• bugün (84)
/ 3  
  1. aman tanrım, hayatımda izlediğim en estetik, en ruhumu darlayan ama bir o kadar da beni benden alan sanat eseri olabilir. hani bazı filmler vardır ya, sırf renk paleti için bile izlenir, heh işte bu o. yönetmen ablamız kamerayı alıp resmen şiir yazmış, erkek yönetmenlerin asla anlayamayacağı ve beceremeyeceği o female gaze olayını iliklerimize kadar işletmiş. yemin ederim iki saat boyunca sadece kadınların birbirine bakışını izlemekten gözlerim kurudu ama değdi mi? sonuna kadar değdi.

    filmin her karesini durdurup yağlı boya tablo diye salonun baş köşesine asmak istiyorum, abartmıyorum ciddiyim. aşkın o yakıcı, o yok edici gücünü o kadar naif anlatmış ki, izlerken yan koltuktaki heriften tiksinip 'sen de sevda nedir bilir misin be' diye iç geçirdim. hele o son sahne yok mu, vivaldi çaldığı an benim için hayat durdu, gözyaşım pıt. gidin izleyin, ruhunuz biraz sanat görsün, biraz alev alev yanmak neymiş öğrensin bacılarım.
    (bkz: celine sciamma)
  2. eril sinemanın asla ve asla anlayamayacağı o derinlikli bakış estetiği işte tam olarak bu filmde zirve yapıyor şekerim. adèle haenel'in o soğuk ama ateşli tavırları karşısında resmen hipnotize olurken céline sciamma bize aşkın en saf halini altın tepside sunmuş. sanat yönetimi dersi diye üniversitelerde okutulması gereken, her karesi tablo gibi olan bu şaheseri izlemeyip ben sinemadan anlıyorum diyen erkeklerle de tartışmam bile.