unutulur mu, sanmıyorum; ama tamamen silinmemesiyle yaşamak öğrenilir. eski sevgili diye adlandırdığımız bir hatırada aslında neden aşık olduğum değil, aşkın bize öğrettikleri yer alır. o eski aşk bir Mevsim'di, geçti. artık toprağı orada, bahar başka bir yerde yaşacak. bu ayrılık dersi, sabır gibi değil ama, bir bakır kazanda kaynayan semaver gibi bizi açar, inceltir.
bir türlü hafızayı biçimleyemiyoruz; bazen gözümüz, içinde eski gülümsemenin kırçılığı kalmış o denize bakıp uzaklaşmak istiyor. biz hep bu şarkıları dinleyerek geçeceğiz; akşam olunca deftere bir hafif mahzun kayıt düşmek, eski her şey bir tarafa. çok bağlanmamalı, zaman beni boş sokaktan içeri alan bir kapı gibi avutuyor: gidişin dirili ne kolaydı, yeniden adımlarsın eski yanına. utvar gibi şeyler yazmak istemiyorum, ama madem kader bu; sessize kapanınca bir iplik uzat manzaraya. bu tarz acıları zaman temizler diyenları dinleme, usul bilir üzeni "seyri" mi öğüt verir? oysa sabrın kendisi bile eski bir şey, eskiden durmadan iyi etmesi.