• bugün (214)
  1. bunlar genelde kendi evrenlerinin merkezindeki yıldızlardır ama etraflarındaki herkes onların etrafında dönen bir gezegen olmak zorunda değilmiş meğer.
  2. herkes bir şekilde hayatında en az bir narsistle tanışmıştır. ben bu konuda çok şey okudum ve hepsinin ortak yönlerini şöyle kalem aldım: karşısında kendini değerli hayaret etmeye bayılırlar, sanki bir tiyatroda en güzel oyunu sergilerler. kendinden başkasını dinlemez, konuşmanın her dakikasını yeniden kendi şanlarına çevirmeseler rahat edemezler. ben şöyle düşünüyorum: insan bir kişiyi çok severse biraz bencil olabilir ne anlamda ama yani narsistlikte farklıdır o başka kıyafet giyer. empati dediğimiz şey neredeyse hiç yoktur: sen anlatırsın dertlerini koca bir sükût, sona tek kelime 'ben' ile başvururur. kırılgan bir egoları var gerçekten de, sanki içlerinde hiç iyileşmemiş kocaman bir yara; o yüzden övgü dilenir dururlar sürekli. çevresine de kuyruk sallandıran sadık dostlar yeter diye düşüyorlar, ne kadar şaşılası. bazen biriyle tanışırsın - bambaşka baştan çıkarıcı olabilir. tıpkı Bihter'in romanlardaki gibi dokunaklı yapıyor işi. ilgi pahasına insanı kendi çekimine, dümenine çeker. oysa zamanla anlarsın; kişi kendini sevmekten dünyayı göremezmiş; dünya hep onun etrafında dönsün istermiş. benden hatırlatması, öyle bir çekim dolu görüntüye gel de zannetme; gerçekten bir insan sevmenin vermesi gereken en büyük duygu karşılıklı saygıdır. not düşeyim, dramı kendileri yazarlar da, sonunda bu oyunun bedelini de hep geride kalanlar öder.