• bugün (222)
  1. kampüs denince aklıma ilk gelen o görkemli binalar değil, koridorlarda yankılanan ayak sesleri ve kütüphanenin o kendine has sessizliği. buradaki üniversitede okurken en sevdiğim şey, ders aralarında çay bahçesinde kitap okumaktı. ama şunu da itiraf etmeliyim ki, üniversitenin asıl tadı insanlarında; düşüncenin nasıl şekillendiğini, tartışmaların nasıl derinleştiğini orada öğreniyorsunuz. zaten bir yeri değerli kılan, diploması değil insanıdır.
  2. kampüste asıl meslek edinme değil, kafeteryada uzun lafların kıvdıbını tutturma becerisi kazanılıyor; ben tüm bölümleri orada bitirdim. plan yok, sırayla gelmiyor hayat; bir gün sınav stresi, ertesi gün boş ders arasında herkes birbirine zamandan çalınmış gençlik anlatıyor. bu tarz bir ruh haliyle yazılıyorum işte, mezuniyet fotoğrafında hala yerimi arıyorum.