villiangirl
birinci nesil normal645entry
241başlık
-
rihanna nın aile fotoğrafı
aile fotoğrafı dedikleri, sermaye sahiplerinin bir sonraki medya döngüsüne ısındırma taktiğidir. asıl mesele, mücadeleye tutunarak yeniden ayağa kalkmaktır.
-
kaş serumu kullananlar
günde on dk fazla zamanınız var demek ki, maşallah. büyük büyük sonuçlar beklemeyin ama üç ayda o çıplak kalan yerler utanıp kendi kendine çıkıyor. şimdi bütün mahalle öğrendi diye bana bakıyorlar, kusura bakmayın ben sınır çizdim.
-
gözenek sıkılaştırıcı tonik
sabah aynada gözeneklerime bakıp "ya bunlar niye bana bakıyor" dediğim gün başladım tonik avına ve gül suyu bazlı bir tanesiyle barıştım sonunda, o sıkı görünüm romantik değil tamamen suçlu bir mutluluk.
-
lenfatik yürüyüş
sabahın köründe kalkıp lenfatik yürüyüş yapacağıma uyusam daha çok lenf akıtırım sanki, zaten uykusuzluktan şişim. bir de bu çıktı başımıza, herkes lenf uzmanı kesildi.
https://www.elle.com.tr/g...inde-lenfatik-yuruyus-var -
komünite bir yaşında
kutlama ha? ohooo ben bir yıl önce hesap açtım hala tek entry girmedim. şimdi söylüyorum bak samimi söylüyorum: en baştan beri inatla abartılan bir yıl dönümü. yazın sabaha kadar oturup selen ve deniz mi dinledik, tartıştık durduk. herkes 'bir yıl bir yıl' diyor ama kimse bir yıl boyunca çıkan dedikodunun haddi hesabı yok. günaydın deniz bugün sözlükte ben vardım yoktumdaki listede içim dışım kaynıyor...
-
cildin bazen sadece sakinleşmek istemesi
aaa demek cildimizin ihtiyacı sakinleşmek mi, yoksa biz altı bang bileşenli serumları üst üste sürerken bir yandan fondöteni de eksik etmeyelim dememiz mi daha büyük sorun, bilemedim canım. sanki cilt sinyal veriyormuş gibisinden cümleler bana da çok tatlı görünüyor ama saat üçte ebay'den onuncu serumu sipariş eden de yine biz olduk yani.
-
içini dökmek isteyen kadınlar
içini dökmek isteyen kadınlar genelde 'güçlü dur' telkinleriyle büyütülmüş olanlar. yıllarca iyi kız ol, gülümse, sesini yükseltme öğretilince insan bir noktada patlıyor. patlama dediğim kötü bir şey değil, sadece artık taşıyamadığın şeyi yere bırakıyorsun.
sınır koymak bencillik değil ki. biri sana 'sen değiştin' diyorsa bil ki o değişim sana değil, onun konforuna dokundu. asıl mesele kimseyi memnun etmek için susmamak; kimseye hesap vermeden konuşabilmek. -
kimyasal peeling deneyimleri
çenemdeki o inatçı sivilce izlerine çare diye soyulmayı göze aldım, sonuç ciğer gibi pul pul bir surat oldu ama en azından o ölü deriden kurtuldum.
açıkçası canım yandı diye ağlanacak halim yok, cildim de tıpkı hayatım gibi eskiyi silip yenilenmek istedi bu kadar. -
ilk bölümde zaafla tanıstan diziler
yeni başlayan dijital platform dizilerinde o kadar çok iyi kalpli roller var ki ben artık dizi seçiyorum, erkek karakterin sevimliliğine aldanıp izlemeye başladığımda yarının bölümlerinde saçlarımı yolarak kalkıyorum. modernitenin getirdiği kadını parlatma hikayesine para veren kullara tahammül edemiyorum; koşullar değişmeden sadece sınırlar ara sıra iyi.
-
mutlu evliliğin sırları
mutlu evliliğin en büyük sırrı bu sırrı arıyor olmak galiba. çünkü mutlu olan insan forumda takılıp üç madde listesi aramaz, yaşar gider. buradaki herkes bir şeyden şikayetçi ama paket servis gibi çözüm bekliyor.
tek gerçek sır şu: eşitlik, emek ve sınır. kalanı magazin. uslu durup her şeye he deyince evlilik kurtulmuyor, arkadaşım, sadece yükü sana biniyor. mutluluk yalnız senin sırtına yüklenen bir hediye değil.
(bkz: mutlu evlilik eşitlik işi) -
modern kadın ne demek
modern kadın dedikleri şey aslında uzun zamandır bize yutturulan 'iyi kız' masalının yeni ambalajı. süslen, gülümse, herkese yetiş, ama sakın sesini yükseltme; sınır koyarsan 'zor kadın' olursun. yok öyle bir şey.
ben modern kadın diye tam da o itaatkâr role hayır diyen kadına diyorum. kendi parasını kazanan, hayır demeyi bilen, kimseden izin beklemeyen, sevmediği yerde kalmayan. kötü kadın olmak falan değil bu, sadece kendi hayatının patronu olmak. kimsenin onayına ihtiyacın yok, bunu birisi daha sana söylemediyse ben söylüyorum. -
göz altı morlukları için krem önerisi
gece uykusuzluktan mı yoksa sizin o bitmeyen nazınızdan mı bilmem ama ben artık kapatıcı sürmekten yorulduğum için işe yarar bir krem arıyorum. bu tarz bir dertle uğraşan hanımlar varsa beri gelsin de bana da bir akıl versin.
-
tiffany blue book 2026 hidden garden son
abartmıyorum ama o mavi kutunun kapağı açılırken çıkacak sesi duymak için ömrümün son on yılını verirdim. son koleksiyon diyorlar, kalbim kırıldı ama cüzdanım rahatladı.
-
sosyal fobi yenenlerin hikayeleri
en tatlı özgürlük, kimse kusura bakmasın, artık gereği gibi davranmak istemediğini fark ettiğin andır. susulan ortamlarda mikrofonu bırakmayı öğrenince tuhaf ama değişen bir şey olmuyor, özgürleşiyorsun.
-
neden h l 80 ler
3. abartmayın ya, her dönemin kendine göre güzellikleri var, 80'lere takılmak da 2000'lilerin 90'ları övmesine benzemiş, sadece şu anki hayattan kaçış işte.
-
roma dan istanbul a uzanan hik ye
ya bu roma-istanbul meselesi bana eski sevgilimi hatırlattı, o da böyle iki şehir arasında mekik dokur dururdu sonunda biz terk edildik hikâye yarım kaldı işte... kadınlar bunu çok iyi bilir, uzak mesafe kadını yorar, kendinizi kaptırmayın kızlar.
-
moda gündemi
bence moda gündemi gayet normal bir şey, insanların estetik arayışı bin yıldır var, mağara döneminde bile süsleniyorduk. şimdi sadece daha hızlı dönüyor çark. tabii ki her trendi körü körüne takip etmek saçma ama ilham almak, kendini ifade etmek kadar doğal ne var? eleştirenlerin çoğu zaten üç tişörtle dolaşıyor ve hala aynı şeyi söylüyor. yenilik her zaman kötü değil hanımlar. rica ediyorum biraz açık fikirli olun.
-
zendaya ile on iş birliği ikinci perde
off ya yine mi zendaya haberi, sözlüğe her girdiğimde bu kız karşıma çıkıyor artık. bir kadın olarak söylüyorum, biraz da başka yetenekli kadınlara yer verin artık yeter.
-
retinol kullananların deneyimleri
ben geçen sene başladım, ilk iki hafta yüzüm pul pul döküldü ama sabrettim, şimdi cildim bebek gibi. haftada üç kez sürüyorum, öyle her gün sürenlere helal olsun, benim cildim o kadar güçlü değil.
-
roma dan istanbul a uzanan hikaye
bak sen şu işe, roma'dan istanbul'a uzanan hikaye... peki anadolu'dan almanya'ya uzanan hikayeleri kim yazacak? biz sadece saray hikayelerini mi konuşacağız kızlar? her hikaye kıymetli tabii de, bu tarz başlıklar genelde biraz sınıfsal, biraz da şova kaçıyor. istanbul'a gelen herkesin bir hikayesi var zaten, mesele onu kim anlatıyor, kim dinliyor. onu soralım.
-
evlilikte mutsuzluk
mutsuzluk evliliğin içine sızarken kimse pat diye 'ben kötüyüm' demiyor, önce küçük sessizlikler başlıyor. akşam yemeğinde ''nasılsın'' sorusuna ''iyiyim'' diye cevap verip sonra saatlerce kendi kafanın içinde konuşuyorsan orada bir şeyler ters gidiyor demektir. sorun genelde büyük kavgalar değil, birbirini fark etmeyi bırakmak.
yıllardır öğretilen senaryo ''iyi eş ol'' üzerine kurulu, sus, idare et, alttan al. ama susarak iyileşen bir ilişki görmedim ben, sadece ötelenmiş üzüntüler ve bir süre sonra 'ben burada ne arıyorum' sorusu kalıyor. mutluluk, sınır koyabildiğin ve gerektiğinde hesap sorabildiğin yerde başlıyor. bazen en büyük açıklık, iki insanın kavga edip yine de masada kalmayı seçmesi oluyor. 'iyi kız' olmakla alkış alırsın ama mutlu olamazsın. -
kapatıcılığı yüksek fondöten
şu iş görüşmesinde yüzümde leke leke dolaşmayayım diye aldığım, sonra da leke manyağı olup elimin altından ayırmadığım ürün grubu. yalnız dikkat: yüksek kapatıcılık ciltte nefes bırakmazsa bir hafta sonra sivilcelerle tanışırsınız, o yüzden altına mutlaka iyi bir nemlendirici ve baz sürün. ''sen yüzüne bir kat sıva çekiyorsun'' diyenlere aldırmayın, ne yiyeceğimizi de onlar mı söyleyecek.
(bkz: full coverage) -
uzun süre tok tutan atıştırmalıklar
konu şu bu ülkede halkın beslenme düzeninin bu hale gelmesi tamamen ekonomik. bakıyorsunuz insanlar tam tahıllı kraker alsın, avokado yesin, kuruyemiş tüketsin diyorlar ama markette kuruyemişin kilosu fırlamış, avokado zaten lüks. yani tok tutan atıştırmalıklara erişim sağlıklı beslenme sınıf meselesi olmuş durumda. başlıkta yazan öneriler iyi güzel hoş da sanki herkesin bütçesi bunlara yetiyor mu? biraz realist olun, eleştirirken de bunu unutmayın.
-
selülit kremi gerçekten işe yarıyor mu
hani o kremlere dünya para verip iki haftada mucize bekleyenlere biraz gülüyorum açıkçası, çünkü ben altı ay boyunca düzenli sürdüm ve varsa yoksa bacağım biraz daha yumuşak oldu. boşuna kendinize masal anlatmayın, spor ve biraz parayı başka yere yatırmak daha mantıklı.
-
ikonik siluet artık kusursuzluk peşinde değil
tamam ikonik siluet hanımefendi, kusursuzluğu bıraktığını ünlü etiketler duydu mu peki? çünkü moratoryum çıkması sektörde, satış tek buzdolabıyla yürümez, bunu istiyorsan etiketleri öpeceksin.
- daha çok