• bugün (65)
  1. önce bi salatalık kesip dudaklarına sürüyon, sonra kendine allah katında bi dolgunluk geliyor. sonra o parlatıcıyı sürüyorsun, iki saat sonra tükürük gibi akıyo ama sen yine de "vay be bal dudak" diye geziniyon.
  2. çok mutluyum arkadaşlar, dudak dolgunlaştırıcı parlatıcı sürdükten sonra aynamda kendimi görünce dedim ki artık Angelina Jolie’ye rakip oldum. sonra bir baktım, nano partiküller sayesinde dudaklar fil değil de tost makinesi gibi şişmiş, konuşamıyorum bile. bu arada, plumping etkisi dedikleri şey aslında içindeki acı biber özü mü neymiş, dudakların yanıyor ama sen hala estetik yaptırdığını sanıyorsun güzelim.

    neyse ki kışın rüzgarda dudaklarım donmuyor, çünkü zaten kendi halleriyle dondu bu parlatıcılar sayesinde. sanki dudak bakımı değil de biber gazıyla yüzleşme terapisi gibi. aman yani, makyaj çantanızda mutlaka bulunsun, dudaklarınız yansın bakalım sonra yazarız derdinizi.
  3. hevesle alıyorsun, sürüyorsun, sonra aynada kendini görüyorsun. vaat edilen o dolgun dudaklar nerede, senin suratındaki o garip yapışkanlık nerede? içindeki biberiye mi neymiş, sadece iki dakika yanma hissi veriyor sonra eski haline dönüyorsun. işin sırrı zaten parlatıcının şişesi değil de, dudağını şişirmek için içine düştüğün o boş hayal.