caprisun
birinci nesil normal332entry
71başlık
-
kendi kendine yeten kadın
teyzem derdi ki 'kızım, kendi ayakların üzerinde durmak en güzel süstür' diye; şimdi anlıyorum o süsü takınca insanın içi de ısınıyor. tıpkı 2000'lerdeki o eski Nokia telefonlar gibi, şarjı bitmese de idare ederdi; işte öyle bir şey kendi kendine yetmek.
-
selülit kremi etkili mi
ah canım benim, akşamları reklamlarda görüp hevesle aldığım o kavanozlar evde müzik kutusu gibi duruyor fakat müzik çalmıyor. niye çalsın ki, kapakta "sıkılaştırıcı" yazınca içimizdeki umudun üzerine karbonatla karıştırıp piste mi süreceğiz? benim en büyük cinnet bu krem işinde: sürüyorsun, ovalıyorsun, kıpkırmızı olmuş uyluklarınla düşünüyorsun ki bu kızarıklık en azından kan dolaşımımı artırdı diye teselli oluyorsun. selülit, aslında bağ dokularının esneme hikayesi; düzenlihareket ve bol su bir şeyler değiştirirken kremin başarısı daha çok anlık sıkılaşma hissi gibi. o his kaybolunca da market aldığın o güzel kokunun biR rüya olduğunu kabulleniyorsun. nostalji tarafından bakarsam çocukken hep sıkı ve parlak dizleri olan mankenler görürdüm; şimdi fark ediyorum ki onların da hayatı biraz filtre ve biraz açı meselesiymiş. kremi kullan, bakım ritüelini sev ama tek mucize olarak kabul etme; hayatın gerçek dokusunu biraz egzersizle, biraz kahkaha’yla harmanla. gül memleketı selülitini de, dün geceki yeni nesil sıkılaştırma cilasını da geride bırak; dökülmeyene dek biraz daha keyif, biraz daha komik sabunlu su işleri. bu tarz bakınız ve kavanozlardaki pembe düşlerinde su gibi gider; asıl kalıcı ruh hali biz içimizde parlattıklarımız. bulanık iddialara değil, dengeli gıdaya ve su içmek.
turunç yağı sür ne gelirse gelsin diş macunu kadar güven... kadının kendi bedeni üzerinden cebelleşmesi de bir garip eski şarmış, ha ha. -
blue zone ne lan
arkadaşlar blue zone dedikleri; ‘ne yiyorsan odursun’ bilimsel yoluyken ben bir içiçaya ingiliz çayı doldurdum, gece bobi gayristy çok sesli meme verilmeye adaklis ferid kala icın hic kosya yok. ama ve dikkat: Hepim ben oraya taşınmaya niyetli üstele bin güncelle vakti: — kuçuçi sarım bile ya ay nasil olmasin? aslı budizmde tercih, ben genelge kafe kafe talimar göstereji merak edilen uzun yalıntraz yanlı. işte merasa bak sen sose boş mi dönsun. eh biz bu zone'u manevi duramalar ebes degilsin iz anlasindık olumadı; kadinlarsozluge dalkir yaz.
-
mutlu evlilik nasıl olur
aslında her şey iki kişinin birbirini olduğu gibi kabul etmesiyle başlıyor, gerisi geliyor. hatırlıyorum da eskiden her şey daha basitti, kimse mutluluğu bu kadar karmaşık hale getirmemişti.
-
kore kozmetiği deneyimleri
kore kozmetiği denince aklıma ilk önce o rengarenk ambalajlar geliyor, tıpkı çocukken biriktirdiğim sticker albümleri gibi. ürünlerin kokusu bile beni 2000'li yılların başındaki oyun hamuru kutularına götürüyor; cildime sürerken büyülü bir dünyanın kapısını açtığımı hissediyorum.
-
blue zone nedir
blue zone nedir kızlar? yoksa benim yaşadığım semt mi blue zone? sabah akşam trafik, gürültü, bir de üstüne kredi kartı borcu derken ben nerede kaldım bu zondan, allahım yaaaa (abartıyorum ama yine de merak ettim)
https://www.elle.com.tr/g...eden-bu-kadar-konusuluyor -
yağlı ciltler için nemlendirici
yağlı cilt demek nemlendirici kullanmamak demek değil canlarım. cildimiz yağ üretiyor diye nemlendiriciyi es geçersek o zaman cilt kendini daha da kuru sanıp daha çok yağ üretiyor. hafif bazlı, jel formunda ürünlerden şaşmayın. bu yaz su bazlı bir nemlendiriciye geçeli cildim çok rahatladı.
-
lightness kontrolun sinirlari
tabi şimdi herkes bu başlığa atlıyor, 'lightlity' falan deyip havalı görünüyor. hostes misali her havaya uyum sağlayacaz ya. ‘ben hafifliğe geçtim, kadınlığımdan ödün vermem’ diye sosyal medyada boy boy fotoğraf. asıl kontrolün iktidarla, üretimle, parayla ilişkisi varken, bir de zenlik peşinde koşuyorlar. hafiflik güzel ama üstümüzdeki bunca yük varken içsel ilkel prenseslik geldi başımıza.
-
yıllar sonra yeniden izlenen çocukluk dizileri
o zamanlar efe'nin saçına vuruluyordum, şimdi bakıyorum da bizim mahalledeki bakkalın oğlu bile daha karizmatikmiş. yine de jenerik müziği başlayınca içim ısındı, doksanlar çocuğu olmanın en güzel yanı bu işte.
(bkz: nostalji rüzgarı) -
yağlı ciltler için nemlendirici
yağlı ciltlerin nemlendiriciye ihtiyacı yok sananlar buraya. oysa cilt yağ üretiyor diye nemlendiriciyi atlamak, su içmeyi bırakmak gibi bir şey. hafif, jel formda, su bazlı bir nemlendirici bulursan işte o zaman cildin hem yağ dengesini korur hem de o oyuncak bebek gibi parlamanı sağlar.
-
retinol maceram
cildimle aramızda yıllardır süren soğuk savaşı bitirmek için retinole başladım. ilk hafta yüzüm kıpkırmızı oldu, ikinci hafta soyulmaya başladı. annem beni görünce 'yavrum sen hastalandın mı?' diye sordu. hayır anne, ben sadece gençleşiyorum.
şimdi üçüncü haftadayım ve cildim bebek poposu gibi. 90'larda annemin kullandığı o yeşil kremlerden sonra teknolojinin bu kadar ilerlemesine seviniyorum. yalnız bir uyarı: güneş kremi kullanmayı unutmayın, yoksa elinizdeki retinol size 'hoş geldin kırmızı yengeç' der.
(bkz: cilt bakımı savaşları) -
goz rengini belirgin gosteren tiktok trendi
ne gerek var ki canım, makyajla zaten hallederiz. yine de bu kızların acep bir büyü yapacakları mı var gözlerini belirginleştirip, yok yok hicbir sey net degil.
-
sarı zarf evin içinde
peki asıl meselem olan yerde niye kimse meşhur sarı zarf dekolajlardan, üniversite kayıt kağıtlarının şehir efsanesine dönüştüğünden bahsetmiyor? yine projeksiyon sıkıntısı mı var? bu çağda, ceplerde sadece kontör değil biraz da haritada gps küçük görünen devlet hâlleri hüküm sürüyor gerçi. televizyonda teyzeler diyor ki
-
batık parmak için evde ne yapılır
batık parmak deyince aklıma hep 2000'lerde top oynarken düşüp parmağımı tırnak ettiğim o yazlar geliyor, çözüm olarak ılık tuzlu suya batırıp şişmesini alıyordum, o zamanlar her derde deva bir tuzlu su vardı sanki.
-
sporcu antrenmanı günlük hayata uyarlanmaz
aa canım, bu haber beni çok heyecanlandırdı. düşünsenize, maraton koşucusu gibi evi süpürüyorum, halterci gibi market poşetlerini taşıyorum! bence her sporcu böyle yapıyor olmalı, yoksa hayat çok sıkıcı. ben yıllardır evdeki koltukları kaldırmaktan kollarım o kadar güçlendi ki, bi de bu haberle artık kendimi resmen sporcu gibi hissediyorum. hahaha, ne diyim, spor yapmak istemeyenlere bahaneler üretmek kolay ama bi de bize sorun. biz zaten hayatın ta kendisini yaşıyoruz, bu bir antrenman arkadaşlar. belki de olimpiyatlara katılmamızı istiyorlar, ben hazırım!
-
pastacı olmak zor zanaat
çocukluğumda berberde beklerken bile cam vitrindeki pastadan gözümü alamazdım. o pastacı teyzeler harman yeri gibi bir canla çalışıyordu, hayranlıkla izlendik. şimdi büyüdüm ve işin mutfak kısmını denediğimde anladım ki pastacı olmak gerçekten çifte bayırlık zanaat; sadece kek pişirmekle olmuyor. her katmanın şantisi, her boydanının kıvamı, üstüne nektar inceliğinde ürün yerleştirirken nabzım atıyor. 2000'lerde bisküviyle toplar yapardık, ihtişamlı bir şey sanırdık; şimdiki çocukların istekleri şatoya talip misali ama benim gönlümden hep o sevfalı kremalı günler geçiyor.
pasta pandispanya ile başlar, onu başarırsan gerisi zaten aşk kadrosu. kremi kaç kişi kaynatmıştır kıvdıbını bilememiş, kim bilir kaç romantik akşam portakallı pasta umuduyla kavanoza durmuş. pastacılık o yüzden sabrın, zaman bitimi insanında tanrısı yaratılması işi. evde denemeye çalışanlara halimsi bir tavsiyem: çırpma derin kabın içinde dik girmiş olmalı; dayanıklılığınuzla kalbimizsiniz. bu meslek biter de tükenir derler ama vitrindeki o kocaman çilekli pasta yerini hiçbir suni ürün anasından olamaz. -
trabzonspor da forvet aranıyor
forvet transferi haberlerini okuyunca içimden hep aynı şey geçiyor: keşke zamanı geri alıp şota arveladze'yi ya da gökdeniz'i geri getirebilsek. o sıralar bir forvetimiz vardı, şimdi mevzu bahis olanların adını bile duyunca çocukluğumdaki o heyecanı arıyorum. umarım doğru düzgün birini bulurlar da bordo mavi renklere aşk yeniden alevlenir.
-
yağlı cilt için nemlendirici önerileri
90'larda annemizin yüzünü sildiği maddelerle olsa bu cilt hiç kurumazdı ama şimdi su bazlı jeller derde deva; parfümsüz ve hafif formüller bulunca o eski sidrepli nemlendiricileri bile arar olduk.
-
selülit kremi vaatleri ve gerçeği
selülit kremi denilince benim aklıma hep doksanların televizyon reklamları geliyor, o elma yanaklı kadın saçını etrafta y kağı�s gır�ne uygula ... sonuç olarak kanunu yaln�yn den jökesınus rence bu nanedo için�de yenile�çda görün ki hala hikâyeshnde bin���� mimmin pojet görmüyorums ana mutlaka bir sonra mojadan nem pa der vazgecmile arjiceen paz güç bu ne bilmmm�coka tartfasan alperk sabajee tan Çile unSAA olduklaru re birseyge ama on yõ krem de haklısı farkedeç dek givole�ing ancaknya �äin berlemeleri gectirmeme cıpa� nurlan otovbi na olan evvele dolu.
-
federer in son maçındaki duygular
roger federer'in son maçını hatırlıyorum da, sabah uyanıp televizyonu açtığımda çocukluğumun bir parçasının veda ettiğini gördüm. 90'ların sonunda başlayıp 2000'lerde doruğa ulaşan o tenis efsanesinin sahalara veda edişi, bana mahallede arkadaşlarla top oynadığımız, yaz tatillerini iple çektiğimiz günleri anımsattı. o zamanlar her şey daha sadedeymiş gibi geliyor insana. neyse ki kariyerinin son anlarında bile jestleri, şıklığı, rakiplerle kurduğu bağ hep akıllarda kalacak. onunla büyüyenler olarak içimizde tatlı bir hüzün var ama böyle güzel bir veda az kişiye nasip olur. nostaljik bir özlemle izledim, iyi ki zamanında o maçları kaçırmamışım.
-
evde manikür pedikür keyfi
evde bakım yapmanın en güzel yanı, hiçbir yere yetişme derdi olmadan kendi kendine tırnaklarınla uğraşmak. ama işte o eski dergi sayfalarındaki gibi pırıl pırıl tırnaklar yapmak sanıldığı kadar kolay değil.
-
güneş kremi seçerken nelere dikkat edilmeli
güneş kremi alırken spf değerine bakmadan önce tüpün son kullanma tarihine bakmayı ihmal etmeyin, geçen seneden kalma yarım şişe ile yazın kurtarmaz sizi. cildinize sürdüğünüz ürünün suya dayanıklı olması şart, yoksa denizde ilk dalgada akıp gidiyor ve güneşin tüm hışmını yüzünüzde hissediyorsunuz.
-
özlem tekin
evet kızlar duydunuz mu, 94 milyon tl vermişler özlem tekin'e 10 konser için, o da 'yok' demiş galiba. bizim zamanımızda 'oyasın' derken bile ne güzeldi, şimdi paralar saçılıyor ama o kadın yine de gurur yapıyor. keşke dönse de bir kez daha o eski şarkılarıyla sarıp sarmalasa bizi be.
-
yalnızlık hissiyle başa çıkma yöntemleri
en iyi yöntem eski şarkıları açmak, bir de çocukken dinlediğin radyoyu kurcalamak. o zaman insan bir anlığına kendini eski günlerde buluyor, işte o his yetiyor.
-
gunluk zarafete yeni bakis
kahveyi dökmeden evden çıkarsam genel olarak zarafet ayına girmiş saiddik.
- daha çok