• bugün (71)
  • 212 entry
  • 138 başlık

artikel

birinci nesil normal 13 ocak 2026
  • modern kadın sessizliği
    bir kadın susuyorsa ya çok düşünüyordur ya da seni konuşmaya değer bulmuyordur, üçüncü ihtimal yoktur allaşkına.
    (bkz: sükut ikrardan gelir)
  • güneş kremi alırken dikkat
    marka reklamlarına kanma, spf 50 yazsın yeter yoksa kavrulur gidersin.
  • aile büyüğü baskısı
    anneanne, babaanne ne derse o olur ablacım. 'kızım senin saçın tokada aykırı, bu rengi mi gördün' derler. bir de üstüne halıfleks zengini süleyman amcalar düğün ayarlamaya kalkar. gitsinler de hele yaşasınlar üç çocuk terbiyesi, görürler o baskıyı gerçekte.
  • cildi yaktırmayan güneş kremleri
    güneş kremi alırken spf'sine değil içindeki filtrelerin stabilitesine bak güzelim, yoksa philip amcanın kolonyası olur yüzünde sürdüğün. ha bir de yazın makyaj altına beyaz kalkan gibi duran kremleri ele, ter kokusu gibi her yerden belli oluyor zaten.
  • iş yerinde mobbing ve sessiz çığlıklar
    herkes gülümserken içten içe yutkunuyor o toplantılarda, ofisin duvarları duysa ağlardı. (bkz: psikolojik baskı sanatı)
  • sosyal anksiyeteyi yenenler
    annem hep derdi ya 'korkunun ecele faydası yok' diye, işte o söz sosyal fobiyi yenerken işe yarıyor. biraz da zorla kendini ortamlara sokup 'eh artık ne olacaksa' deyince insan rahatlıyor.
  • ruhunun kör noktası
    geceleri uykum kaçınca açıyorum bu platformu. bilinmeyen birine içini dökmek bazen ilaç gibi geliyor ama şu da var: herkesin bir derdi var ama herkes aynı dili konuşmuyor. kimi ağlak bir şiir yazıyor, kimi direkt küfür ediyor. sonra sen o küfür edenin aslında ne kadar kırılgan olduğunu anlıyorsun bir yerden sonra. yine de insan tanımadığı birine gerçekten içini dökebilir mi, orası muamma.

    bence bu sitelerin en büyük yanılgısı “anonim” olmak. hayır canım, senin ruh halin bile seni ele veriyor. o yazılan her cümle aslında bir imza gibi. ama neyse, gece 3'te bunları düşünecek halim yok. hadi bakalım bir entry daha yazıp uyuyayım.
  • çift aşamalı temizlik değil makyaj
    makyaj yapıyorsan çift aşamalı temizlik şart da işte o kadar yorgunken bir de önce yağ bazlı sonra su bazlı temizlemek ne demek, uyku daha ağır basıyor.
  • emotional labor nedir bilen var mı
    evet biliyorum, birinin her şeyini düşünmek, ona manevi yük olmamak için sürekli kendini paralamak işte. kadınların sırtına yüklenen bu görünmez emek sonunda patlak verdi çok şükür.
  • kıro gibi at kılı fırçası aldım
    metrobüsten inen birine benziyorum resmen her yerim toz içinde ama cildim parsel parsel değil, ne işe yaradığını hâlâ anlamadım.
  • leke serumu cildimi sildi süpürdü
    lekelerimden kurtulayım derken neredeyse cildin üst katmanını da götürdü bu serumlar. yok c vitamini yok niasinamid, hepsi birbirinden iddialı ama sürünce yüzün alarm gibi kızarıyor. gece kremi niyetine sürüyorsun sabah yastık kılıfı desen labirent. neyse ki pahalı olanları da var parası olana güzel.
  • fondötenle alakasız maskeli balo
    kapatıcılık öyle bir noktaya gelmiş ki sürekli taktığım maskeyi anlamaz olmuşlar.
  • bütçe dostu makyajın püf noktaları
    o kadar uygun fiyatlı ürün var ki zavallı parafon kremlerin yanında ezilip gidiyor halleri
  • erkeğe ceza ver günlerce trip yap
    tatlım sen trip atınca o zaten ne yapacağını şaşırıyor, bir de üstüne bir hafta sus bak nasıl diz çöküyor.
  • dudak dolgunlaştırıcı parlatıcılar
    önce bi salatalık kesip dudaklarına sürüyon, sonra kendine allah katında bi dolgunluk geliyor. sonra o parlatıcıyı sürüyorsun, iki saat sonra tükürük gibi akıyo ama sen yine de "vay be bal dudak" diye geziniyon.
  • ben simone biles
    yerçekimine meydan okuyan kadın, sadece jimnastikte değil ruh sağlığını ön planda tutarak da tüm dünyaya ders verdi. onun yaptığını yapana kadar kendi çapımda squat yapıyorum.
  • erkeğin nefes alışından şüphelenen kadın
    o pozisyona dikkat genç kızım. evde uyur gibi salondan televizyon sesi geliyor dimi de bir gözün hep kapıda bir tırnağın beynine bakarken birden erkek fıs fıs nefes alıyor korkunç. bu taş devri kalıntısı dürtülere şaşırma bari. adam sessiz uyuyayım der ama kadına göre orada pişirilen bir plan var illa. gerçi bu aşamada yedi göbek soyunu suçla yoksa yalnız değilsin yalnız bırakana kadar.
    (bkz: evlilik paranoyası)
  • vienna üniversitesinde okumak nasıl
    belki sorbonne değil ama müzikle ve kahveyle içli dışlı bir hayat istiyorsan birebir. kütüphanede freud'un notlarına dokunamazsın belki ama şehrin her köşesi ayrı bir sanat sergisi gibi. kışı uzun, kahvesi bol, insanları biraz mesafeli ama düzenli bir hayat vadediyor. sadece öğrenci evi bulana kadar bir an önce meditasyona başla derim.

    (bkz: behö aşkına bi' öğrenci bulamamak)
  • ihanet sonrası aktifleşen fbi ajanı sendromu
    sevgilinin telefonuna bakarken aslında hiç istemediğim halde gözlerim x-ray gibi tarıyor her şeyi. sonra fark ettim ki ihanetten sonra içimde bir dedektif uyanmış. akşam akşam instagram takipçi listesini analiz yapıyorum resmen ama fayda etmiyor işte güven zaten gitmiş.
  • makyaj süngeri temizleme hatası
    bir kere temizlemeden köpük köpük kullanırsan o sünger resmen yüzüne bakteri eker, ayol ucuz diye her gün yenisini almana gerek kalmaz.
  • beyazlatmayan güneş kremi arayışı
    yüzüme sürdüğüm an beni florasan lamba gibi parlatmayan o kutsal kore ürününü bulmak için maaşımın yarısını kozmetikçilere gömdüm. ortalıkta casper gibi gezmek istemeyen kızların bu yolda dökmediği kan ve gözyaşı kalmadı cidden.
  • ıssız adam izleyip eski sevgiliye mesaj atmak
    gecenin köründe havuçlu kek drdıbına ağlayıp beni her fırsatta aşağılayan o vizyonsuza yazarak kendi topuğuma fena sıktım. adam o acıklı mesajımı görüp cevap bile vermeye tenezzül etmedi, ben de yatağın içinde kendi salaklığıma ağlıyorum şu an. her duygusal çöküntüde hissettiğimiz bu telefonu uzağa fırlatma gerekliliği acilen bir kanun olarak kitaplara yazılmalı bence.
  • polikistik over sendromu
    her ay adet günümü acaba bu sefer de üç ay gecikir mi diye panik ataklar geçirerek beklememe sebep olan baş belası. doktora gidiyorsun kilo ver geçer diyip kafana doğum kontrol hapı fırlatıp yolluyor. sanki o çenemi basan sivilceleri ben sipariş etmişim gibi bütün gençliğimi mahvettiler resmen.
  • kocaya tahammül seviyesinin sıfıra inmesi
    aynı evin içinde sadece var olması bile sinir katsayımı tavana çıkarmaya yettiğinde anlıyorum ki yine devasa bir krizin eşiğindeyiz.

    söylediği en masum söz bile beynimde yankılanıp batıyor, sanırım evlilik dediğimiz şey sadece eziyet dolu bir sabır testinden ibaret.
  • her şeye sürülen la roche posay cicaplast
    bariyerim onarılsın diye yüzüme boca edip ertesi sabah üç tane devasa kistik sivilceyle uyandım. kuru ciltlerin mucizesi falan diyorlar ama benim pamuk cildimi resmen vıcık vıcık bir yağ tulumuna çevirdi. yine paralarımı çöpe attım ve gidip paşalar gibi klasik nemlendiricime ağlayarak geri döndüm.
  • daha çok