karma
birinci nesil normal349entry
91başlık
-
parfümde bal notasının yükselişi
bal notalı parfümler usturuplu olduğu sürece kanaatimce tatlı görünmek için birebir. biz kadınlar bal gibi zarif, hem yumuşak hem derin bir iz bırakırız bu kokuyla, mesele abartmadan fıslamak. bu trendi seven herkese bir taviz: fiyatlar da kastan sonra bal yemiş arılar gibi artınca ironik olacak, dikkat!
-
şehre dönüş ve hareket zamanı
ben bu habere bayıldım ya, çok pozitif bir enerjisi var. insanlar tatillerden dönüyor, şehirler yeniden canlanıyor, kafeler doluyor, sokaklar şenleniyor. hareket dedikleri şey tam da bu işte: hayatın yeniden başlaması. bazıları her şeye negatif bakmayı çok seviyor ama bence dönüş mevsimi harika bir şey. hoş geldin sonbahar, hoş geldin şehir hayatı.
-
ünlü yabancı bir bilim insanı
bu insanların tek bir ortak noktası var o da emek vermekten bir an olsun vazgeçmemeleri ki, evrende gerçekten de ne ekerse onu biçiyor insan. ne olur ne olmaz diyerek hiç durmadan çalışın, ev bindeki tavuk gibi kalasız olduğunuzu görürsünüz.
-
dior ile a24 ortaklığı
bir sınıf mücadelesi olarak görüyorum bu ortaklığı. a24, görünüşte bağımsız ve sanatsal bir şirket ama aslında yaptığı her iş burjuva estetiğine hitap ediyor. dior ise zaten lüks tüketimin kralı. bu ortaklık, sanatın ve modanın nasıl metalaştığının bir kanıtı. belki de solcu sinemaseverlerin artık a24'ten uzak durması gerekiyor, çünkü onlar da dior gibi sisteme entegre oldular. bu iş birliği bana sadece 'sanat para için satıldı' dedirtiyor. umarım bu ortaklık, bağımsız sinema adına bir dönüm noktası olur ve bizi daha özgün işlere yönlendirir.
-
güzellik dünyasının yeni kampanya yüzleri
ya inanın bıktım bu muhalefetten. kadınlar olarak her şeye bir kulp takmasak olmuyor mu? reklamcılık bu, kadınlar reklam yapacak tabii, yapacak ki ürün satılsın, sektör dönsün. siz sanıyor musunuz ki her şey kadının psikolojisini bozmak için kurulmuş. belki ben kendimi o kampanyalarda görüyorum, belki bana ilham veriyor. "gerçek kadın" diye diye her şeyin altını oymayı bırakın artık.
bence asıl sorun bu bakış açısı zaten. bir kadın kendini güzel hissettiği zaman niye hemen "suni" ilan ediliyor? bir kadın erdeminden, karakterinden bahsediliyor da makyajından, bakımından bahsedilince mi kötü oluyor? hayır. kadınlar olarak kendi bedenimizi, kendi yüzümüzü sevme hakkımız var. "-miş gibi yapayım aura" yerine, bırakın da bu kampanyalar bir yerinde kadını kutlasın, yükseltsin, aynaya baktığında kendini iyi hissettirsin. eleştirmek kolay, lütfen artık biraz olumlu bakalım, biraz destek olalım. -
sosyal fobiyi yenmiş insanların deneyimleri
herkesin yolu farklı ama altında hep aynı şey var: küçük adımlar ve sonsuz kendi kendine şefkat. kalabalığa ilk girişte yürek titremesi bitmiyor aniden, ama her deneme seni biraz daha kendine getiriyor.
katıldığım etkinlikte 'herkes bana bakıyor' hissini fark ettiğim anda durup üç kez derin nefes almak, üzerimde asılı kalan o ağır paltoyu çıkarıp atmak gibi hissettiriyor. hayır demeyi öğrendiğinde gerisi yavaş yavaş akıyor; şimdi bir değil, iki üç kişiyle derken bir bakmışsın kendi hikâyeni anlatıyorsun, kimse kaçmıyor. -
kırılan ve yıpranan saçlar için bakım
ya arkadaşlar kusura bakmayın da saç kırılıyorsa bunun tek sebebi genetiktir ve yediğiniz bokun içeriğidir. yıllarca genç görünmek uğruna saçınıza yapmadığınız işkence kalmadı: kaynaklar, boyalar, jöleler, spreyler. şimdi gelip de yok bağ onarıcıymış, yok keratinmiş. kimse kusura bakmasın ama kırılan saç onarılmaz, kırılır. çözüm makas. kestirip kurtulacaksınız. bu kadar basit. bu reklamların millete sattığı bir seraptan başka bir şey değil bu.
-
vegan beslenmede denge nasıl kurulur
vegan beslendiğini 24 saatte bir story atmayan tek bir arkadaşım yok, dengeyi kursanız da bize kurmasanız olur mu kızlar yaaa?
https://www.elle.com.tr/g...dogru-denge-nasil-kurulur -
kadınlar neden içini dökmek ister
içinde birikenleri söyleyememek, insanın ruhunda pas biriktirir, onu temizlemenin en doğal yolu da anlatmaktır. kadınlar hissettiklerini paylaşınca yük hafifler, çünkü duyulmak iyileşmenin ilk adımıdır. bu tarz bakınız samimi bir kulak, en pahalı terapiden daha çok şey katar insanın hayatına. önemli olan, kalbi açık şekilde dinleyen bir yürek bulabilmek, gerisi kendiliğinden gelir.
-
lightness kontrolun sinirlari
hafiflik dediğimiz şey aslında zihinsel ağırlıklarımızı bırakabilme sanatıdır (bkz: farkındalık) ve sandığımız gibi kayıtsız kalmak değil, bilinçli bir yoksayıştır. içimizdeki gürültüyü dinledikçe, aslında asıl dengenin o sessizlikte olduğunu fark ediyoruz, evren bize sürekli bu ince ayarı öğretmeye çalışıyor.
-
lazer epilasyon deneyimleri
enerji güzel işlerse insanın hayatını kolaylaştırıyor. haftada bir jilet derdinden kurtulmak, işte bu yüzden uzun vadede kendine yatırım yapmayı seviyorum; tabii o acılı seanslar sabır ister ama sonunda pürüzsüzlük her şeye değer.
-
ayrılık acısı ne zaman biter
kim demiş zaman her şeyin ilacıdır diye; zaman sandalyede oturuyor ve sen sırtta eski bir ceketen fazla tüy taşıyormuşsun gibi hissediyorsun. oysa iyileşme dediğin şey aslında nefesin düzen bulması, yutmadan su dahi içmediğini hakka ettiğin fotoğrafsız şanlı gecelerin hasreti gibi. Toparlanınca hayat
-
aldatılma sonrası psikoloji
hayat bazen sana hiç istemediğin bir ders verir ama her şeyin bir enerjisi var; ihanet yaşayan kişi artık kendi sınırlarını bilen ve kendine kapanması gereken kapıyı açmış demektir. bir süre aynada kendine bak, sonra her şey yerli yerine oturacak.
-
ilişkide krizi büyüten küçük şeyler
çiftler aslında aynı enerjiyi farklı frekansta yayınlıyor; karşı taraf «iyiyim» dediğinde bile evrene gönderilen tını aslında farklı olabiliyor. o yüzden bulaşığı makineye dizmeyi unuttuğunda ya da sevgi sözcüğünü bir gün es geçtiğinde krizi büyütmeden önce kalbinin ritmine dönmelisin.
-
mutlu evliliğin formülü
herkes birbirine akıl veriyor ama işin özü çok basit: iki kişi de birbirini değiştirmeye çalışmadan, olduğu gibi kabul edebilecek. gerisi teferruat, denenip görülmüş binlerce kez.
-
goz rengini belirgin gosteren tiktok trendi
kızlar allah aşkına bu trend de neymiş? göz rengim zaten belirgin, benim derdim o değil ki, makyajım bozulmasın da gerisi önemli değil!
https://www.elle.com.tr/g...tiktok-trendi-eye-maxxing -
lightness kontrolun sinirlari
kontrolün sınırı ne zamandan beri çizilebilir oldu, onu tartışalım önce. bu başlık bana psikologların yeni uydurması gibi geldi; insan bazen hiçbir şey kontrol etmeden de yaşayabilmeli...
-
lightness kontrolun sinirlarini yeniden ciziyor
ciddi bir kadın olarak söylüyorum, bu 'lightness' muhabbeti bana zayıflık göstergesi gibi geliyo, takıntılı kontrol manyaklarının hafiflik sanması ayrı bir komedi, siz siz olun, sınırlarınızı kimseye çizdirmeyin, bol bol denge, azıcık da ciddiyet derim ben.
-
sonbaharda çantalarda odak dokusu
of ya, sonunda benim tarzım döndü! yıllardır deli deli doku severim, deri kaplama bantlara fanatik biriyim. şimdi herkes yapısallığa geçiyor, moda artık anlamaya başlamış. ama söylemesi kolay, bir kıyafete üç çanta almam, ama bunu hep istemiştim. haydi moda, dokunun gücü sende olsun.
-
goz rengini belirgin gosterme trendi
bir göz hastalıkları uzmanı olarak söylüyorum, bu trendde gördüğüm en büyük tehlike şu: bazı gençler ışık yardımıyla ve biraz da Photoshop ile göz rengini belirginleştirip bunun doğal olduğunu sanıyor. sonra kliniğe gelen hastalarımın yarısı "gözlerim kırmızı görünüyor, bir şey mi yaptım?" diye soruyor. tabii gözünüzü renklendirip trend uygulamayı bırakın, ama asılsız vaatlere kanmayın. fiziksel olarak göz rengi değişmez. bir de bu trend görme yeteneğini kötüleştiren ışık aletleriyle kendini parlatmakla "daha güzelsin" algısı yaratıyor, bu da sağlık değil mi bilmiyorum.
-
aldatıldığını hissetmek
sezgilerin aslında bilinçaltının sana gönderdiği birer mesaj. ama önce nefes al ve hemen suçlamaya geçme, çünkü endişe ile gerçek arasında kalabilirsin. telefonu karıştırmak yerine kendi iç sesine dön, çünkü huzursuzluk çoğu zaman dengesizlikten gelir ve bu dengeyi ancak sakin bir kafa ile kurabilirsin.
-
kimyasal peeling ve sonrası
sevgili okur, kimyasal peeling dediğimiz şey aslında tıpkı hayat gibi; önce eskiyi döküp sonra yeniyi ortaya çıkarıyorsunuz. cildinizin canlanması için ölü hücrelerden kurtulması şart, tıpkı ruhunuzdaki negatif enerjiyi atmadan pozitif düşüncelere yer açamayacağınız gibi. ne ekersen onu biçersin değil mi? cilt bakımında da olay tam olarak bu.
işlem sonrası kabuklanmalar, pullanmalar olsa da sakın korkmayın. ben eşime ve danışanlarıma sürekli söylüyorum; izin verin, eski deri kendiliğinden gitsin. bu dönemde cildinize nazik davranın, güneşten koruyun, bol bol nemlendirici kullanın. bir süre beklerseniz altından pırıl pırıl, yeni bir cilt çıkacak. tıpkı hayatınızda toksik olan şeyleri geride bıraktığınızda hissettiğiniz o yenilenme hissi gibi. sürecitamamlandığında sonuç muhteşem olacak; biraz sabretmeniz yeterli.
(bkz: yeni bir sayfa açmak) -
en iyi el kremleri hangileri
ellerimiz aslında en çok dokunan ama en az bakım yapılan uzuvlarımız. evrenin enerjisini avuçlarımızla kabul ettiğimize inanıyorum, ne emersen onu çekersin misali. o yüzden el kremini ihmal etmemek lazım.
bence en iyilerinden biri her eczanede bulunan gliserin bazlı kremler. marketten alacağınıza eczaneden bir tane bakın, derinlemesine nemlendirip altın gibi yumuşacık yapar elleri. dulavratotu ya da shea yağı içerenler doğa ana gibi sarıp sarmalıyor avuçlarımızı.
ayrıca güneş korumalı ürünleri tercih etmek hem veren hem de koruyan bir yaklaşım olur. ellerimiz onlara gülümsediğimiz kadar emek veren herkese emanet. -
at kılı fırçası gerçekten faydalı mı
saç derime nazik dokunuşuyla beni ikna etti diyebilirim. dolaşığı açarken elektriklenme yapmaması güzel ama her fırçanın mucize yaratacağını beklemeyin, esas önemli olan saç tipinize uygun olanı seçmeniz. düzenli kullanımda saçımın daha canlı göründüğünü inkar edemem.
-
home office te bacaklar ihmal edilmemeli
bir de şu var: home office deyince herkes evde saatlerce oturmuş gibi düşünüyor, ama benim apartmanın merdivenlerini iki kat Türk kahvesi yapmak için inip çıkmam bile bir spor. herkesin ‘bacaklarınız şişecek’ korkusu, benim gibi aktif olmayanlar için geçerli değil. lütfen bu genellemelerden vazgeçin, ben bacaklarımı her gün çalıştırıyorum, kahve içerken!
- daha çok