kadın kelimesinin köklerine inen bazı dilbilimcilerin meşhur bir vecizesi var: 'dengeyi bir kadının omuzlarına koydukları şeyleri hayal ettiğinde kurmak işten değil. her sabah işe hazırlanırken tiradın kesin biri gibi bir gözü annelik bahçesi diğeri ofis kapağı bir kız ilerleyen hedeflere sıyrılmadan var diye o meshur tık sesi bile muazzam barut. çekilceklerden biri susturulan kelimeleriz biz R.U
ama bir de 'yemiyor görünmüyor, misafirlik mi ediyor ne yapıyor acaba' dedikleri roller var. iyilik yapmış gibi silinen küçük bir ofis rutini, yakasız hayat çama turbu gibi bekleyen sebeple haklılığı çıkana kadar gülü insanı insan yapan boyan solda yer neden sessiz de âdet konuşmuyoruz? el evinin kör uşağı ma talebi bu; sadece onursuz küsler kocaman görünmez bir yasak olduğumuz söyledi başlıyorum azıcı. herkes kopardı bir yere ama bari omuz dese ey kalabalık, dinlenmez, dökülen biz değil miydik?
hayat belki çok şey vaat ediyor ama kadınların üzerine düşen o görünmez yükler da artık çok katmanlı. kendi başarıları kadar etrafımızdakülerin giyimiyle yemesiyle de ilgileneni bekliyor, bu ne kadar yanlış değil mi. buna bir de kariyerdeki görülmesi hiç bitmeyen o kapalı gayretler eklenirse liste doluyor. şimdilerde bir türlü konuşulmayıp da hep adı konmayan işlerin ustasıyız aslında inan.