- 63 entry
- 47 başlık
-
göz altı morlukları kader mi sorunsalı
yıllardır sürdüğüm kremlerin parasıyla küçük bir ege kasabasına yerleşirdim ama sonuç yine hüsran, yine hüsran. sabah aynaya baktığımda küçük emrah kaşları ile değil de şöyle ferah ferah bakayım diyorum ama nafile.
bence bu sektör tamamen bizim umutsuzluğumuzdan besleniyor, yoksa genetiğinde varsa iki dilim salatalık ile geçecek iş değil bu anacım, kabullenelim artık. -
kirpikleri arşa değdiren maskara
sürdüğünüz an kirpiklerinizle vantilatör etkisi yaratıp mekandaki tüm haset gözleri kurutabiliyorsunuz.
yanlışlıkla göz kırpsanız karşıdaki şahıs rüzgarınızdan zatürre olabilir, o derece bir etki. -
zam yapamayan ev sahibinin sinirden ağlaması
ay resmen sinir krizi geçirdi kadın telefonda, sırf yasal sınırın üstüne çıkmıyorum diye beddualar havada uçuşuyor kızlar. hayır yani sanki parayı sokaktan topluyoruz, bi de utanmadan evi almanya#039 dan gelen oğluma vereceğim yalanını sıkıyor.
valla hiç kusura bakmasın, o timsah gözyaşlarına karnım tok, paşa paşa oturucam o evde. -
love bombing
ilk üç gün ayaklarınızı yerden kesip dördüncü gün ortadan kaybolan o ruh hastası tiplerin en sinsi silahı. o kadar çiçeğe böceğe kanıp hemen gelinlik bakmaya başlamayın, sonu genelde engellenmekle bitiyor. -
lana del rey
bu kadının sesi resmen ruhumdaki bütün toksik ilişkileri tetikliyor, dinlerken durduk yere eski sevgilime mesaj atma isteğiyle savaşıyorum. o eyelinerı nasıl öyle kuyruklu çekebiliyor aklım almıyor, ben yapınca pandaya dönüyorum. aşk acısı çekerken bile nasıl bu kadar asil durabilirsin kızım, valla sinirlerim bozuldu yine. -
gözenekleri yok eden iksir arayışı
yüzümdeki o krater görünümü gitsin diye servet döküp aldığım yüzde iki bha içeren tonik yüzünden cildim alev topuna döndü resmen. meğer cam gibi cilt sadece sosyal medyada varmış, biz yine geniş gözenekli burun ile yaşamaya mahkumuz sanırım. -
spekulumun buz gibi olması
jinekologların bunu özellikle mi buzdolabında beklettiğini düşündürten travmatik olay. o masadaki çaresiz bekleyiş yetmiyormuş gibi bir de kutuplardan gelen o metali hissedince ruhun bedenden ayrılıyor resmen. plastik olanları icat edildi ama bizim doktorlar hala inatla orta çağ işkence aletlerinde ısrarcı, vallahi pes. -
düzenli tırnak bakım yağı kullanan kadın
bizim gibi ölümlülerin asla istikrarlı olamayacağı o kutsal aktivitenin başrol oyuncusu. o vıcık vıcık hisle telefon ekranını zeytinyağlı sarma tabağına çevirmeden nasıl duruyorsunuz gerçekten çıldırıyorum. etlerim yumuşasın derken sinirlerim sertleşti resmen, iki gün sürüp üçüncü gün şişeyi makyaj masasının en tozlu köşesine terk etmeyen bordo berelidir. -
kimyasal peeling sonrası deri değiştiren yılan
kış güneşinin ortadan kaybolmasını fırsat bilip, bebek poposu kıvamında bir cilde kavuşma hayaliyle giriştiğim, ancak şu an evde the walking dead figüranı gibi gezmeme sebep olan hadise. o sedyeye yatarken klinikteki uzman ablamızın "biraz karıncalanma hissedeceksiniz" yalanına inanmamalıydım, bildiğin suratıma ejderha nefesi üflemişler gibi bir yanma bu, aynaya her baktığımda tövbe estağfurullah çekiyorum.
işlemden sonraki üçüncü günde suratımdaki deriler parça pinçik dökülürken, manitamın yüzüme bakıp "aşkım evriliyor musun bu ne hal" demesiyle sinir krizinin eşiğinden döndüm. güzelleşicez diye çektiğimiz çileye bak, nemlendiriciyi boca etsem de pul pul dökülen deri görüntüsünden kurtulamıyorum. inşallah alttan çıkan deri porselen gibi olur yoksa o güzellik merkezini basarım net. -
hafta sonu kahvaltısına damlayan kaynana terörü
kızlar gerçekten sinir krizinin eşiğindeyim artık, hani insan evladı olsa bu kadar darlamaz. pazar sabahı daha gözümün çapağını silmeden kapıya dayanıp 'oğlum aç kalmıştır' diye elinde börek tepsisiyle içeri dalan bir varlıktan bahsediyorum. hayır kocan olacak o herif de ana kuzusu olduğu için ağzını açıp tek kelime etmiyor, ben burada sinirden tırnaklarımı yerken beyefendi annesinin getirdiği kıymalı böreği gömüyor.
işin kötüsü o sinsi görümcem de whatsapp grubundan 'annem size geldi mi canım, çok özlemiş abisini' diye yazıp duruyor, sanırsın devlet meselesi. yani amacınız beni tımarhaneye kapatmaksa açık açık söyleyin de bilelim, bu nedir arkadaş ya pazar günü bari rahat verin insana. vallahi saçımı başımı yolucam az kaldı. -
plazaların kraliçesi olduğunu sanan ezik yönetici
sabahın köründe attığı 'acil' başlıklı maillerle kendini nasa yöneticisi falan zanneden, oysa tek vasfı insanları bezdirmek olan tiplerdir. canım o koltuk senin babanın malı değil, bugün varsın yarın yoksun ama o şişirilmiş egonla nasıl yaşayacaksın inan merak ediyorum. tırnağım kırılsa dünyayı yakarım ama senin o sinsi ve pasif agresif tavırlarına karşı sırf profesyonellikten susuyorum diye beni saf sanma.
neyse ki linkedin profilimi güncelledim, yakında o çok sevdiğin topuklu seslerini değil kendi sesini duyacağın o bomboş ofiste yapayalnız kalırsın umarım. latteyi yudumlarken millete mobbing yapmayı yöneticilik sanan vizyonsuzluğuna kocaman bir selam olsun. -
ebrar karakurt
saçlarını yine o pembeli morlu haline döndürmüş, bayılıyorum bu kızın ortama kaos enerjisi yaymasına resmen. karşı takıma attığı o meşhur ters bakış yüzünden ekran başında benim tansiyonum oynuyor, allah sevgilisine sabır versin valla zor karakter.
(bkz: ebrar karakurt' un pembe saçı) -
sürünce dudağı arı sokmuş gibi yapan parlatıcı
indirimde herkes kapışıyor diye gaza gelip aldığım, sürdüğüm an dudaklarımı bin tane ateş karıncası ısırıyor sandığım modern işkence aleti. angelina jolie olacağım hayaliyle sürüp sonunda isot yemiş gibi kıpkırmızı gezmek de bizim kaderimizmiş resmen. o yanma hissini güzelleşiyorum sanmak, acıya rağmen silmemek ise en büyük kerizliğimiz olabilir. -
kirpikleri arşa değdiren maskara
dünyanın parasını verip aldığım o meşhur high-end ürün bile iki saat sonra göz altlarıma inip beni depresif panda yavrusuna çevirmeyi başardı. hani takma kirpik etkisi yaratıyordu bu, resmen kalan üç telimi de birbirine zamk gibi yapıştırdı kızlar inanmayın. -
yüzdeki yağı yağ ile temizleme paradoksu
cildimizi tava dibi sıyırır gibi ovaladığımız yetmiyormuş gibi bir de üzerine tonlarca para verip aldığımız bu yağların sivilce kusması yapmadığına inanmak tam bir enayilik.
yine de o makyajın aktığı anı terapi niyetine izlemekten alamıyorum kendimi, resmen büyüleniyorum. -
özgüven kazanma yolları
o bordo ruju sürüp topukluları giyince gelen o 'dünyayı ben yarattım' hissi gibisi yok.
yemin ederim o anki havamla victoria secret meleklerini bile tokatlarım, o derece bir sanrı. -
love bombing
ilk hafta seni nikah masasına oturtacakmış gibi davranıp ikinci hafta whatsapp profil resmini kaldıran ruh hastalarının en sevdiği olimpik spor. inanmayın bunlara kızlar, sonra terapist parası ödemekten ciğerimiz soluyor.
(bkz: narsist erkeklerin ilişki taktikleri) -
hadise nin son instagram paylaşımı
kendini beyonce zannetme serüveninde zirveye oynuyor ama o üzerindeki kumaş parçasını gerçekten pazardan mı buldun be kadın. o filtreyi suratına biraz daha dayarsan burnun tamamen yok olacak haberin olsun. -
zehra güneş in maçta bile bozulmayan makyajı
kızlar biz bakkala giderken sürdüğümüz maskara bile akıp pandaya dönerken bu kızın dünya kupası finalinde smaç bastıktan sonra bile nasıl porselen bebek gibi göründüğünü biri bana açıklasın artık. o kadar terliyorsun, ordan oraya uçuyorsun, hiç mi fondötenin kusmaz, o eyeliner hiç mi bulaşmaz anlamadım gitti valla.
hani tamam allah özene bezene yaratmış boy pos endam şahane ona lafımız yok ama o kullandığı sabitleyici sprey her neyse acilen marka ismini versin, zira bizim de hayatta kalmaya çalışan makyajımıza ihtiyacımız var. bu kadar kusursuzluk biraz sinir bozucu olmaya başladı sanki, insan azıcık terler, dağılır yahu. -
mutlu evliliğin altın kuralı
kocanın anlattığı her şeye he deyip bildiğini okumak ve kredi kartı limitini sonuna kadar zorlamaktır.
bunu başaramayan da zaten kocam beni anlamıyor diye ağlamaya mahkumdur net. -
ev topuzu
kuaförlerin yıllardır binlerce lira alıp da asla tutturamadığı, fizik kurallarına meydan okuyan o muazzam sanat eseri. dışarı çıkarken ayna karşısında saatlerce uğraşsam o salaşlığı, o cool havayı yakalayamam, resmen kafamda brokoli taşıyormuş gibi hissederim. ama ne zaman suratıma yeşil kil maskesini sürsem, üzerime o üç gündür çıkmayan lekeli gri eşofmanı çeksem, saçımı lastik tokayla öylesine bir dolasam ortaya çıkan görüntü yemin ederim rihanna'yı kıskandırır.
ayna karşısında kendi kendime tribe giriyorum resmen, hani bozulmasın diye kafamı yastığa koymaya kıyamıyorum. işin en sinir bozucu yanı, o mükemmel şekli yakalamışken kimsenin görmeyecek olması. bunu dışarı çıkarken bilinçli yapmaya çalışınca da besleme gibi oluyor insan. sadece evrenin, biz evde temizlik yaparken veya depresyondayken al bakalım bu güzellikle ne yapacaksın diye sunduğu o büyük imtihan. -
flörtle siyaset konuşup kavga etmek
kızlar sakın bu topa girmeyin, valla bak sinir hastası olursunuz durduk yere. geçen gün sırf yakışıklı diye tahammül ettiğim beyle date'teyiz, tuttum dolar kurundan konu açtım. adam bana ciddili dış mihraklar falan anlatmaya başladı, yemin ederim o an libidom eksi binbeşyüze falan düştü. hayır yani alt tarafı iki kahve içip birbirimize yalandan yükseleceğiz, ne diye meclis tv'ye bağlıyorsun ki geceyi.
zaten o vizyonsuzlukla bu zamana kadar nasıl hayatta kalmış orası da ayrı bir muamma. neyse engelledim gitti, siyaset konuşulacaksa da twitter'da linç yerken konuşulur tatlım, flörtte değil.
(bkz: flörtten anında soğuma sebepleri) -
baking
suratın ortasına yarım kilo un döküp fırına verilmeyi bekleyen poğaça hamuru gibi gezmektir. o kadar pudrayla flaşlı fotolarda hortlak görmüşe dönüyorsunuz, yapmayın.
(bkz: un kurabiyesi suratlı kızlar) -
makyaj süngerini ilk günkü haline döndürme sanrısı
dünyadaki bütün deterjanları üzerine boca etsem de o süngerden akan çamur gibi su asla berraklaşmıyor, resmen fondöteni içine hapsedip sonsuzluk yemini etmiş. boşuna ciğerinizi soldurmayın, o sünger bir daha asla o tatlış pembe rengine dönmeyecek. -
sıva niyetine kullanılan fondötenler
yüzümdeki sivilce izlerini, uykusuzluğu, hatta geçen yazdan kalma pişmanlıklarımı bile tek katta silecek güçte olması gereken kozmetik harikalarıdır. o youtuberların övdüğü su bazlı, incecik, yok gibi duran ürünler bizde iş yapmaz, bize resmen yüz nakli yapmış gibi hissettirecek, sanayi tipi kapatıcılık lazım.
bu ürünleri sürdükten sonra yüz kaslarımızı hareket ettirmek zorlaşsa da, aynaya bakınca porselen bebek gibi duruyorsak gerisi teferruattır. tabii gün sonunda makyajı çıkarırken harcanan eforla küçük bir ülke yeniden inşa edilebilir, orası ayrı mevzu ama o pürüzsüzlük hissi için ciğerimiz solsa da değer. - daha çok