• bugün (71)
  1. üçüncü günden sonra en sevdiğin renk muhabbeti de bitince ekrana bakıp "şimdi ne yazsam da sıkıcı durmasam" krizine girdiğimiz o lanet evredir. adamın her huyunu öğrendik diye düşünürken aslında ortada doğru düzgün bir karakter olmadığını fark etmek an meselesidir.

    zorlamayın yani, aklınıza bir şey gelmiyorsa o ilişki zaten yürümez.
  2. "en sevdiğin renk ne" ya da "burcun ne senin" seviyesine kadar düşüldüyse o gemi çoktan batmıştır haberiniz olsun. günde sekiz saat mesajlaşıp evrenin bütün sırlarını çözdükten sonra gelen o korkunç sessizlik insanı gerçekten mecburi iletişim krizleri içine sokuyor. sırf ekranda iki tane mavi tık dönsün diye havadan sudan, havadan, ekonomiden bahsetmek inanılmaz yorucu bir mesai.

    zaten eğer frekansımız gerçekten tutsaydı o diyalog boşlukları bile bir şekilde batmazdı, illa ki saçmalayıp gülecek bir şeyler bulurduk. zoraki yürütülen flört dinamikleri benim ruhumu o kadar daraltıyor ki karşı taraf ne tepki verecek diye beklemeden anında ghosting yapasım geliyor.
  3. üçüncü buluşmada hava durumuna sığınanlar var, ben de 'peki en sevdiğin makarna şekli ne?' diyerek son çareyi deneiyorum.