geçen hafta denk gelip içine düştüğüm bir film var, adeta bir ihanet ağı örüyor. son sahnesinde pişmanlık o kadar gerçekti ki ekrana yansıyan gözyaşlarına inanamadım.
yabancı film deyince aklıma ister istemez biraz doğal olmayan diyaloglar geliyor ama boş zaman geçirmek için muhakkak bakılmalı.
dil oyunları ve alt metni kuvvetli bi şey arıyorsanız, karakterlerin her repliğini tartarak kurduğu filmler var. onların içinde kaybolmak çok keyifli.
son dönemde çoğu kişinin radarına girmeyen ama kesinlikle hak ettiği yeri bulması gereken bir film var: geçen hafta sonu izledim, iki saat boyunca ekrandan gözümü ayıramadım. mesele şu, iyi film dediğin şey seni sadece oyalamaz; bir estetik, bir düzen, bir cümle bırakır sen de. bu filmde atmosfer, kostüm, ışık, müzik hepsi tırnak yemiş bir zarafette.
filmleri tüketmiyorum, seçiyorum. madem bir akşdıbını vereceksin, ona değsin derim. yoksa her boş zamanda alelade bir rom-com eklemek ne çildine ne ruhuna iyi geliyor.