• bugün (211)
  1. spor denince aklıma hep ortaokuldayken yapılan sabah sporları gelir, biz kız kıza müzikle ısınırdık ama abla abla sanki olimpiyat açılışı yapılıyor zannederdi. ilkokulda bacaklarımın arasına almadığım topla koşardım, o top önde ben arkada; herkes nereye gittiğimi anlardı yani. sonra zaman geçti, şu günlerdeysem istanbul'da haftada bir iki günler o lanet olası koşu bandına çıkıyorum, üstünde yürürken telefonu açmış adımlarımı ölçüyorum; telefonda patlayan mesajları okuyorum. en sinirimi bozan da o salak makineye göre başarıyı ölçmesi: hedef adım elbet belli, siteye 5400 ücretsiz filan çıkıyor, gitgide reklam baronu oluyorlar. ama yıllardır asıl unutulmaz spor anım hangisi dersen ortaokulda okul takımında sağladığım? kışın viski paltomla, gece helallikti, kaptan arkadaş topu havaya attı anlamadığım ve o arayı görünce nasıl hamle yapacağımı hiç çözemem, biz öyle toprak savaşı oynadık. her sabah cenk olurdu farklı verseler evden 'gelmiyorum, maç var' deyip ağlardım; annem süzgeçle öle et, ilk raundda yere serilenlerden birileri bir top kazanmak adına terciler. şimdilerde şehir insanları bir çadırda iklim sağlık bitiş derdim olmadan yoga yapıyor, ben hala elimde şişle salonun orta yerinde izliyorum. yazın bir an olsun oruç vaktinde yüzüyordum, topu gölün dibine batandı; kahveye kadar yüzmek şart filan, nice güzel günler ama. sporun ironisine bak: nefes almak için tank satışı var. öyle, işte unutulmaz spor anı filan dersen herkesin bedeninin bir süre köy ağılıyla şerhler kanuna aykırı hikayesi var. asıl marifet biz bu sunum koşu yarışlarında annenden başkası ne bilsin bu kadar acılı.

    (bkz: aklıma gelenlerin en güzelini ben)
   tümünü göster