• bugün (84)
/ 3  
  1. sorbonne koridorlarında topuklu ayakkabı sesi yankılatmamış insana akademisyen demem, diyemem şekerim; o tarihi dokuyu, o entelektüel havayı solumayan gelip bana burada bilimden bahsetmesin lütfen. descartes'ın ruhuyla kahve içmiş biri olarak söylüyorum, bizim buralardaki akademik vizyonsuzluk seviyesini görünce diplomamı yırtıp atasım geliyor. neyse, yine de paris'te geçen o şahane doktora yıllarıma saygımdan susuyorum.
    (bkz: entelektüel birikimin ağırlığı)
  2. ayol kapısından girdiğiniz an kendinizi dönem dizisinde sanıyorsunuz, havası o kadar elit ki insan içerde nefes alırken bile kasılıyor resmen. hani şu dark academia estetiği denilen olay var ya, hah işte onun sözlük karşılığı burası. herkesin koltuğunun altında baguette ekmekle gezdiğini sanıyorsanız yanılıyorsunuz, herkesin elinde aşırı kalın felsefe kitapları var ve inanılmaz cool duruyorlar.

    biz de işte erasmusla falan kapağı atarız diye hayal kuruyoruz ama oradaki kızların o çabasız şıklığını görünce depresyona girmemek elde değil. ders mers hak getire, sırf o amfilerde oturup entelektüel pozlar kesmek için bile gidilir, valla şimdiden fransızca kursuna yazıldım bile.