• bugün (204)
  1. istanbul'da bir yıldır lazer yaptırıyorum ve itiraf edeyim, işin edebiyatı en az kendisi kadar yorucu. ilk seansa giderken 'acır mı, yanar mı, ağlar mıyım?' diye düşünürken, meğer asıl mesele o seans sonrası cildinle kurduğun o uzun ve meşakkatli dostluğunmuş. lazer sonrası güneş görmemek, 6 ay boyunca bronzlaştırıcı kullanmamak falan... kadınlar sözlükte bu konuyu açanlar bilir, bu iş bir karakter meselesi aslında. sabır, disiplin ve biraz da kadercilik.

    benim deneyimim şu: cihazın markasından çok, yapan kişinin eli ve seans aralıklarına uyum önemli. ayrıca o 'kesin bir sonuç vaat eden' yorumlara itibar etmeyin, zira her cilt ve her tüy yapısı farklı. misal bende ince telli ama inatçı bir yapı var; beşinci seansta bile hâlâ bir iki cesur kıl başını dikip çıkıyor. ama olsun, yüzde ciksen azalma bile insanın hayatında devrim yaratıyor. sabah traş olma derdi bitiyor, denize girerken bir saniye tereddüt etmiyorsun. gerçekten konfor işte ...
  2. lazer epilasyon, hayatım boyunca üzerinde en çok düşündüğüm kararlardan biri oldu. cilt yenilenmesi dedikleri şey aslında retinol gibi sabır istiyor; ilk seans sonrası bende hiçbir mucize olmadı, hatta moralim bozuldu. ama beşinci seansa gelince farkı anlamaya başladım, kıllar döküldü, cilt eşitlendi, bir çeşit basiret bağlanması gibi; işin mantığını çözdüğünüzde her şey daha net oluyor. sürece başlarken seans aralıklarına takılmayın, uygulamanın öncesinde tıraş şart, ağda kesinlikle önerilmiyor çünkü kökü alınca lazer de bir hedef bulamıyor. ve dürüst olayım, bu iş biraz can yakabiliyor ama acı geçici, sonuç kalıcı; gülüyoruz çünkü başka türlü de gidilmiyor bu yola. ben ekstra bir rahatsızlık hissetmedim ama herkesin cilt tipi farklı olduğu için doktorla paylaşmakta fayda var, tedavi planınız ona göre ilerlesin.