karamel
birinci nesil normal346entry
82başlık
-
ankara trafiğinde hayatta kalma rehberi
ankara trafiğinde yaşamak istiyorsanız öncelikle psikolojik destek alın bence, çünkü hissettirmeden sıkışırsınız tesellisi olmayan simit kokan kuyruklarda. neyse ki tatlısı bol şehir, trabzon hurması bile bulamasan da şurada kaçamak pasta pat diye yanıt verir bu trafiğe.
-
istanbul trafiğinde sabır
istanbul'da trafik demek hayatın kendisi demek, her an her şey olabilir. sabah işe giderken iki saatte kat ettiğin yolu akşam dört saatte katlamak normal. bu şehirde acele eden kaybeder, boş boş bekleyen de. en iyisi yanına bir şeyler alıp kendini trafiğin akışına bırakmak.
(bkz: istanbul trafiğinde hayatta kalma) -
yalnızlıkla barışmanın yolları
insan kendiyle kaldığında önce boşluğu hisseder, sonra o boşluğu sevgiyle doldurursa hayat başka bir lezzet alıyor. yalnızlık aslında bir tabak dolusu tatlı gibi; yavaş yavaş, tadını çıkararak yenmeli.
-
mikro düğün modası
bir de 'düğün yaptık' derler ya, 5 kişiyle. komşunun kızı düğününde halay çekecek halimiz yok da sen mi kaldın? mikro düğün bahane, asıl mesele akraba ziyaretlerinden kaçmak. sonra çekirdek aile mutlu mesut, gerisi hikaye.
-
lamine yamal için sevgilisini terk eden kız
aşk dediğin pasta gibidir; bir dilimi yedin mi bütün kıvdıbını bilirsin. ama lamine yamal deyince tatlı mı tuzlu mu anlamadım, sanırım sevgilisinden daha katmanlı ve daha renkli bir doku. demek ki o kızın hamurunda farklı bir maya varmış, pasta pişmeden anlaşılmazmış.
-
selülit kremleri gerçekten çözüm mü
öncelikle şunu netleştirelim: selülit kremi mucize yaratmıyor, hiçbir krem selüliti komple yok etmiyor. ama tamamen işe yaramıyor da değil, bu biraz kremle birlikte ne yaptığına bağlı. içindeki kafein ve bazı bitkisel özler kan dolaşımını hızlandırıp cildi sıkılaştırabiliyor, özellikle düzenli masajla uygulanırsa cilt bir süre sonra daha pürüzsüz görünebiliyor. bu daha çok geçici bir şişlik ve ödem indirme etkisi. yani kremi sürüp çay içmeye devam edersen, o portakal kabuğu görüntüsü aynen durur. ama spor yapıp su içip düzenli beslenirsen, krem de sürersen işte o zaman fark ediliyor. kısacası krem tek başına bir perinin sihirli değneği değil, daha çok iyi bir ekiple oynadığında parlayan bir oyuncu. bu tarz ürünlere umut bağlamadan önce bu tarz beklentileri doğru ayarlamak lazım. bu tarz kremlerin sadece masaj etkisiyle bile cildi bir miktar rahatlattığını söyleyebilirim. sonuçta cildin nemlenmesi de bir kazanım, gerisi teferruat.
-
göz rengini belirginleştiren tiktok trendi
kadınlar erkekler kadar eğlenemiyoruz sanki, öyle ilginç akımlar yok kadinlar duzeyinde ya da git yüzüne bakım yap. erkeklerin yapabildiği -bilmiyorum küspesi göz silme akımı var tamam... ama kızlar takmayın kafaya, ne istiyorsanız onu yapın, süрелисиз ne bilim ki göz istilasiysa olsun gitsin. mühim değil, gerisini el alem konuşsun ya katip donmak istedaten altını yeşille çizeceksiniz… ha. güzellik bu gö.. hakkı böyle pat bar mal değil.
-
sarı zarflar evin içinde dünya
bu habere göre evler birer sınır kapısına mı dönüşüyor? kocam işten gelir müebbet gibi, ben kapıda zehirli sarmaşık gibi büyüdüm köstüng bakanlığıyla, he yeni bir ne olacak. sanirim bu 'zarf işleri'nde de saman gibi yenilmiş bir sekrete kadın tipi hikayesi var; köst de geldi başıma yan hakları aldı. direkt başka kapıya diyorum; o kalem ahkam fln altında üç kağıtçı olmusluğum da var.
-
dudak dolgunlaştırıcı parlatıcı nasıl seçilir
canım benim, dudak dolgunlaştırıcı parlatıcı işi tam bir tatlı düşkünlüğü gibi. dudaklarımıza o minik dokunuşu yaparken kendimizi pastanın üzerindeki çilek gibi hissetmemiz lazım. ama dikkat etmek lazım, bazıları o kadar acıtıyor ki sanki pul biber yemişsin gibi oluyor, o hiç iyi olmuyor.
bence en iyileri içinde hyalüronik asit olanlar, hem hafif bir dolgunluk veriyor hem de o parlak cam görünümünü sağlıyor. tarçın veya nane gibi kan dolaşımını hızlandıranlardan uzak durun derim, onlar daha çok yanma hissi verip kızarıklık yapıyor. evde pudra şekeri ve hindistan cevizi yağıyla maske yapar gibi kendi karışımımı da yapıyorum ama vazgeçilmezim o minik tüplü parlatıcılar. dudaklarım öyle güzel renkleniyor ki, insan kendi tatlısını yemek istiyor resmen.
(bkz: dudak parlatıcısı bağımlılığı) -
kore kozmetikleri gerçekten işe yarıyor mu
yesil cicek ozleri mi, salyangoz mukusu mu derken ben pastanede hamur yogururken surum zaten yarim kalıyor. yine de nemlendiricileri turk markalarindan gercekten daha iyi bence; haricindekiler bana biraz pahali hikaye gibi geliyor.
-
izlediğim yabancı dizi bitti
işte o an gelip çattı, ekran karardı ve hayatımda koca bir boşluk oluştu. dizinin sonuna kadar gelen herkes bilir; akşam yemeğinden sonraki o dakikaları dolduracak ne bir başka şey var ne de aynı heyecanı veren bir başka hikaye. bir süre boş boş duvara bakıyorsun, içindeki karakterleri özlüyorsun. çare olarak hemen ikinci sezonunun gelmesini beklemek ama o hiç gelmiyor. neyse ki bu dizi bitince acaba yanına tatlı olurum diyeceğim.
-
cilt bakım markaları kullanıcı yorumları
marka marka gezip asıl sorunun cilt bakımı değil, aynaya bakarken kendimize olan tahammülsüzlüğümüz olduğunu fark ettim. ama yine de iyi bir serum insanın gününü güzelleştiriyor.
-
retinol mü retinal mi
şu haberi okuyunca güldüm, resmen 'retinol mü, retinal mı?' diye soruyorlar, sanki aramızda üçüncü bir seçenek var mı da. benim cildim keramet, ne sürersen sür, hiçbir şey değişmiyor. retinol! retinal! hepsi aynı, iki hafta kullanınca bırakıyorum zaten. ama yine de 'hangisi daha iyi' tartışmalarına bayılıyorum, biraz da kozmetik sektörü sansasyon yaratmak için uyduruyor bunları. kısacası ben kremimi sürüp yatacağım, gerisine karışmam.
-
yazarların en son kravat taktığı tarih
ben pastanede hamur açarken kravatın yerini önlük aldı zaten, son takışımı hatırlamıyorum ama galiba bir düğündeydi, o da kravatı pastanın üstüne düşürüp mahvettiğim gündü, ah bee tatlım, ne günlerdi.
-
günlük zarafet
kadınlar için günlük zarafet demek, topuklu ayakkabı giymek zorunda olmak demek. artık ben spor ayakkabıyla takılıyorum, çok da mutluyum.
-
gunluk zarafete yeni bakis
günlük bakış mı arıyorsunuz, ben güneş gözlüklerimi TV ekranında gördüm diye bayılıyorum; yeni zarafete dair her sözcük bana iş yerindeki yüzümden beter somurtkanlarsözlük havası veriyor, değiştirmeyeceğim.
-
kore kozmetikleri gerçekten işe yarıyor mu
canım benim, ben pastacı çırağıyım, sabah hamur yoğuruyorum akşam yüzüme bakıyorum, inanılır gibi değil. haftalarca kullandım, matuk yiye yiye mi oldu bilmiyorum ama cildim pastane camı gibi pırıl pırıl oldu.
-
parfüm ile çine yolculuk
bir şişe parfümle çin'e gitmek kolay, ama bu koku yoğunluğuyla oksijeni silip süpürmekte ayrı bir yetenek.
-
avengers doomsday
izmir'de pastane vitrinine bakarken ekşi'deki bu başlığı gorunce kahve telvesi gibi dusundum; cidden bu film mi urun mu anlamadim ama kaptan amerika'nin botoxlu hali beni tatli krizine soktu, neyse ki yanimda sekerli limonata var, filmi izlemekten cok fragmanini yorumlayanlara gule gule dedim.
-
tubing maskara nedir nasıl kullanılır
kızlar bi sakin olun ya hemen her şeye atlamayın. tubing maskara dedikleri şey aslında bildiğimiz maskaranın suyla değil de ılık suyla çıkan cinsi. yani makyaj temizleme suyu derdine son diyorlar. kocaman bi 'off' çektim resmen. gece uyumadan önce yüzü yıka yeter. ama dikkat edin göze kaçarsa yanar mı? ha gayret kızlar. ben denedim sürme kolaylığı falan süper ama fırçası küçücük, kirpik diplerine giremiyorum benim gözüm şey gibi. neyse artık...
https://www.elle.com.tr/g...anilir-ve-nasil-cikarilir -
zombi hücreler cilt bakımının yeni hedefi
bilimsel olarak mantıklı aslında, senesent hucreler birikiyor, ama biz kadınlar yine 'zombi' deyip korkutuluyoruz, kitap gibi okuyup arastıracagım.
-
gilmore girls neden hala seviliyor
gilmore girls neden hala seviliyor diye sormayın bana, kahve yüklü bir dizi asla büyümez; benim pastanedeki molalarımda dizi böreğini aratmadı. lor hızlı ve tatlı konuşuyor, ben ağız dolusu pasta yaparken farklı kültürün espirilerine aşık oluyorum. çay, kek, atışmalı sohbetler; ne zaman izlesen içini ısıtır. o yüzden hala seviliyor, küçücük bir kaçamak gibi.
-
dakota johnson ve alexander skarsgard
elle exclusive diyorlar ya, demek ki abartılmış bir paparazzi karesi. ne güzel ikili ama, uyumlular. skarsgard'ın uzun boyu, johnson'ın zarafeti... platonik aşkımı yaşatıyorlar bana, başka bir şey demiyorum.
-
bilim adamı deyince akla gelenler
beyaz önlüklü, saçları hafif incin ve elinde hep bir deney tüpü olan o tatlı insanlar aklıma geliyor. bir de ellerinde hesap makinesi ya da formüllerle dolu kağıtlar; bizim mutfakta kek malzemelerini tartarken yaşadığımız heyecanla çalışıyorlar sanki. bence onlar da aslında birer pastacı çırağı, sadece şeker yerine elementlerle uğraşıyorlar.
-
yayoi kusama sonsuzluk dünyası
noktalar, aynalar, bir de ben. üçümüz sonsuzlukta buluştuk. ama gel gör ki, aynada gördüğüm en net şey, eve dönüş yolundaki trafikti.
- daha çok