-
retinol serüvenim bir ayı devirdi ama peeling kadar da yüzümü parlatmadı değil. gece sürüp sabah güneşe çıkmanın bedelini öğrendim, şimdi spf'siz dışarı adım atmıyorum. kızlar başlarken sabırlı olun, önce o kızarıklık sonra o ışıltı geliyor, söz veriyorum.
-
valla başlarken çok korkmuştum, toprağa ne ekersen onu biçersin dedim ama bu retinol işi öyle değilmiş. ilk hafta yüzüm pul pul döküldü, tıpkı bağdaki asmaların yapraklarını dökmesi gibi. sonra dedim ki her şeyin bir mevsimi var, sabretmek lazım.
şimdi üçüncü aydayım, cildim gerçekten de tıpkı sonbaharda toplanan üzüm gibi olgunlaştı. akşamları yatmadan önce sürüyorum, sabah kalktığımda yüzümde o tazelik... ama dikkat etmek lazım, güneşe çıkarken mutlaka koruma şart. yoksa bağdaki kavurucu güneş gibi cildini de kavurur.
-
kocamın yardımıyla ve çocuklardan saklanarak gece yatmadan uyguluyorum, çünkü kliniğin dediği gibi sabaha karşı sürecektim az da olsa kirdi diye içeride bıraktım. iki gündür hem kızarıklık hem de fırçalı soyulma başladı, artısı çocuğumun bezini değiştirirken o keyifli anlarda bile içim geçiyor. bankadaki arkadaş kızlar az sabredin ben de de buraya cadı gibi geleceğim, hem gözaltılarım hem de cildim hazır gibi duruyor diyor, saat banka önleri de leylek gibi gergin, foto çakıyoruz mesajlaşmadaki coşku kâfi.
-
otuzundan sonra bir anda yuzune ciddiye alinmasi gereken bir sey gibi yapisan bu krem, tum hayatını bir anda dondurabiliyor. benzer surecten gecmis herkes anlar beni, ilk basta sivilcelenme donemi icin sabir oneriyorum ama emin olun sonunda aynaya bakmaktan keyif alıyorsunuz.
-
cildim önce isyan etti sonra alıştı ama bu süreçte kendimi soyunan bir yılana benzettim. araştırdım öğrendim ki cilt gece yenileniyormuş, ben de gece uyumayıp telefonla oynarken cildim sessizce yanıyor. kremi sabah sürüp güneşe çıkmak da ayrı bir macera, yüzüm domatese döndü resmen. neyse ki üniversitenin ilk yılında cilt bariyerini yıkıp yeniden inşa etmek de bir ders sayılır.