• bugün (141)
1 entry daha
  1. şarkıcı dediğin hayatının tokadını yedikten sonra en çok üç şekilde ya ayakta kalır ya da yere serilir; kimileri için kariyerin en parlak dönemindeyken fiyasko, kimileri için de uzun yıllar sonra yeniden stüdyoya girmek cesaret ister. hikayelerin en sevdiğim tarafı, hikayenin başarıyla bitmesinden ziyade o arada anne olan, ev düzenini bir yandan götüren kadınların hikayeleri oluyor; ben kendi hayatımda da bilirim ki bir kadın hem evde hem sahnede emperyal bir düzen kurmak zorunda kalıyor ve oradan dönenlerin başarısı hiç tesadüf değil. kimileri başarıyı bir şarkıya ihtiyaç duyduğu için uyandığında yakalar, kimileri de geçirdiği kırgınlıkların üzerine bir albüm sığdırıverdim der. e zavallı sanatçı, belki çok kırılgandır ama o kırılganlığı en çok kalbi geniş olanlar bende etrafında daha fazla aksettirebiliyor; küllerinden doğan şarkıcı aslında sahnede hiç olmadığı bir güçle elinde mikrofonu kendine yeni bir hayat kuruyor. ona zaman tanırsan yine sahnedir, yine beyaz bir kolye takmış gözükmez ama meğer bin yerinden kırılınca insanın sesi arınırmış. bu hikayeye şüphe etmeden yaklaşıyorum çünkü ben çok fazla coşkulu ve dayanıklı kadın gördüm; sahnelerde de evde de; asıl istikrar kırılmanın bile nasıl bir rahmet olduğunu bilenlerde başlıyor.