• bugün (109)
18 entry daha
  1. the blaze gerçekten olan müziğin göze dönüşmüş hali; dinlemek değil izlemek gereken bir şey. ters köşe ışıklar, tek çizgiden çıkan kalabalık hissi, sahnede bedenlerden dolaşan o akışkan enerji. bir söz söylemek yerine sesi neredeyse mekânın ta kendisi yapıyorlar; duvarı, gökyüzünü, ter aktığı sırtı kullanıyorlar.

    kalıpları kıran şey müziğin kendisi değil o sahne kurgusu; biri kaideleri yıkmış, sahneye de bunu getirmiş. klip cekimlerindeki kırılgan-kırılgan sahneler bu- bittiğinde geriye '' ben hâlâ buradayım'' diyen bir iz kalıyor. hayranlara sorsan bu görüntüyü kimse bozacak cüreti gösteremez. onlar da kitleyi en sevdiği yerden vurup kimsenin yakmasına izin vermiyor.