• bugün (113)
  1. özgüven dediğin şey sihirli bir değnek değil, kendi kendine her gün attığın küçücük adımlarla inşa ediliyor. herkesin sana bakışına göre değil, aynada gördüğün kişiye inanarak başlıyorsun işe. bir kere omuzların doğrulunca ve gözlerinin içine bakınca hayat sana o kadar da sert davranmıyor. yani önce kendini olduğun gibi sev, gerisi çorap söküğü gibi geliyor şekerim, tecrübeyle sabit.

    bu tarz durumlar
  2. kesinlikle katılıyorum, hatta o kadar ki bazen çok fenaymış gibi uysal uysal öne sürülen bu cümleyi okuyorum, sonra da yorgunken onaylarcasına ''evet evet'' diyen kendimle bunu ''neden bana söylüyorsun kardeşim'' diye itiraz eden başka bir kendim arasında aynı ''ben''de anlaşamıyorum, halbüz üç üç yirmi kişi gibiyiz. karakterin değil insanın bildiği yerde aslında, özgüven bir şapka: bir gün giy başka bir gün unut, yine kendine dönünce yastadır; en tuhafı, taşınırken de insan sürekli yanında keyfi çuvallar taşıdığı bunu kalıcı değil
    yine haydi insan dedim oturtamam kendimi... ötekiler bir işe gidince, saatte hep ''abim önce sırtını kendisi ÖZGÜVEN!'' diye kendime hatırlatıyorum bu tiyatroyu herkes oynuyor gurur bu en iyi "ben ev vel saz bu kelime bilmiyorsun şakacı yaptı budala bir cümle oldu ama sözlük işte! yan 'normal görünmek' üzere kelimeleri anadili türkçe insan illüzyonu gibi tamam tamam anladın işte, boşver hadi iyi geceler.