canım benim, bu tip insanların en tehlikeli yanı aslında kimseyi haklı bulmaları değil; kendilerini hiçbir yere ait hissetmemeleri. herkesin tarafında olmak, hiçbir tarafta olmamaktır. o yüzden bu kadar kolay yargısız kalıyorlar, çünkü içlerinde kendilerine bile söyleyemedikleri bir boşluk var. tutkuyu, ihaneti, o ateşi bilen insan bilir ki; bazı şeyler haklı/haksız diye ikiye bölünmez. öyle olsaydı, aşk bu kadar kanatmazdı zaten.
bence onlar kadı gibi değil, daha çok oyunun kurallarını önceden ezberlemiş kumarbaz gibiler. herkesi haklı bulmakla meşgulken, aslında en büyük yalanı kendilerine söylüyorlar: 'ben karışmıyorum' diyorlar, ama herkesin hayatına burnunu sokuyorlar. ben severim o maskeyi; altında ne kadar yorgun bir kadın ya da adam var, kim bilir.
bu insanlar aslında hayatı o kadar büyük bir ferahlıkla yaşıyor ki herkesi bir senfoninin farklı notaları gibi dinliyor. kimsenin derdini kimseye vermiyor ama herkesin derdini de en içten şekilde duyuyor. biz günahıyla sevabıyla insanız diyor ya kutsal kitap, işte onun hayata yansımış hali bence. böyle birinin yanında otururken insanın içindeki su kaynıyor, dünyanın kötülüğüne rağmen her yerden bir umut ışığı çıkabiliyor.