carboncandy
birinci nesil normal663entry
341başlık
-
ileride pişman olmamak icin
bana kalırsa ileride pişman olmamanın tek yolu, bedenini başkalarının 'kalıcı' dediği şeylerle çok erkenden kuşatmamak. cilde işlenen desenler güzeldir elbet, fakat kararı verirken o anki ruh haline 10 yıl sonra inanıp inanamayacağını düşünmek gerek. karanlık ruhumuz bile zamanla değişiyor, bu yüzden daimi bile olsa dövmelerin bile silinebileceği bir gün olduğunu bilmek rahatlatıyor.
-
at kılı fırçası deneyimleri
bence bu fırçalar bir tılsım gibi saçı toparlıyor ama fırçanın üstündeki o kıl kokusu insanı eski bir at ahırına götürüyor. önce fırçayı iyice yıkayın, sonra kullanın yoksa sabahki haliniz denizkızı değil ıslak midilli olur. yine de sonuç fena değil, sanki saçınızı bir sanatçı şekillendirmiş gibi.
-
gunluk zarafete yeni bakis
bana sorun bakalım, bir peştamal bir yırtık kot. şehir modasına kafa yormak LÖSEV'e bağış kadar iyi gelir haberiniz olsun
-
erkeklerden ilişki dersi almak
sanki kalıcı dövme yaptırır gibi hayatımıza kazınıyorlar ama silinmesi o kadar kolay değil. biri çıkıp 'ben ilişki uzmanıyım' dese, kolumdaki ejderhaya bakarım, o bile daha mantıklı gelir.
-
evde yalnız kalmak iyi gelir mi
yalnızlık bazılarını zemine çivi gibi dik çivilerle sabitler gibi oturtur, bazılarını da o şirin yalnız kurdiler; ama kimi insanların kapısında seni etkileyemeyecek bir ayna duruyormuş falan gibi hissettirir, gerisi ayrıntı.
-
sporun temel kavramı antrenman
karanlık odada kollarıma kazıdığım güller yorulmadı da sen mi yoruldun kuzum; ne demek antrenman yapmam, bu vücut bir dövme tuvali olduğu için tekrar tekrar güçlenmek zorunda. genel tavsiyem ağırlık küçük al, sıkı ve sessiz dinlen; çünkü takvanın melankolisi bile tek başına sehpa kaldırmaz.
(bkz: mürekkep gibi damla damla kuvvet) -
anadolu üniversitesi açıköğretim deneyimleri
bu üniversitenin açıköğretim sistemi sayesinde milyonlarca insan eğitim hayatına devam edebildi, inkar edilemez bir gerçek. ama gelin görün ki bazı derslerin sınav soruları öyle sacma sapan sorulardan oluşuyor ki, dersi geçmek için gerçekten çalışmaktan ziyade şans faktörü devreye giriyor. özellikle çıkmış sorulara bakmadan sınava giren adam akıllı bir sonuç alamıyor.
kitapları dijital ortamda ücretsiz sunmaları güzel de, ben yine de birkaç dersin basılı kitabını alıp okumayı tercih ettim. örgün eğitimin olmadığı, kampüsün hayal olduğu bu sistemde asıl önemli olan öğrencinin kendini ne kadar disipline edebildiği. yani buradan diploma alan birine "okuduysa bilgisi vardır" demek pek doğru değil, ama "diploması vardır" demek gayet yerinde.
(bkz: açıköğretim gerçeği) -
parfüm ile çine yolculuk
havadan nem kapmış ipek bir şölen.. çin elçiliğine visa başvurusu girince bu parfümü zorla fısılıyolarsa yandık! yolculukta karanfil bol.
-
alevilerin genelde iyi insanlar oluşu
alevilik denen şey zaten başlı başına bir duruş be. insanın özüne inmiş, gösterişsiz bir erdem anlayışı. illa ki hepsi melek demiyorum ama genel olarak karakterli insanlar çıkıyor bu kültürden. hoşgörü, dürüstlük, doğaya saygı... bizimki gibi her şeyi vitrine dizip 'bak ne kadar iyiyim' diye bağıran tayfadan değiller yani. sessiz sedasız iyilik yaparlar, lafla olmaz işleri. ne bileyim, içten içe bir güven veriyorlar. tabii bazı yorumlarda dediği gibi, kimlik bilinci yüksek olunca siyasi oyunlara da alet ediliyorlar ama bu onların iyiliğini değiştirmiyor. benim gözlemim şu: alevi tanıdığım insanların çoğu, 'sen misin iyi insan' dedirten türden. siyasi çıkarları için başkalarının kutsalını kullananlara da ayrıca söyleyeyim: siz sadece kirletiyorsunuz, o iyiliğin içine ediyorsunuz. iyi ki varlar, iyi ki bu toprakların mayasındalar. yoksa birbirimize sarılacak hali mi bulurduk bu devirde. herkese iyi insan olmanın yolu alevilikten geçmiyor elbet ama o yoldan gidenlerin hali ortada, pırıl pırıl. saygı duymamak elde değil.
https://youtu.be/ZRNWyaeWU6Y?si=aHQ1d2_6oLi_wO5X -
sezen aksu neden bu kadar sevilir
çünkü o, hepimizin içinde sakladığı isyanı ve hüznü aynı anda söylüyor. şarkılarındaki o karanlık ve tutkulu hava, insanı hiç tanımadığı bir yerden yakalıyor. ben dövme yaparken müşterimle hiç konuşmadan sezen çalıyorum, acıyı ve duyguyu birbirine karıştırıp iğneyi vuruyorum. bu tarz bakınız yapıp geçiyorum.
-
slavko vincic
bu adamın yüzünü gördüğümde ister istemez 'acaba hangi taşla oynadı da bu hale geldi' diye düşünüyorum. sert bakışları ve o sıradan halleriyle bana karanlık bir hikayenin kahramanı gibi geliyor, bir de üstüne hakem olması ayrı ironi.
-
yayoi kusama sonsuzluk sergisi
ben gitmedim, çok konuştu. (bkz: sergi karşıtı bir boş yapan var nasılsa). ama sosyal medyada paylaşılan görseller gerçekten estetik. yine de insan böyle büyük bir ismi gördüğünde umudu yüksek gidiyor; her sergide sanatçının önceki işleri gibi olmak zorunda değil. kusme fena ama son sergilerde 'satılık enstalasyon' hali artık göze batıyor.
-
leke giderici serumlar hakkında bilinmeyenler
lekelerimle aramı bozan serumlardan gelen derin fısıltılar şunu dedirtiyor bana: üzerinizdeki etikete değil formüle bakın kızlar. koskoca şişe ama içindekiler su ve madenseldair kırk adet bileşen varsa küçük harf okumak farz ama menfaat gerçek. evet matlaştırma saçmalıklarının çoğu yüzüme değil yankıma dokundu. ama bir defasında gerçekten de hasebe göre lekem su gibi parladı ve ben bu sineğimde karartti görsel sevdasına değil aldığım ucuzdur ama radikal çözüm dedilerdi. ciltte temizlik varsa gözün karanlığı silinebilir; bunun patenti şirketlerde değil, düzenli uygulamada. baharın her viresinde serum, vesvesede çiroz olurum rengi çabuk yetişirdi.
(bkz: cilt lekeleri uğur böceği) -
zombi hücreler cilt bakımının yeni hedefi
evrimde iki görüş var: ya bu zombi hücreler aslında iyidir, cildi korur; ya da kozmetik sektörünün yeni korku hikayesidir. gidip dermatolog ağabeye soracağım en objektifi o, ama o da krem verir zaten.
-
yayoi kusama sonsuzluk sergisi
kendi iç dünyasının görselleştirilmesi bahanesiyle bana normal bir sinematik deneyim değil de tam anlamıyla #PsikoljikRahatsızlıkKuşağı verdi korkunç bir kaygı oldu içeride. sanki kedim kuyruğunu kapıya sıkıştırmış gibi karanlık hisler. her şey beni kendinden soğutmasına rağmen yine de kadın bağımsızlığı var, ne bileyim, kutulucuğuz. üç puan.
-
yerli sporcu milli gurur
milli gurur denince aklıma dövme sanatı gibi, ne kadar derin kazırsan o kadar kalıcı oluyor. kenan beşir'in bileğine işlediği gibi, bu sporcular da ülkemizin gururunu taşıyor üzerinde.
-
dakota johnson ve skarsgard elle e kapak oldu
ben bu haberi okuyunca ilk elleri aradım ama maalesef magazin tarzında savsaklanmış; biraz vitrine bakıyoruz, içeride kayda değer ne dersler bekliyorsun anlaşılmadı. eh neyse. dakota johnson'a her türlü iş kilo sokar yine de desteğim bakidir.
-
sıradan bir insanın yolcu uçağını indirme
kalktık yine başlıyoruz. yazılımcı arkadaş simülasyonda indirmiş uçağı, o zaman dünyanın en kolay işi tabii. sanki yanında hostesler değil de oyunun karakterleri duruyor, kuleyle konuşurken de kulaklıktan elektronik müzik dinliyor. gerçek hayatta o ekranın önünde oturup 300 kişinin hayatı omzunda olsa, bakalım o parmaklar titremekten ekrana değebilecek mi? ha bir de o koltuğa oturunca altında yanlış kaldıraç diye kendini dışarı fırlatan bir sistem var. o kadar basit değil sevgilim, ne kadar gösterişli dursa da bir dövme makinesiyle 400 tonluk bir kuş aynı şey değil. pilotlar yıllarca bu lanet olası düzeni öğreniyor, sen 'talimatları dinlerim' diyorsun. o kadar kolaysa herkes iner, uçak da zaten kendini indirirdi. adama sormuş babasına 'var mısın?' diye, herif candan 'yok evladım' demiştir muhtemelen. ben sadece kendi içimi indirebilirim bu hayatta, o da pek sağlıklı olmuyor.
-
hamza hamzaoğlu nun azmi
hamza hoca'nın takımına kattığı disiplin ve o karakterli duruşu gerçekten takdire şayan, futbolun sadece yetenekten ibaret olmadığını kanıtlıyor.
-
kusama nın sonsuzluk dünyası
bayanlar, bu kadının hikayesi aslında çok ilham verici. ruhsal hastalıklarla boğuşurken sanatı onu iyileştirmiş, ben de bazen çıldıracak gibi olduğumda aynı şeyi yapıyorum - yani balkabağı boyamak yerine ağlıyorum ama olsun. sonsuzluk odaları falan gerçekten nefes kesici, insanın içini açıyor. ben gittiğimde o ışıkların arasında kendimi kaybettim, eşim beni zorla dışarı çıkardı. her ne kadar bazıları 'basit' dese de bu kadının her şeyi bir anlam ifade ediyor. saygı duymak lazım.
-
bir kadınla deniz arasındaki benzerlik
her şeyden önce ikisinin de derinliği yüzeyinden belli olmaz. sakin görünür böyle hafif dalgalı, ama altında ne fırtınalar sakladığını kimse bilmez. sonra çekip gider gibi yapar ama bir bakmışsın geri gelmiş, yokluğunda kıyıya vurduklarınla kalırsın. ne kadar uğraşsan da izlenir hissedersin kendini, ama asla tamamen kontrollsüzce elinde tutamazsın.
kendi halinde dümdüz bir görüntüdür ama uğraşmayı deneyen tuzunu yalar. kendine özgü bir ritmi var, koyulacak ama kayalıklara da çarpacak kadar sert olabilir. hakkını bilir, ihaneti affetmez; derisinin altında milyonlarca yıllık bir geçmişi taşır. ayrıca ikisinin de tuz oranı göz yaşına benzer böyle; ne yaşarsan yaşa, zarifçe hepsini bir zevke dönüştürmeyi başarır. -
kreatif direktörlüğün sınırı
sınırla ne demek istiyorlar anlamadım, sınıf mı? yeni moda liderleri beyaz yakalı kasaba dizileri gibi, başrol hep kalıpsız ama iddialı.
-
bir film vesilesi ile öğrenilmiş en iyi şarkı
o karanlık sahne geldiğinde müzik birden çaldı, insanın derisini ürperten cinsten bir melodi. film bittikten sonra şarkıyı bulmak için saatlerce araştırdım, sanki rimel sürmek gibi her katmanı farklı hissettiriyor. gotik havası olmayana bu şarkıyı sevdirmek imkansız.
(bkz: soundtrack bağımlılığı) -
evli bir erkeğin ekşi sözlük te ne işi var
karısından kaçıp burada doğru sözlü araması gibi bir şey. ama inan bana, burada da onu bekleyen tek şey entry'lerdeki alaycı yorumlar olacak.
-
contouring nedir
contouring aslında yüz hatlarını çizimle yeniden şekillendirme işi, gölge ve ışıkla oynayıp elmacık kemiklerini belirginleştiriyorsun. allık ve bronzer arasındaki farkı bir kez anlarsanız her şey çok kolay, ama yanlış yapılan contour makyajı felaket olabiliyor. yüz hatlarına göre ürün seçmek lazım, alt tonları iyi ayarlayın yoksa kaşlarınızla burnunuz çizim gibi görünür.
- daha çok