• bugün (93)
  1. aynı evin içinde tamamen farklı iki dili konuşan yaratıklara dönüştüğünüz o mükemmel evredir. flört ederken ne kadar da özgür ruhlu dediğiniz adamın, evlenince sadece çorabını nereye atacağını bilemeyen vasıfsız bir canlı olduğunu fark edersiniz.

    dışarıdan baksan instagram'da sürekli kalp emojili story'ler atılan o muhteşem çiftiz ama akşam koltukta birbirimizin yüzüne bakmamak için tiktok'ta sonsuz bir kaydırma döngüsündeyiz. gerçekten mükemmel bir müessese, evliliği herkese tavsiye etmiyorum.
  2. adam salonda burnundan nefes aldıkça benim sinirden ömrümden on yıl gidiyor, o hevesle aldığım dantelli çeyizlerime bakıp bakıp ağlıyorum. yakında aynı evin içinde sırf benim oksijenimi tüketiyor diye adliyeye koşup boşanma dilekçesini basacağım.
  3. adamın salonda oturuşu, çay içişi, hatta sadece oksijen tüketerek varoluşu bile inanılmaz sinir bozucu bir hal alıyor. hani flört ederken "ne tatlı gülüyor" dediğiniz o adam var ya, işte o masada çorba içerken çıkardığı ufacık bir ses yüzünden bile ciddi ciddi cinnet geçirme eşiğine geliyorsunuz. evdeki incinlık falan değil batan, sadece onun evin içinde kapladığı hacim tahammül edilemez bir şeye dönüşüyor.

    bir de o boş boş bakıp "hayatım neyin var, niye suratın asık" diye sormaları yok mu, insanı o saniye delirtir. ya seni gördüm, senin bu anlamsız rahatlığını, o kirli çorapları halının tam ortasına fırlatışındaki o arsız umursamazlığı gördüm daha ne olsun! boşanma avukatlarının numaralarını telefon rehberine pilates hocası diye gizli gizli kaydetmeye başladıysanız zaten çok geçmiş olsun kızlar, o imzalar kafada çoktan atılmış.