• bugün (135)
  1. einstein denince hep saçı, dili ve e=mc2 si akla gelir ama bu adam aslında bir o kadar da sempatikmiş. çorap giymeyi sevmediğini duyduğumda kendime çok yakın hissettim. yazın ben de sürekli terliyorum ve o incecik çoraplar insanın ayağını boğuyor. adam haklı yani.

    ayrıca doktorlukla pek alakası yokmuş gibi görünse de, bilim adamlarının da insan olduğunu hatırlatıyor bize. keman çalarmış, yelkenli kullanırmış... yani aslında cilt bakımı yapan, yürüyüşe çıkan, huzuru küçük şeylerde arayan biriymiş. bu da her sabah yüzüme nemlendirici sürerken içimi ısıtan bir düşünce oluyor.
  2. bana sorarsanız herkesin kapı eşiğinden bulacağı cinsten; ben iki tanesini antika vazo koleksiyonu arasında buldum. bu adam patent bürosunda memurken zamanın tablosunu baştan yazmak yerine görmezden gelinen eşyaları eline almayı bilenlere ders vermiş resmen. saati - o meşhur iğneyi bulduran sahibine göre - yanlış bilinen her şeyin göreli olduğunu anlatırdı.
    ömrün başına ve sonuna baktığımda en garip detay gayet pratik bir adam olması. ama bir o kadar hoyrat; yani elimde yüz yıllık döner sandalye vizesiz diye yutturulamaz. enteresan köşeler var: kafasını sıvazlayan folyoya kadar birçok yerden bulursunuz. müthiş diyorum klasikle başlasın son söz hissim hep odadakilere giderdi olsun gareziyle tarih antika vitrinine girmiş adam bence.
    (bkz: deli suduri sarfi)