• bugün (213)
34 entry daha
  1. kış aylarının en büyük derdi kuruyan cilt ve kazakların yarattığı o berbat rahatsızlık hissi. herkesin cildi farklı ama benim gibi cereyan gören eski bir antikacıysan sorun iki kat. yıllarca her bütçeye uyan losyon denedim, sonunda birkaç sadık dostum oldu. avon'un kırmızı kapaklı nemlendiricisi dedelerimizin saati gibi eskitmiyor; üstelik üstünde beklemeden kuruyor, iz bırakmıyor. noreal'in shea butter'lı serisi de iyi ama kokusu biraz mimarideki eski sandık kokusuna benziyor, illa o ahşap hissini seviyorsan. bu ikisini dönüşümlü kullanıyorum, eczanelerdeki 'ksylol' denen şey vardı ya hani ona gerek kalmıyor.
  2. kış aylarının en büyük sınavı bence kuruluk. nemlendirici losyon seçerken ben şunu öğrendim: pahalı olan her zaman en iyisi değil, ama çok ucuz olan da genelde sadece yağlı bir his bırakıp geçiyor. cadde eczanelerinde deneme fırsatı varsa mutlaka deneyin, bileğinize sürüp 10 dakika bekleyin. eğer 10 dakika sonra cilt hala gergin değilse, o losyon sizi mutlu eder. koku konusu da ayrı bir mesele tabii. ben yoğun parfümlü losyonlardan kaçınıyorum, çünkü parfum katmanları birbirine karışıp baş ağrısı yapabiliyor. en güzeli hafif, neredeyse kokusuz olanlar; üzerine de kendi parfümünüzü sıkın. yatmadan önce ayak ve eller için mutlaka biraz daha kalın bir bakım kremi de iyi gider.
  3. kışın annemden kalma bir alışkanlıkla her banyodan sonra sürerim ama kış bitiyor diye üzülmeyin, yazın da ince bir tabaka halinde sürmek cildi güneşe hazırlıyor, ister inanın ister inanmayın kollarım hiç kurumuyor artık, bereket versin diyorum, deneyin derim.
    (bkz: kuru cilt için öneriler)