• bugün (104)
  1. yabancı dizi izlemenin en güzel yanı ne biliyor musun, türkçe dublajın o yapay sinir bozucu tonlarından kurtulmak. kendi sesinden dinliyorsun karakteri, ne dediğini anlıyorsun, mimikler yerinde kalıyor. altyazı okurken gözünün ekranın altına kayması biraz yorucu ama bir süre sonra beynin ikisini birden takip etmeye alışıyor, resmen spor gibi.

    altyazı çevirmenlerinin yaptığı esprilerle dublajcıların uydurduğu şeyler arasında uçurum var, bir kere farkı görünce dublajlı versiyona dönemiyorsun. nerede kalmıştık diye geri sarma kısmı hariç her şey mükemmel.
  2. çeşmede akşam üstü kahveyi koyarım tezgâha, diziler artık bizim evin üçüncü koltuğu oldu, altyazıyla oynamak ayrı bir keyif işi. bazen bir replikde kullandıkları deyimi tutarım da türkçeye çevirmek başlı başına bir meze gibi olur, böyle sakızı çiğniyorsun hissi verir ya insana, tam öyle.

    hele bir de sevdiğim dizi var, akşam güneşiyle camdan giriyorsa, kahvemin bakır cezvesiyle birleşen bu keyif; yabancı bir memleketin sokaklarında bir arkadaş edinmişsin gibi. kaşla da gider ya, atlasan da, en sevdiğimizin kızıyla evlenme hediyesi gibi bizim buralarda karşılık bulur; izlemenin tadı da sanki bu düğün dernek sıcaklığı gibi.