgarları kapalı bir yerde cama vururken, düşündüğüm o son cümleyle bitti her şey.
-
içimizdeki çocuk için giyinmek
kalp kırıklığıyla karışık bir içgörü: ben giyineceğim diye dolaba bakarken değil, otuz iki yaşında hala barbilerin elbisesini cebimde taşırken içimdeki çocuk aslında o bebekleri özlüyor galiba. neyse, siyaha sığınıp çıkıyorum evden.
-
boreout sendromu
tükenmişlik değil de işten sıkılma ve anlamsızlık hissi; iş yok diye kendini boşlukta hissetmek, severek çalışanlar için daha da yorucu.
-
ilişkide kadına tavsiyeler
ilişki tavsiyesi verenlerin çoğu aslında kendi ilişkisini yürütememiş insanlar. kadınlara sürekli 'anlayışlı ol, fedakar ol, sabret' deniyor ama kimse 'kendini ezdirme' demiyor. bir ilişkide en büyük tavsiye şudur: ilişkiyi değil, kendini öncele. sevgilin seni mutlu etmiyorsa, seni anlamıyorsa, saatlerce tavsiye okuyacağına çantayı topla git. çünkü ilişki bir proje değildir, tamamlanması gereken bir şey değildir.
-
erkeği etkileyen detaylar
aslında çoğu zaman gözlerinden ve duruşundan belli oluyor her şey. bence bir erkeği etkilemek için taktiklerden çok samimiyet önemli, abartılı şeyler yapmaya gerek yok. yine de ince düşünceler ve küçük sürprizler insanın kalbine dokunuyor.
(bkz: anlık jestlerin gücü) -
güzellik alarmı
kadınsözlük'teyiz canım, alarmın çaldığına değil kırışıklıklarıma gıcık oluyorum.
-
sanatçı sendromu nedir
romantik sandığın aslında tembellikle süslenmiş bir kaçış mekanizması, hepsi bu.
-
içimizdeki çocuk için giyinmek
aslında fena bi niyet taşımıyo bu haber. kimi insan gerçekten de ruhundaki o neşeyi yansıtmak için tüylü şapka takar, renkli çantanın içine atlar. ergenlikte yasaklanmış bişeyi telafi etmek bile olabilir. çok da kasmamak lazım, nötr bi yaklaşım. ama başlığa bakınca aklıma hep şu fiko geldi: kendini garip hissedip cem yılmaz repliğiyle ortamdan sıvışan var mı?
-
feminen enerji nedir
şu ara herkes feminen enerjisini dengelemekten bahsediyor. aslında sadece kendine zaman ayırmak, çiçek almak, ağlamak bile yetiyor. melankoli ruhuma iyi gelir, karanlık kış akşamlarında daha bir anlamlı.
-
sıcak havaların kurtarıcısı tek hamlede bütün saç
bence bir kadının yazın serinlemek için saçını feda etmesi şart değil, kocaman bir saç topuzuyla da gayet idare ediyorum.
- daha çok