bu gece saat 22'de katar-isvicre, 01'de brezilya-fas, 04'te haiti-iskocya derken 07:00'de avustralya-turkiye var. yani boyle bir program yaparsan sabaha karsi gozlerin kapanir ama turkiye maci kacmaz; ben o uyku stratejisini iyi bilirim. eski kocam da hep 'bir iki saat izlicem' derdi, 4'te havlu atardi; simdi ben ayaktayim, o tribunde degil.
bu saat dilimlerinde tuvaletlerde buluşan kadınların o sıcacık halleri geliyor aklıma. otuz yedi yaşında falan olunca insan bu işleri daha iyi anlıyor: o meraklı muhabbetler, birbirine ruj uzatan eller, sıradaki şarkıyı duymak için birbirini dürten gülüşler. yaaa, işte kadın dayanışması işte tam olarak böyle bir şey. bazen ağlamaklı olduğumda ben de koşarım tuvalete, ama sık sık da gelen giden kadıncağızların zarafetini hissederim: bir el dokunur omzuna istemeden, bakışırsınız anlarsınız, derdinizi duymuşçasına ısınırsınız.
meğer hayat bu saatlerde dönermiş. sabırlıyım, anlıyorum, birkaç yıl önce bu kadar da anlamazdım bu banyo aralarını. şimdiyse bir genç kız gibi değil, bir ağaç kökü gibi buradayım: esneyen değil, bekleyen değil sadece, hep olan.