• bugün (104)
  1. sabah sekiz buçukta köprüye girmeden önce kendime kısa bir film açıyorum telefonda, çünkü trafikte iki dakikalık yol için bir saatlik kuyruğa giriyorum. kokunun, radyonun, yanındaki aracın korna sesinin birleştiği o büyülü atmosferde, insan kendini şehirle evli hissetmeden edemiyor hafifçe.

    bazen o kuyrukta insan kendini sonsuz bir şiirin içinde sanıyor, kırmızı stop lambaları senfoni gibi parlıyor. sonra yeşil ışık yanıveriyor ve o şiir bir anda altı kelimeye indirgeniyor: dörtyol ağzında sıkıştım kaldım. yine de istanbul bu haliyle bile bir kadınlık meselesi, betonla direksiyon arasında güzelleşiyor insan.
   tümünü göster