• bugün (140)
  1. güneş kremi denince benim aklıma hep o dizideki sahne geliyor. hatırlarsınız, kahramanımız yaz ortasında deniz kenarında aşkını ilan ederken bir de bakıyoruz yüzü kıpkırmızı. meğer o sahnenin çekimleri için üç saat güneşte beklemişler. neyse ki bizde o kadar dram yok ama yine de korumasız güneşe çıkmak, tıpkı o dizideki yanlış anlaşılmalar gibi sonradan pişmanlık getiriyor. cildimiz oyuncu değil, her kızarmasında afişe çıkmıyor ama ileride lekeler, kırışıklıklar olarak geri dönüyor. ama en önemlisi güneş kremini sadece denize giderken değil, evde bile sürmek lazım. ben pencere kenarında çay içerken bile sürüyorum, camdan gelen ışık da yakabiliyor çünkü. yoksa sordum mu? dermatolog arkadaşım anlattı, ben de ona ‘tıpkı o dizideki gibi, her yerden sürpriz çıkıyor’ dedim. güldü ama haklıyım.
  2. eski bir antika gibi cildin de zamana direnmesi için doğru bakım şart. spf factörüne bakmadan almayın, geniş spektrumlu olsun ki hem uva hem uvb'ye karşı koruyabilsin. ayrıca cilt tipine uygun olanı seçmek lazım, yağlı cilde ağır krem sürersen zaten günün gerisi felaket geçer.